Türkiye’de ormanlar talan mı ediliyor?

Abone Ol

BUGÜN takvimler yine o yeşil haftayı, Orman Haftası’nı gösteriyor. Şehirlerin gürültüsünden, betonun soğukluğundan bunaldığımızda nefes almak için kaçtığımız o uçsuz bucaksız yeşil örtüyü konuşma vakti geldi.

Ancak bugün sadece ağaçların güzelliğinden değil, kâğıt üzerindeki rakamlardan, Birleşmiş Milletler ’in (FAO) dünya raporlarından ve toprağımızın son dönemde geçirdiği o büyük değişimden bahsetmek istiyorum.

Gelin, resmi verilerin ışığında ormanlarımızın dününe ve bugüne bir ayna tutalım.

​Dünya genelinde ormanların durumuna baktığımızda karşımıza devasa bir tablo çıkıyor: Tam 4,14 milyar hektar. Bu rakam, yerkürenin yaklaşık yüzde 32’sinin yeşil bir örtüyle kaplı olduğu anlamına geliyor.

Ancak bu zenginlik adil dağılmış değil; dünya ormanlarının yarısından fazlası Rusya, Brezilya, Kanada, ABD ve Çin gibi sadece beş dev ülkenin sınırları içinde. İşin en can alıcı noktası ise şu: Dünyada kişi başına düşen ormanlık alan sadece 0,50 hektar, yani yaklaşık 5 dekar.

Bu daralan nefes payı, ormanlarımızı korumanın neden bir tercih değil, zorunluluk olduğunu açıkça kanıtlıyor.

​Peki, Türkiye bu tablonun neresinde? Birçok kişi ormanlarımızın her geçen gün yok olduğunu düşünse de Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2015-2025 yıllarını kapsayan Küresel Orman Kaynakları Değerlendirmesi bize çok farklı ve gurur verici bir hikâye anlatıyor. Türkiye, dünya genelinde orman varlığını en çok artıran ülkeler listesinde devler liginde oynuyor. Çin, Rusya ve Hindistan’ın ardından yıllık 118 bin hektarlık (yüzde 0,53) artışla dünyada dördüncü, Avrupa’da ise birinci sıraya yerleşmiş durumdayız.

Yani Brezilya gibi ülkeler yılda milyonlarca hektar orman kaybederken, biz her yıl akciğerlerimize yeni bir nefes katıyoruz.

​Tabii bu süreçte sadece rakamlar değil, ormanlarımızı yöneten kanunlar da büyük rol oynadı. Halk arasında meşhur olan o "2B" meselesini hepimiz duymuşuzdur. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2. maddesinin B fıkrasından adını alan bu uygulama, orman vasfını yitirmiş arazilerin sistem dışına çıkarılmasıydı.

Ancak bu temel kanun, 1956’dan bu yana defalarca kez değişikliğe uğradı. Bu değişiklikler kimi zaman korumayı sıkılaştırdı, kimi zaman ise farklı kullanım alanlarına kapı açtı.

Yine de son 10 yıllık verilere baktığımızda, Türkiye’nin ormanlaştırma konusunda dünya ölçeğinde bir başarı hikayesi yazdığı tescillenmiş durumda.

​Bugün Orman Haftası vesilesiyle bir fidan dikmek elbette çok kıymetli. Ancak raporlar bize şunu da hatırlatıyor: Yangınlar, böcekler ve hastalıklar her yıl milyonlarca hektar alanı tehdit ediyor. Dünya çapında ormanların sadece yüzde 20’si yasal koruma altında. Bu yüzden, dikilen her fidanın yanına bir de "koruma bilinci" eklemeliyiz.

Türkiye’nin bu artış grafiğini sürdürmesi, sadece kâğıt üzerindeki bir başarı değil, çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras olacaktır. Yeşiliniz bol, nefesiniz açık olsun.

Esen kalın...