Taksicilerin çilesi

Merhabalar, dün sahilde görev yapan bir taksici arkadaş ile yaklaşık on beş dakika sohbet etme imkanı buldum.
Arkadaş o kadar dertli ki, hem trafikten hem de kaçak taksicilerden şikayetçi. ‘Durakta zil çalıyor, müşterinin yanına gidene kadar yaklaşık on dakika geçiyor ama müşteri beklemiyor, o anda yoldan geçen taksiye binip gidiyor. Biz de sıramızdan çıktığımız için en arka sıraya geçmiş oluyoruz. Yani ekmeğimizden oluyoruz’ dedi.
Ve şöyle devam etti:
‘Aynısını ben yapsam UKOME ceza yazıyor. Mahmutlardaki müşterimi gidip alamıyorum’
Peki çözümü var mı diye sordum.
‘Var’ dedi ve şöyle devam etti:
‘Herkes kendi durağının müşterisini alsa ve kendi özel müşterilerini alsa bir sorun kalmaz aslında. Zile basan müşterinin ise biraz beklemesi lazım, trafik öğleden sonra içinden çıkılmaz bir hal alıyor, yapabileceğimiz bir şey kalmıyor yanlarına gidince de nerde kaldınız diye üstüne fırça yiyoruz. Bir de Rus plakalı taksiciler türedi, kendi sistemlerini kurmuşlar’
Laf arasında arkadaş, peki onlar için bir uygulama var mı dedim.
‘Elimizle yakalattık polise ama yine de bir şey olmadı, hala devam ediyorlar. Bu arada taksimetre ücreti de enflasyonun çok altında kaldı. İndi bindi 45 lira aslında 80 lira olması lazım.’ Bunu duyunca afallamadım değil, bana biraz çok geldi ama taksici arkadaşın dediği bunlar.
İnşallah istedikleri gibi olur, neyse bugünlük benden bu kadar kalın sağlıcakla.