ABD’de Cornell Üniversitesi’nde 2024 yılında yaşandığı öne sürülen cinsel saldırıya ilişkin hukuk mücadelesi, üniversitelerin disiplin süreçleri ile ceza soruşturmaları arasındaki farkları yeniden tartışmaya açtı. Eylül 2026’da açılan hukuk davasında, kimliği açıklanmayan eski bir öğrenci yedi eski öğrenciye cinsel saldırı suçlaması yöneltti. Suçlamalar henüz mahkeme kararıyla kesinleşmiş değil.

ALKÜ GreenMetric 2026 dünya sıralamasında 200 basamak çıktı
ALKÜ GreenMetric 2026 dünya sıralamasında 200 basamak çıktı
İçeriği Görüntüle

CEZA SORUŞTURMASI YENİDEN AÇILDI

Tompkins County Bölge Savcısı Matthew Van Houten, daha önce ceza davasına dönüşmeyen 2024 tarihli soruşturmanın yeniden açıldığını açıkladı. Savcılık, yeni süreçte dosyadaki delilleri büyük jüriye sunmaya hazırlanıyor. Cornell Üniversitesi ise daha önce kendi iç soruşturmasını yürüttüğünü, bazı öğrencilere uzaklaştırma ve okuldan çıkarma yaptırımları uygulandığını bildirdi. Olayla bağlantılı Chi Phi öğrenci birliği şubesi de kapatıldı.

Cornell’in güncel bilgilendirmesine göre öğrenciler, üniversite bünyesindeki resmî şikâyet süreci ile kolluk kuvvetlerine yapılacak ceza şikâyetini aynı anda yürütebiliyor. Bu iki süreç farklı delil ve usul kurallarına tabi olduğu için üniversitenin verdiği disiplin kararı, tek başına ceza mahkemesinde suçun sabit olduğu anlamına gelmiyor.

MAĞDURLAR İÇİN KARMAŞIK BİR SÜREÇ

BBC’nin aktardığı bir başka vakada, kimliği korunmak amacıyla “Mary” adı kullanılan bir öğrenci, üniversitenin ilk yılında bir parti sonrasında bilinci kapalıyken cinsel saldırıya uğradığını söyledi. Üniversite süreci sonunda suçladığı öğrenci okuldan uzaklaştırılırken polis soruşturması ceza davasına dönüşmedi. Mary, delilleri toplama ve farklı başvuru yollarını takip etme sürecinin eğitim hayatıyla birlikte ağır bir yük oluşturduğunu anlattı.

Wayne State Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Nancy Chi Cantalupo da kampüslerdeki farklı bildirim ve soruşturma mekanizmalarının öğrenciler açısından zorlayıcı olabildiğine öne çıkıyor. Cornell’in kendi prosedüründe de öğrencilere üniversite içi şikâyet, kolluk kuvvetlerine başvuru ve her iki yolu eş zamanlı kullanma seçenekleri sunuluyor.

CORNELL’İN 2025 ARAŞTIRMASINDA ÖNE ÇIKAN VERİ

Tartışmanın boyutunu Cornell Üniversitesi’nin kendi araştırması da ortaya koyuyor. Üniversitenin 2025 Cinsel Saldırı ve İlgili Uygunsuz Davranış Araştırması’nda katılımcıların yüzde 15’i Cornell’e geldikten sonra rıza dışı cinsel temas yaşadığını bildirdi. Bu oran 2023 araştırmasında yüzde 11’di.

Lisans öğrencisi kadınlar arasında aynı oran 2023’te yüzde 23 iken 2025’te yüzde 35’e yükseldi. Üniversitenin verilerine göre rıza dışı cinsel temas yaşadığını bildiren öğrencilerin yalnızca yüzde 23’ü resmî bir destek veya bildirim mekanizmasına başvurdu.

Ancak Cornell, 2025 araştırmasının sonuçlarının dikkatle yorumlanması gerektiğini de vurguluyor. Rastgele seçilen 6 bin öğrenciye gönderilen ankete 926 kişi katıldı ve katılım oranı yüzde 15’te kaldı. Üniversite, düşük katılımın sonuçların bütün öğrenci nüfusuna genellenmesini sınırladığını belirtiyor.

ÜNİVERSİTE ÖZEL ÇALIŞMA GRUBU KURDU

Cornell Üniversitesi, kampüslerdeki cinsel saldırı sorununa yönelik oluşturduğu başkanlık çalışma grubunun nihai raporunu Mart 2026’da yayımladı. Raporda bireysel davranışların yanı sıra kampüs kültürü, önleme politikaları ve kurumsal hesap verebilirliğe yönelik değişiklikler önerildi.

ABD Eğitim Bakanlığı kuralları kapsamında üniversiteler ayrıca kampüs güvenliğiyle ilgili belirli suçları yıllık güvenlik istatistiklerinde açıklamakla yükümlü. Bu kapsam cinsel saldırı suçlarının yanı sıra bazı şiddet, uyuşturucu, silah ve güvenlik vakalarını da içeriyor. Cornell davası ise resmî bildirim mekanizmalarının varlığının tek başına yeterli olmadığını; öğrencilerin bu mekanizmaları bilmesi, kullanabilmesi ve farklı soruşturma süreçlerinin nasıl işlediğini anlayabilmesinin de önem taşıdığını yeniden gündeme getirdi.

Kaynak: Haber Merkezi