Turizmde sürdürülebilirlik anlayışı

HANGİ türü olursa olsun, turizm faaliyetlerinin; sürdürülebilirlik yaklaşımı içerisinde yürütülmesi, turizm sektörünün daha fazla gelişebilmesi için son derece gerekli olmaktadır. Yarattığı istihdam olanakları ve gayri safi hasılaya...

Abone Ol

HANGİ

türü olursa olsun, turizm faaliyetlerinin; sürdürülebilirlik yaklaşımı içerisinde yürütülmesi, turizm sektörünün daha fazla gelişebilmesi için son derece gerekli olmaktadır. Yarattığı istihdam olanakları ve gayri safi hasılaya yapmış olduğu katkılar göz önüne alındığında turizm; küresel ekonomilerin en güçlü aktörlerinden biri olarak karşımıza çıkmakta ve iktisadi gelişimin itici güçleri arasında yer almaktadır. Fakat oldukça hızlı bir gelişim gösteren sektör; bölgesel ve küresel çapta olmak üzere, birtakım çevresel sonuçlar doğurabilmektedir. 2050 yılında, doğal kaynaklar bakımından, nasıl bir dünyada yaşanacağının tartışıldığı bir ortamda, elbette ki; hızlı ve çarpık kentleşmeler, yeşil alanların hunharca turistik tesis ve alışveriş merkezine dönüştürülmesi, atık suların alenen denizlere boşaltılması ve doğal kaynakların, bölge halkını kalkındıracak şekilde değerlendirilemeyip, atıl tutulması oldukça endişe vericidir. Bu doğrultuda sürdürülebilirlik anlayışını, bilhassa bölgemiz açısından büyük öneme sahip olan turizm sektörü için uygulanabilir kılmak, 21.yy Turizm sektörü ve aktörleri için en kritik konuların başında gelmektedir.

Sürdürülebilirlik ve Sürdürülebilir Turizm

Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Komisyonu 1987 yılında, sürdürülebilirlik kavramını; ‘’gelecek kuşakların gereksinimlerine cevap verme yeteneğini tehlikeye atmadan, günlük ihtiyaçların temin edilmesidir’’ şeklinde tanımlamaktadır. Daha açık bir ifade ile bugün sahip olduğumuz hatta kullanımından gelir elde ettiğimiz, doğal kaynaklar üzerinde gelecek nesillerimizin de kullanım hakkı bulunmaktadır. Bizler yalnızca yararlandığımız süreç içerisinde doğal kaynakları korumak ve geliştirerek gelecek nesillere aktarmak ile yükümlüyüz. Nitekim gelişim ve kalkınmadaki devamlılık, çevresel-ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik sağlandığı takdirde gerçekleşecektir ki bu da ancak, bölge işletmelerinin ve yerel yönetimlerin çevreye duyarlı bir yaklaşım ile faaliyetlerini sürdürmesine bağlı olmaktadır. Gelelim turizmde sürdürülebilirlik anlayışına… Aslında sürdürülebilir turizm kavramı; 2012 yılında Alanya Ticaret ve Sanayi Odası- Akdeniz Üniversitesi Alanya İşletme Fakültesi işbirliği ile başlatılan Travellife ‘’Sorumlu Turizm, Sorunsuz Gelecek’’ projesi ile birlikte daha sık duymaya başladığımız, kulaklarımıza aşina bir kavram. Öte yandan Dünya Turizm Örgütü(WTO)’nün tanımına göre sürdürülebilir turizm; gelecekteki fırsatları koruyup geliştirmeyi gözeterek, bugünkü turistlerin ve ev sahipliği yapan bölgelerin ihtiyaçlarını karşılamaktır. Öyle ise turizme konu olan faaliyetler ve ürünler, turistik kalkınmanın hızlanması ile doğal kaynakları tahrip edici değil; çevre, toplum ve kültürel yapı ile uyum içerisinde olmalıdır. Aynı zamanda sürdürülebilir turizmden bahsedebilmek için; bölge halkının yaşam standartları, turistik kalkınmaya bağlı olarak artmalı ve doğal kaynakların getirileri de yine bu amaçla kullanılmalıdır.

Türkiye’de Sürdürülebilir Turizm Projeleri ve Alanya

Ülkemizde sürdürülebilir turizm anlayışı doğrultusunda, Anadolu Efes, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı(UNDP), bazı kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerden oluşan bir çalışma grubunun stratejik partnerliği ile ‘’Gelecek Turizmde’’ projesi geliştirilmiş ve uygulamaya geçirilmiştir. İlaveten proje kapsamında bir de ‘’Sürdürülebilir Turizm Destek Fonu’’ oluşturulmuştur. Projenin temel amacı; turizm alanlarının zenginliğine, turizm kaynaklarının etkinliğine, turizmin bir kalkınma aracı olduğuna dikkat çekmek ve turizm sektörüne yatırımlar yaparak ülkenin kalkınmasına destek olmaktır. Söz konusu bu proje kapsamında 22 il ve 5 ilçede, turizm eğitimleri verilmiş ve 63 ilden gelen 252 proje arasından, sürdürülebilir turizm kavramı ile bağdaşan projeler desteklenerek, fondan yararlandırılmıştır. Örneğin; Erzurum’un Uzundere ilçesinde yirmiden fazla ev pansiyonunun ve turizme hizmet veren üç sivil toplum örgütünün kurulmasına destek verilmiş, kuş gözlem festivalleri gibi yerel festivaller düzenlenmiştir. Bu faaliyetler sonucu, 2013 yılında Uzundere, bakanlar kurulu kararı ile turizm merkezi ilan edilmiştir. Benim dikkatimi çeken bir diğer örnek ise, Seferihisar Geleneksel Mutfağı projesi oldu. Seferihisar Belediyesi, Yavaş Yaşamı Destekleme Derneği ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Mutfak sanatları ve Yönetimi bölümü ortaklığı ile yürütülen projenin amacı; yerelde oluşan kadın emeğinin markalaştırılması ve yaygınlaştırılması. Fondan sağlanan destek ile bölgede kurulan mutfakta kadınlar, kurs vermek için eğitici eğitimleri alıyor, bilgi ve deneyimlerini ziyaretçilerle paylaşıyor, ortaya çıkan ürünler ise Seferihisar pazarında ve internet üzerinden satışa sunuluyor. %100 Misia Projesi ve Safranbolu Hatırası Projesi de yine söz konusu projeler arasında gözüme çarpanlardan. Her biri takdire şayan projeler lakin incelerken içim burkulmadı değil… Çünkü kanaatimce projelere konu olan yerlerden hiç biri, turizm kaynakları konusunda, Alanya’mız kadar zengin değil. Fakat turizm cenneti beldemiz, bugüne dek herhangi bir proje ile oluşturulan destek fonundan yararlanmamış ve beldemizde yürütülen faaliyetler, yerel yönetimlerin sahip olduğu mali kaynaklar ile yürütülmüş. Ancak öğrendiğim üzere, yakında açılışı yapılacak olan Alanya Koza Ürünleri El Sanatları Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi, bir takım proje hazırlıkları içerisindeymiş. Hazırlamakta oldukları projeler ile bakanlıktan da destek almayı hedefliyorlarmış. O halde geç de olsa, ne mutlu Alanya turizmine!