Toprağın bereketinden, ekranın rezaletine: Nereye gidiyoruz?

Abone Ol

Değerli okuyucularım, bugün sizlere sadece kağıt üzerindeki rakamlardan değil, avuçlarımızdan kayıp giden bir medeniyetten ve ruhumuzdaki o derin yaradan bahsetmek istiyorum. Anadolu’nun bereketli toprakları üzerinde uzun yıllardır sessiz ama derinden bir operasyon yürütülüyor. Bir ülkeyi yok etmek istiyorsanız, ordularla gelmenize gerek yoktur; eğer o ülkenin tarımını, hayvancılığını ve üretimini bitirirseniz, o milletin damarlarını kurutmuş olursunuz. ​Malumunuz, yıllardır uygulanan kotalar, fahiş gübre fiyatları ve üretim zorlukları çiftçimizin belini büktü. Hayvancılık can çekişiyor; meralarımız boş kalırken, dışarıdan ne idüğü belirsiz ithal etlerle soframıza müdahale ediliyor. Oysa biz, "ne ekersek onu biçen" bir üretim ülkesiyiz. Efendimiz olan köylüyü toprağından kopardığınızda, ortaya çıkan boşluk sadece ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki bir uçurumdur.

Edebimiz, Örfümüz ve Seçkin Kimliğimiz Hedefte!
​Şunu çok net bir şekilde vurgulamak istiyorum: Biz Türk toplumu olarak; adetimizle, örfümüzle ve eşsiz edebimizle tanınan, dünyada bu özellikleriyle bilinen çok özel ve seçkin bir milletiz. Ancak ne yazık ki, bugün bu kadim değerlerimizin "yabancı eller" tarafından sistematik bir şekilde yıkılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bizi biz yapan o sarsılmaz kaleyi, yani edep ve ahlak anlayışımızı hedef alıyorlar. Tarlasını bırakan insanımız, bugün dijital dünyanın yozlaşmış bataklığına itiliyor. TikTok gibi mecralarda, bir "beğeni" uğruna vakarımızı satıyoruz. Ayağında daracık taytı, başında örtüsüyle sadece göbek atan gençlerimiz veya ekranlarda sergilenen kurgu rezaletler, bizim bu seçkin kimliğimize birer saldırıdır. Bu yozlaşmaya, bu yabancı ellerin oyunlarına asla müsaade etmemeliyiz!

Edep Karakterdir, Şahsiyettir!
​Ahlak ve edep sadece şekille ölçülmez; insanın duruşudur, şahsiyetidir. Dinler toplumları dengelemek için birer vesiledir ama asıl mesele o onurlu duruşu korumaktır. Televizyonlarda normalleştirilen aldatma hikayeleriyle, aile yapımızı kökünden sarsıyorlar. Artık bir dur demenin vakti gelmiştir! Köylümüz yeniden toprağına, milletimiz yeniden o dillere destan edebine ve öz değerlerine dönmelidir. Tarımımızı bitirdiniz, bari son kalemiz olan o seçkin ahlakımızı rahat bırakın. Bu yabancı ellere boyun eğmeyelim; toprağımıza sahip çıkalım, edebimizi kaybetmeyelim!
​Unutmayın; toprağı ölenin, ruhu da ölür.