Bu ülkede sürekli Cumhuriyet özellikle de laik Cumhuriyet karşıtlarından söz edilir.
Demokrasi karşıtları ise hiç gündeme gelmez.
Salt, Laik Cumhuriyeti savunanlar, bu toplumun kendi kendisini yönetemeyeceğine inananlar.
Ülkeyi sadece kendilerinin yönetebileceğini ya da yönetenleri yönlendirebileceğini sanan, ülkeyi yönetmeyi, kendilerine hakkı miras olarak görüp, toplum mühendisliğini benimsemiş beyinler.
Bunlar demokrasiden rahatsızlar.
Bu, ittihatçı ve darbeci zihniyet, son yıllarda darbe beklentisi içindeydiler.
Aydınım, yazar çizerim diye geçinen mirasyedi tuzu kurular, İstanbul dukalığının klasik seçkinleriyle birlikte, basının bir bölümünü de ellerine alarak, ordu mensuplarını da tahrik edip, onlarla sarmaş dolaş olup, “Ülke uçuruma sürükleniyor.” diyerek, belli provokasyonlarla, darbe zemini hazırlamanın ilkelliği içinde, tarih boyunca bu ülkeye ve bu ülke insanına en büyük kötülükleri yapmış olmalarına rağmen yine aynı yanlışa imza atmanın özel çabası içine girdiler.
Bunlar, Türk ordusu denilince, sadece paşalar olarak görme aymazlığı içindeler.
Türk ordusunun en önemli unsurları, siyasetle, makam ve mevkiiyle ilgisi olmayan, alanda savaşan şahinleri, erler, astsubaylar, teğmenler, yüzbaşılar, binbaşılar, yarbaylar ve albaylar da var.
Darbe yanlıları, Genelkurmay içinde yer alan bazı unsurlara dönük eleştiri yapıldığında, hemen Türk ordusuna saldırıldığı iddiasında bulunarak konuyu saptırmaya çalışıyorlar ve eleştiride bulunanları da hain olarak ilan etme saçmalığı içine giriyorlardı..
Çok şükür, darbe beklentisi içinde olan bu beyinlerin beklentileri fiyaskoyla sonuçlandı.
Ordu mensuplarının önemli bir bölümü, ya bu oyuna ve tahriklere gelmedi ya da mevcut iktidar, dik duruşu ve cesaretiyle bu oyunu bozdu.
Demokratik bir ülkede, herkes her şeyi, bütün kurum ve kuruluşları hatta kişileri eleştirirken, Genelkurmaya dönük en küçük bir eleştiri hatta uyarı karşısında bile bu darbeci beyinler bu insanları, ordu düşmanı ve vatan haini gibi gösterip, ordu içindeki tüm yanlışların örtbas edilmesi için ellerinden geleni yapıyorlardı.
Eski Genelkurmay Başkanı Sayın Koşener’in, Kurmay heyeti içinde yapma olasılığı yüksek olan konuşmalarının ses kaydı, bütün her şeyi gün ışığına çıkartmaya yetti de arttı bile.
Son yıllarda bazı rezillikler bu tür ses kayıtları ve gizli kamera kayıtlarıyla ortaya çıkmaya başladı.
Siyasi anlamda İlk kurban Baykal olurken, sonra da, MHP’nin üst düzey kadroları bir bir siyaset sahnesinden uzaklaştılar.
Bizim millet, çapkınlara ve çapkınlıklara karşı oldukça hoşgörülüdür.
Seçimlerde bu hoşgörünün boyutlarının nerelere tırmandığını açıkça gördük.
Bu konuda da, çekimdeki görüntülerde yer alanlardan çok, bu görüntüleri çekip, servis yapanlar suçlu ilan edildiler.
Bir siyasinin özel hayatıyla ilgili çapkınlığı kimseyi ilgilendirmez dense de, ülkenin bunca sorunu varken, siyasiler de bu sorunları çözmek için meclise gitmişken, sorun çözme yerine hovardalık yapmalarını anlayışla karşılamak mümkün mü?
Hele hele, bir liderin, birlikte olduğu kişiyi parlamentoya taşıması affedilir bir şey mi?
Bizim millet bunu bile affedebildi!
-DEVAMI YARIN-