Bursa'da özel bir bankada 16 yıl boyunca görev yapan bir çalışanın sürekli farklı şubelere gönderilmesiyle başlayan hukuki süreç, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin emsal niteliğindeki kararıyla sonuçlandı. Yüksek mahkeme, işçinin çalışma koşullarındaki esaslı değişikliği haklı fesih nedeni sayarak kıdem tazminatının ödenmesine hükmetti.
Dava dosyasına yansıyan bilgilere göre, bireysel bankacılık yönetici yardımcısı olarak çalışan personelin önce statüsü düşürüldü. Ardından çalışan, günübirlik ve haftalık görevlendirmelerle mevcut iş yerinden yaklaşık 52 kilometre uzaklıktaki farklı şubelere gönderilmeye başlandı. Sürecin devam etmesi üzerine iş sözleşmesini fesheden bankacı, kıdem tazminatı talebiyle İş Mahkemesi'ne başvurdu. Banka avukatları ise çalışanın kendi isteğiyle istifa ettiğini ve statü düşüşü yaşanmadığını savundu.
İŞVERENİN YÖNETİM HAKKI SINIRSIZ MI?
İlk derece mahkemesinin işçiyi haklı bulmasının ardından dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne (BAM) taşındı. BAM tarafından yapılan incelemede, iş sözleşmesinde yer alan çalışma koşullarını değiştirme yetkisinin işverene sınırsız bir hak tanımadığı vurgulandı.
Kararda, işverenin bu yetkisini kötüye kullanmaması ve görevlendirmeleri objektif gerekçelere dayandırması gerektiği aktarıldı. Mahkeme, bankanın 52 kilometre uzaklıktaki şubeye yapılan görevlendirmenin haklı bir gerekçesi olduğunu kanıtlayamadığını belirtti.
ÇALIŞANLAR İÇİN EMSAL KARARIN ANLAMI NEDİR?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin oy birliğiyle onadığı bu karar, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi kapsamında çalışanlar için önemli bir güvence sağlıyor. İşverenin keyfi veya cezalandırma amaçlı yer değişiklikleri, yasalar önünde çalışma koşullarında esaslı değişiklik olarak kabul ediliyor.
Bu tür dayatmalara maruz kalan çalışanlar, sözleşmelerini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatlarını talep etme hakkına sahip oluyor. Karar, kurumların personel görevlendirmelerinde objektif sınırlar içinde kalması gerektiğine dair kesin bir içtihat oluşturuyor.




