Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Abdulcabbar Kartal, kolon kanseri vakalarının genç yaş gruplarında artış göstermesi üzerine uluslararası tarama standartlarında değişikliğe gidildiğini duyurdu. Yeni kılavuzlara göre, ortalama risk grubundaki bireyler için taramaya başlama yaşı 50'den 45'e çekildi. Aile öyküsü bulunan veya genetik yatkınlığı olan kişilerde ise bu sürecin çok daha erken başlaması gerektiği belirtildi.

İş dünyasında gözaltı depremi! Altınbaş ve Titanic Hotel yöneticileri gözaltında
İş dünyasında gözaltı depremi! Altınbaş ve Titanic Hotel yöneticileri gözaltında
İçeriği Görüntüle

Hastalığın gelişiminde yaş ve genetik yatkınlığın yanı sıra yaşam tarzı da belirleyici bir rol üstleniyor. Açıklamalara göre aşırı kırmızı et ve işlenmiş et tüketimi, obezite, hareketsizlik ile tütün ve alkol kullanımı riski artıran temel faktörler arasında gösteriliyor. Sağlıklı bir diyet ve aktif bir yaşam tarzı riski düşürse de, bu alışkanlıkların düzenli tarama testlerinin yerini tutmadığı ifade ediliyor.

BELİRTİ OLMADAN KANSER GELİŞEBİLİR Mİ?

Kolon kanseri, kalın bağırsak iç yüzeyindeki hücrelerin kontrolsüz büyümesiyle ortaya çıkıyor ve erken evrelerde genellikle hiçbir belirti vermiyor. Hastaların en sık düştüğü yanılgının, şikayetleri olmadığı için bağırsak sağlığının yerinde olduğunu düşünmeleri olduğu aktarıldı. Dışkıda kan görülmesi, bağırsak alışkanlıklarında kalıcı değişiklikler, açıklanamayan kilo kaybı ve nedeni bilinmeyen demir eksikliği anemisi gibi durumların mutlaka uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.

KOLONOSKOPİ KANSERİ NASIL ÖNLER?

Bağırsak iç yüzeyinde oluşan ve polip adı verilen yapılar, yıllar içinde kanserleşme potansiyeli taşıyor. Kolonoskopi işlemi sırasında bu polipler henüz tehlikeli boyuta ulaşmadan tespit edilerek aynı seansta vücuttan çıkarılabiliyor. Dışkıda gizli kan veya DNA arayan testler tarama amaçlı kullanılabilse de, uzmanlara göre pozitif bir sonuç durumunda kesin teşhis ve müdahale için kolonoskopinin yapılması zorunlu hale geliyor.

TEDAVİDE HANGİ YENİ YÖNTEMLER KULLANILIYOR?

Erken evrelerde temel tedavi yöntemi olarak cerrahi müdahale öne çıkıyor ve tümörlü bölge çevresindeki lenf bezleriyle birlikte alınıyor. Günümüzde laparoskopik ve robotik cerrahi gibi kapalı yöntemler, hastaların daha küçük kesilerle ameliyat edilmesini ve günlük yaşama hızla dönmesini sağlıyor. İleri evre vakalarda ise tümörün genetik yapısı incelenerek doğrudan kanser hücrelerini hedef alan akıllı ilaçlar veya bağışıklık sistemini güçlendiren immünoterapi yöntemleri devreye giriyor.

LİKİT BİYOPSİ TAKİP SÜRECİNİ NASIL ETKİLİYOR?

Tedavi sonrasında hastalığın nüksetme riskini izlemek için standart muayene ve görüntüleme yöntemlerine ek olarak likit biyopsi teknolojisi üzerinde yoğun şekilde çalışılıyor. Kanda dolaşan tümör DNA parçalarını arayan bu yöntem, geleneksel testlerin henüz saptayamadığı erken uyarı sinyallerini yakalama potansiyeli taşıyor. Ancak Prof. Dr. Kartal, umut vadeden bu teknolojinin henüz her hasta için rutin bir standart olmadığını, elde edilen verilerin hastanın klinik bulgularıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Muhabir: Haber Merkezi