Yol ve yeşil alan uygarlıktır

Abone Ol

Geçenlerde bir taziye nedeniyle, Sugözü Mahallesi’nin Kütürüp Mevkii’ne gittim.

Yıllar önce defalarca gittiğim mahallede yolumu kaybettim.

Yoldan başka her şeye benzeyen, sözüm ona yeni yollar (!) açılmış.

Hiç ders almıyor, hiç akıllanmıyoruz.

“Dünyaya açılan pencereyiz” diye şişindiğimiz Alanya’yı hâlâ 50 yıl öncesinin mantığı ve görgüsüyle yönetiyoruz.

Planlı, programlı, sağlıklı ve doğru yapılaşma hak getire.

Şöyle geriye doğru dönüp bir bakıyorum da; Alanya’yı yönetmeye talip olup, o seçkin orunları (makam) işgal edenler; hâlâ “saldım çayıra Mevla’m kayıra” mantığıyla Alanya’yı yönetmeye çalışıyorlar.

Sahiller yağmalanıyormuş, kaldırımlar işgal ediliyormuş, imar planlarıyla yazboz tahtası gibi oynanıyormuş, kimsenin umurunda değil.

*    *    *

Şunu anlamakta hep zorlanıyorum; yıllardır, bu kenti yönetenlerin bir ayakları, hep yurt dışında.

Hiç mi görmezler, gittikleri ülkelerin, kentlerin yollarını, kaldırımlarını, otoparklarını, yeşil alanlarını?

Hiç mi düşünmezler; yurt dışında görüp, yaşadıkları uygarlığı, örneğin yolların, köprülerin, viyadüklerin, üst geçitlerin, yeşil alanların benzerlerini Alanya’ya taşımayı?

Ya da olmadı, Alanya’nın hepsi birbirinden ucube yol ve kaldırımlarını ıslah etmeyi?

… …

Tanrı, gani gani rahmet eylesin, ışıklar içinde uyusun; Sevgili Dostum Rahmetli Ahmet Asım Tokuş’un (emrivakiyle) açtığı bulvar olmasa; bu yönetim anlayışı ve bu kafalarla, Alanya, tam bir köykent olacakmış demek ki…

*    *    *

Yol ve yeşil alan uygarlıktır beyler.

Yerleşime açılacak alanlarda, yapılaşma olmadan, yollar ve yeşil alanlar belirlenir; yapılaşmaya sonra izin verilir.

Biz ne yapıyoruz?

Önce yapılaşıyor, sonra da gelişigüzel konuşlanan o yapıların sağından, solundan, önünden, arkasından yollar yapıyoruz.

Sonuçta?

Sonuçta, o gelişigüzel konuşlanan binalar imar barışlarıyla, imar aflarıyla, seçim ödünleriyle zaman içinde yasallaşıyor. O çarpık çurpuk yollara da yol deniyor.

Yapmayın, n’olur yapmayın.

Kıymayın Alanya’ya.

Alanya, Tanrı’nın, Alanya yaşayanlarına bahşettiği eşsiz bir güzellik.

Hepimizin bu güzelliğin değerini, bilmek, hatta bu güzelliğe, güzellikler katmak gibi bir borcumuz var.

Oysa biz, değil katkıda bulunmayı, bu güzelliği katletmek (ve de katlettirmek için) elimizden geleni ardımıza koymuyoruz.

Şöyle bir düşünün, böyle bir doğa, batılıların elinde olsa, o batılılar, neler katardı bu güzelliklere…

 

*    *    *

Bilenler biliyordur da, yolu düşmediği için bilmeyenler, görmeyenler için yazıyorum.

Cikcilli, Tosmur ve Oba’nın kuzeyine müthiş siteler yapıldı ve yapılıyor. Ancak ne yolu var ne izi. Olan yollar da yoldan başka her şeye benziyor. Yol demek için bin tanık gerek.

Alanya’nın imara açılan tüm kuzey sırtları bu durumda.

Bu çağda bu yollar, hiç ama hiç yakışmıyor Alanya’ya.

“Hiç ders almıyoruz, hiç akıllanmıyoruz” derken kastım budur.

Hadi dün cahildik, ilerisini düşünecek vizyona sahip değildik?

Ya şimdi?

Hâlâ mı o düzeydeyiz.

Deprem bölgesinde olmadığımız söyleniyor. Ben bu söyleme inanmıyorum.

Bizim de olası depremlere hazır olmamız, kendimize çeki düzen vermemiz gerektiğine inanıyorum.

O nedenle sadece uygarlık gereği değil, yaşamsal nedenlerle de yol ve yeşil alanların yeterli olmasının gerekliliğini savunuyorum.

O nedenle “Yol, yeşil alan ve doğal felaketlerde kullanabilecek ölçeklerde toplantı alanları uygarlıktır, görgüdür, kültürdür” diyorum.

O nedenle “Sayın yetkililer, silkinip ve kendinize gelin artık” diyorum

O nedenle “Alanya’ya hâlâ 50 yıl öncesinin yollarını yapacak, yeşil alanlara hâlâ gereken önemi vermeyecekseniz (ya da bu durumlara göz yumacaksanız) hiç oturmayın o koltuklarda…” diyorum.