Tanık gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimsedir. Şahit olarak tanımlanmak da olur. Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilmektedir. Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunmak suretiyle tanık göstermektedir. Bu liste tanık göstermede önem arz etmektedir. Şayet bu listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez. Tanık listesinde adres gösterilmemiş veya gösterilen adreste tanık bulunamaması durumunda ise tarafa adres göstermesi için, işin niteliğine uygun kesin süre verilir. Bu süre içinde adres gösterilmez veya gösterilen yeni adres de doğru değilse, bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır.
Tanıklıktan çekinme, tanık olarak dinlenilecek kişinin kanunda belirtilmiş olan durumlara dayanarak tanıklık yapmaktan kaçınmasını ifade eder.
Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir. Tanıklardan hepsinin dinlenilmesi zorunlu olmayıp mahkeme, yeterli bilgiyi elde etmesi halinde dinlemiş olduğu tanıklar ile yetinmektedir.
Kamu görevlileri, görevlerinden ayrılmış olsalar bile, görevleri gereğince sır olarak saklamak zorunda oldukları hususlar hakkında, sırrın ait olduğu resmî makamın yazılı izni olmadıkça tanık olarak dinlenememektedirler.
Bu izin, milletvekilleri hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kurulu üyeleri hakkında Cumhurbaşkanı ve diğerleri hakkında bağlı oldukları bakan veya kuruluşun amiri tarafından verilir. Tanıklık kamu yararına aykırı bulunmadıkça izin verilmesinden kaçınılamaz. Bu izin, mahkeme kararı üzerine yazı ile istenir ve izin verilince tanık davet edilerek dinlenir.
Kanunda gösterilen hükümler saklı kalmak üzere, tanıklık için çağrılan herkes gelmek zorundadır. Usulüne uygun olarak çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanık mahkeme tarafından zorla getirtilir, ayrıca tanık hakkında gelmemesinin sebep olduğu giderlere disiplin para cezasına hükmolunur. Bu anlamda zorla getirtilen tanık, daha önceden gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan mahkemeye bildirirse, aleyhine hükmedilen giderler ve disiplin para cezası kaldırılır.
Tanıklıktan çekinmeyi haklı gösteren sebeplerin varlığı halinde tanıklıktan çekinmeniz mümkündür. Tanıklıktan çekinme hakkınızın bulunduğu durumlar ise aşağıdaki gibidir:
- Şüpheli veya sanığın nişanlısı.
- Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi
- Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu.
- Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları.
- Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.
Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanunî temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler. Kanunî temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri konusunda karar veremez.
Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebilirler.
Tanık, kendisini veya kişisel sebeplerle tanıklıktan çekinme başlığında sıralamış olduğumuz yakınlarını gösterilen kişileri ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği önceden bildirilir.
Meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinebilecekler ile çekinme konu ve koşulları şunlardır:
- Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgiler.
- Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler.
- Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.
Şunu da belirtmek gerekir ki 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükmü saklı kalmak üzere sır sahibi tarafından sırrın açıklanmasına izin verildiği takdirde, bu kimseler tanıklıktan çekinemezler.
Kural olarak tanıklık yapmak zorunludur. Tanık olarak ifadenizi Cumhuriyet savcısına, hakime veya mahkemeye gelmek suretiyle vermeniz mümkündür. İfadenizi verirken davaya konu edilen olayı bildiğiniz kadarıyla anlatmak, doğru söylediğinize dair de yemin etmek durumundasınız. Kanunda belirtilen bazı istisnai hallerde ise tanıklık yapmaktan çekinerek ifade vermemeniz mümkündür. Tanık olmanız durumunda yalancı şahitlik yapmamanız halinde bunun sicilinize herhangi bir olumsuz etkisi olmayacaktır. Tanıklığa yönelik giderlerinizi ise talep etmeniz mümkündür.
Bugün sizlere tanıklık ve tanıklıktan çekinme hallerinden bahsettim... Bir başka konuda tekrar buluşmak dileğiyle hoşça kalın...
OK