Küresel piyasalarda ABD doları, Orta Doğu'da tırmanan jeopolitik gerilim, yükselen tahvil getirileri ve ABD Merkez Bankasının (Fed) para politikasına ilişkin beklentilerin etkisiyle güçlü seyrini sürdürüyor. Doların altı önemli para birimi karşısındaki değerini ölçen dolar endeksi (DXY), 102,14 seviyesine gerilese de son 18 ayın en yüksek seviyelerine yakın hareket ediyor.

12 Ekim 2026 itibarıyla yatırımcıların odağında ABD'de açıklanacak enflasyon rakamları bulunuyor. Enerji fiyatlarındaki dalgalanma ve küresel borçlanma maliyetlerindeki yükseliş, döviz piyasalarında oynaklığı artırırken güvenli liman olarak değerlendirilen dolara yönelik talebi destekliyor.

ORTA DOĞU'DAKİ GERİLİM DOLARI DESTEKLİYOR

Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını artırması, küresel enerji arzına ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Bölgedeki saldırılar ve petrol taşımacılığına yönelik güvenlik riskleri, enerji fiyatlarının yanı sıra uluslararası döviz piyasalarını da etkiliyor.

Vergi tebligatında yeni dönem: 65 yaşa çıkış hakkı
Vergi tebligatında yeni dönem: 65 yaşa çıkış hakkı
İçeriği Görüntüle

Commonwealth Bank of Australia analistleri, Husilerin Suudi Arabistan'ın enerji altyapısını hedef alan saldırılarını sürdürebileceği değerlendirmesinde bulundu. Analistlere göre bölgedeki gerilimin uzaması, petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluşturarak dolara yönelik talebi artırabilir.

Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon üzerindeki olası etkileri de yakından izleniyor. Enerji maliyetlerinin artması, merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelemesine veya daha sıkı para politikaları uygulamasına neden olabilecek riskler arasında gösteriliyor.

ABD TAHVİL PİYASASINDA SERT HAREKETLER

Doların güçlü seyrinde ABD tahvil piyasasındaki gelişmeler de belirleyici oluyor. Tahvil fiyatlarının gerilemesiyle yükselen getiriler, dolar cinsinden varlıkların yatırımcılar açısından cazibesini artırabiliyor. Ancak yüksek faizlerin küresel finansman koşullarını zorlaştırması, gelişmekte olan ülke piyasaları üzerinde baskı oluşturabiliyor.

ABD'de kamu borcunun finansmanı, enflasyon beklentileri ve Fed'in faiz politikasına ilişkin belirsizlikler tahvil piyasasındaki hareketliliğin temel nedenleri arasında yer alıyor. Yatırımcılar, özellikle uzun vadeli tahvil getirilerinin seyrini doların yönü açısından önemli bir gösterge olarak takip ediyor.

ABD ENFLASYON VERİSİ 14 EKİM'DE AÇIKLANACAK

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosunun (BLS) resmî takvimine göre eylül ayına ilişkin tüketici fiyat endeksi (TÜFE) verileri, 14 Ekim 2026 Çarşamba günü Türkiye saatiyle 15.30'da açıklanacak. Veriler, Fed'in yılın kalan bölümünde izleyeceği para politikasına ilişkin beklentiler açısından önem taşıyor.

BLS'nin 11 Eylül 2026'da yayımladığı ağustos ayı verilerine göre ABD'de tüketici fiyatları aylık yüzde 0,4, yıllık yüzde 3,4 arttı. Gıda ve enerji fiyatlarının hariç tutulduğu çekirdek enflasyon ise aylık yüzde 0,3, yıllık yüzde 2,4 olarak gerçekleşti.

Eylül ayı enflasyonunun beklentilerin üzerinde açıklanması, Fed'in sıkı para politikasını sürdürme ihtimalini güçlendirebilir. Beklentilerin altında kalacak bir veri ise faiz artırımına yönelik tahminleri zayıflatarak dolar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir.

FED'İN EKİM TOPLANTISI İÇİN BEKLENTİLER DEĞİŞTİ

Fed, 15-16 Eylül 2026 tarihlerindeki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseltti. Karar, ABD'de enflasyonla mücadele kapsamında para politikasının yeniden sıkılaştırılması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.

Fed'in resmî toplantı takvimine göre Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC), 27-28 Ekim 2026 tarihlerinde yeniden bir araya gelecek. Toplantıda açıklanacak faiz kararı, doların küresel piyasalardaki seyri açısından belirleyici olacak.

CME FedWatch verilerine dayanan piyasa fiyatlamalarında, Fed'in ekim toplantısında faizleri sabit bırakma olasılığı yüzde 51 seviyesinden yüzde 81'e yükseldi. Bu değişim, yatırımcıların ekim ayında yeni bir faiz artırımından çok mevcut faiz seviyelerinin korunmasına ağırlık verdiğini gösteriyor.

Fed'in 7 Ekim'de yayımlanan eylül toplantısı tutanakları da para politikasına ilişkin beklentilerin şekillenmesinde etkili oldu. Fed yetkililerinin önemli bir bölümü yıl sonuna kadar ilave faiz artışı ihtimalini gündemde tutarken kararların ekonomik verilere bağlı olacağı mesajı öne çıktı.

DOLARIN GÜÇLENMESİ TÜRKİYE'Yİ NASIL ETKİLEYEBİLİR?

Küresel dolar talebindeki artış, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ve dış finansman ihtiyacı bulunan ekonomiler açısından önem taşıyor. Doların uluslararası piyasalarda güçlenmesi, diğer koşulların sabit kalması durumunda ithalat maliyetleri ve döviz cinsinden borçların finansmanı üzerinde baskı oluşturabiliyor.

Özellikle petrol fiyatları ile dolar kurunun aynı dönemde yükselmesi, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını artırabilecek bir risk oluşturuyor. Bu durumun akaryakıt, ulaştırma ve üretim maliyetleri üzerinden tüketici fiyatlarına yansıması mümkün.

Antalya ve Alanya gibi turizm gelirlerinin önemli yer tuttuğu bölgelerde ise döviz hareketlerinin etkisi farklı alanlarda hissedilebiliyor. Yabancı para cinsinden elde edilen turizm gelirlerinin Türk lirası karşılığı artabilirken ithal ürünler, enerji ve dövize bağlı işletme giderleri de yükselebiliyor.

Bununla birlikte dolar endeksindeki yükselişin dolar/TL kuruna aynı oranda yansıyacağı anlamı çıkarılamıyor. Türkiye'deki enflasyon görünümü, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) para politikası, sermaye hareketleri ve yurt içi döviz talebi de kurun yönünü belirleyen unsurlar arasında bulunuyor.

PİYASALARDA İKİ KRİTİK TARİH ÖNE ÇIKIYOR

Küresel döviz piyasalarında kısa vadeli fiyatlamalar açısından 14 Ekim'de açıklanacak ABD enflasyon verisi ile 28 Ekim'de duyurulacak Fed faiz kararı öne çıkıyor. Bu iki gelişme, doların yanı sıra altın, petrol, tahvil ve gelişmekte olan ülke para birimlerinin yönünü de etkileyebilir.

Yatırımcılar, ekonomik verilerin yanında Orta Doğu'daki çatışmaların enerji arzına etkisini ve ABD tahvil getirilerindeki değişimleri takip etmeyi sürdürüyor. Jeopolitik risklerin artması dolara yönelik güvenli liman talebini destekleyebilirken enflasyonda beklenenden hızlı bir yavaşlama, doların güçlü seyrini sınırlayabilecek gelişmeler arasında değerlendiriliyor.

Kaynak: Haber Merkezi