Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında hayatını kaybetmesinin ardından başlatılan soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, otopsi görüntülerine ilişkin resmî yazışmalar nedeniyle üç Adli Tıp Kurumu görevlisi hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. Görevlilerin 4 Şubat 2027'de hâkim karşısına çıkacağı bildirildi.
Soruşturmanın diğer ayağında ise Denizolgun’un doktoru Nurettin Demirkol hakkında hazırlanan ayrı iddianame kabul edildi. Yalan tanıklıkla suçlanan Demirkol’un ilk duruşmasının 27 Ekim 2026'da yapılacağı belirtildi. Böylece yaklaşık 10 yıl önce yaşanan ölümün ardından yürütülen soruşturmada iki ayrı yargılama süreci gündeme geldi.
OTOPSİ VİDEOSU SORUŞTURMANIN MERKEZİNDE
Soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre, Denizolgun’un ölümünün ardından gerçekleştirilen otopsiye ait video kaydı savcılık tarafından talep edildi. Adli Tıp Kurumu, savcılığa gönderdiği resmî yazıda söz konusu kaydın bulunmadığını bildirdi.
Ancak otopsi görüntülerinin daha sonra ortaya çıkması, kayıtların muhafazası ve savcılığa verilen resmî yanıtla ilgili iddiaları gündeme taşıdı. Bu gelişmenin ardından kurumda görev yapan üç kişi hakkında kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçlamasıyla iddianame düzenlendi.
Yargılama sürecinde, otopsi kaydının kurumda hangi koşullarda saklandığı, savcılığa gönderilen yazının hazırlanmasında görevlilerin sorumlulukları ve kaydın sonradan ortaya çıkmasına ilişkin hususların değerlendirilmesi bekleniyor. İddianamenin kabul edilmesi, suçlamaların kesinleştiği anlamına gelmiyor.
ÜÇ ADLİ TIP GÖREVLİSİNE 8 YILA KADAR HAPİS TALEBİ
Hazırlanan iddianamede Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili İsmail Çoban, zabıt kâtibi Çağdaş Köse ve fotoğrafhanede görevli Samet Çalışkan sanık olarak yer aldı.
Üç görevlinin, kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçlamasıyla yargılanacağı ve haklarında ayrı ayrı 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası talep edildiği bildirildi. İlk duruşma için 4 Şubat tarihi belirlendi.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 204. maddesinin ikinci fıkrası, kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî belgede sahtecilik yapmasını düzenliyor. Kanuna göre gerçeğe aykırı resmî belge düzenleyen, mevcut belgeyi aldatıcı biçimde değiştiren veya sahte belge kullanan kamu görevlileri hakkında 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Düzenleme, Adalet Bakanlığının UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı'nda da yer alıyor.
DENİZOLGUN'UN DOKTORU 27 EKİM'DE YARGILANACAK
Denizolgun’un ölümüne ilişkin soruşturmada doktoru Nurettin Demirkol hakkında da ayrı bir dava açıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Demirkol’a yalan tanıklık suçlaması yöneltildi.
Mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede doktor hakkında 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istendi. Demirkol’un 27 Ekim 2026 tarihinde ilk kez hâkim karşısına çıkacağı bildirildi.
Türk Ceza Kanunu'nun 272. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturması veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapılması hâlinde 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası uygulanabiliyor. Bu düzenleme, Demirkol hakkında talep edilen ceza aralığının hukuki dayanağını oluşturuyor.
İKİ AYRI DAVADA FARKLI SUÇLAMALAR ELE ALINACAK
Denizolgun’un ölümüne ilişkin açılan iki davanın hukuki kapsamı birbirinden farklı. Adli Tıp Kurumu görevlileri hakkındaki yargılamada otopsi kaydıyla bağlantılı resmî belge işlemleri incelenecek. Doktor Nurettin Demirkol hakkındaki davada ise yalan tanıklık suçlaması değerlendirilecek.
Her iki davada da mahkemeler, iddianamelerde yer alan suçlamaları mevcut deliller ve sanıkların savunmaları doğrultusunda değerlendirecek. Suçun işlendiğinin kabul edilebilmesi için iddiaların yargılama sonucunda hukuken kanıtlanması gerekiyor.
İLK DURUŞMA 27 EKİM'DE
Yargılama takvimine göre ilk olarak 27 Ekim 2026'da doktor Nurettin Demirkol'un davası görülecek. Adli Tıp Kurumu görevlileri İsmail Çoban, Çağdaş Köse ve Samet Çalışkan'ın yargılanmasına ise 4 Şubat 2027'de başlanması bekleniyor.
Denizolgun’un 2016 yılındaki ölümünden yaklaşık 10 yıl sonra açılan davalarda, özellikle otopsi görüntülerine ilişkin resmî kayıtların nasıl tutulduğu ve savcılığa verilen bilgilerin doğruluğu önem taşıyor. Soruşturmanın bu aşamasında herhangi bir sanık hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmuyor.





