Taşkent'ten Alanya'ya Uzanan Kardeşlik Köprüsü

Abone Ol

Bazı yolculuklar vardır; sadece bir şehirden başka bir şehre gitmezsiniz. Aynı zamanda tarihe, kültüre, ortak hafızaya ve gönül bağlarına da yolculuk yaparsınız.
Küresel Gazeteciler Konseyi tarafından düzenlenen Özbekistan-Türkiye Medya Buluşması Programı da tam olarak böyle bir organizasyon.
Bugünlerde 40 kişilik bir gazeteci heyetiyle birlikte ata yurdumuz Özbekistan'da bulunan KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim ve beraberindeki gazeteciler, aslında sadece bir medya programına katılmıyor. Aynı zamanda yüzlerce yıllık kardeşliğin izlerini sürüyorlar.
Düşünsenize...
Bir zamanlar kervanların geçtiği İpek Yolu üzerinde bulunan Taşkent, Semerkant, Buhara ve Hive gibi şehirlerde bugün gazeteciler dolaşıyor. Eskiden tüccarlar mallarını taşırken, bugün gazeteciler bilgi, deneyim ve dostluk taşıyor.
Teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlediği, dijital medyanın sınırları ortadan kaldırdığı bir dönemde, ülkeler arasındaki iletişim her zamankinden daha önemli hale geldi. Özellikle aynı kökten gelen, ortak tarihi ve kültürel bağları bulunan Türkiye ile Özbekistan'ın medya alanında daha güçlü iş birlikleri kurması son derece değerli.
Çünkü medya sadece haber üretmez.
Medya aynı zamanda toplumlar arasında köprü kurar.
Önyargıları yıkar.
Kültürleri birbirine yaklaştırır.
İnsanları ortak değerlerde buluşturur.
Taşkent'te düzenlenecek medya forumlarında dijital habercilikten bölgesel iş birliklerine kadar birçok konu ele alınacak. Belki imzalar atılacak, projeler geliştirilecek, ortak yayınlar planlanacak. Ancak bana göre bu ziyaretin en önemli kazanımı, kurulan dostluklar olacak.
Çünkü devletler arasında anlaşmalar yapılır ama kalıcı ilişkileri insanlar kurar.
Gazeteciler de bunun en önemli temsilcileridir.
Özbekistan denildiğinde aklımıza sadece tarihi eserler, medreseler ya da Emir Timur gelmemeli. Aynı zamanda ortak bir geçmiş, ortak bir dil ailesi ve ortak bir kültür de gelmeli.
Bugün Semerkant'ın taş sokaklarında yürüyen bir Türk gazetecisi ile Alanya'da haber peşinde koşan bir gazetecinin heyecanı aslında aynıdır.
Gerçeği aramak.
Topluma doğru bilgi ulaştırmak.
Ve yaşananları gelecek nesillere aktarmak.
Küresel Gazeteciler Konseyi'nin bu anlamlı organizasyonu da işte bu misyonun güzel bir örneği olarak tarihe not düşecektir.
Mehmet Ali Dim'in de ifade ettiği gibi, "öz ata yurdumuz" olarak gördüğümüz Özbekistan'da gerçekleştirilen bu buluşmanın, sadece birkaç günlük bir program olarak kalmayacağını düşünüyorum.
Belki yarın ortak projeler doğacak.
Belki genç gazeteciler için yeni fırsatlar ortaya çıkacak.
Belki de Türkiye ile Özbekistan arasındaki dostluk, medya aracılığıyla daha da güçlenecek.
Sonuçta bazı köprüler betonla yapılmaz.
Bazıları kelimelerle kurulur.
Ve gazetecilerin kurduğu köprüler, çoğu zaman en sağlam olanlarıdır.
Özbekistan'dan yükselen bu kardeşlik sesinin, Türkiye'de ve tüm Türk dünyasında yankı bulması dileğiyle... Kalın sağlıcakla.