Üç gün üst üste bir turizm kentinde olmaması gereken “gürültü kirliliği” konusunu işledim.
Ve…
Ve ilgili kurum amirlerinden bir tepki bekledim.
!!??...
Beklediğimle kaldım.
Otuz yıldır olduğu gibi yine tık çıkmadı.
Hadi üst düzey kurumlar neyse de bu kirlilikten, hemen her konuda mağdur olan kesimlerden de beklediğim düzeyde tepki gelmedi.
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” felsefesinin ardına gizlenip, günlük yaşıyoruz.
Otuz yıldır yazar, otuz yıldır “S.O.S” derim.
S.O.S!…
* * *
* “Kıyılar, sahiller (Anayasa gereği) halkındır, işgal edilemez. Ama Alanya’da arsızca, yüzsüzce çatır çatır işgal ediliyor.
Kumsalın üzerine Çin Seddi gibi hepsi birbirinden sakil ve iğrenç yapılar yapılmasına izin verilerek, halkla deniz bağlantısı koparılıp işgal ediliyor” der, ardından “S.O.S!…” derim.
* “Alanya hızla betonlaşıyor” der eklerim; S.O.S…
* İki tekerli kent ayıları çıkardığı gürültü kirliliğini anlatır; “S.O.S” derim.
* Ve kendi haline bırakılmış Alanya trafiği… Bu yıl böyle, önümüzdeki yıl tampon tampona seyredecek bu trafiği anlatır, “S.O.S!” derim.
* Alanya’nın demografik yapısını değiştiren yabancıların arsızlık boyutlarına erişen ticari faaliyetlerini anlatır, “S.O.S!” derim.
* Suriyeli, İranlı ve Afgan mültecilerin sayısının sessiz sedasız giderek artmasının sakıncalarını vurgular “S.O.S!...” derim.
* Son günlerde de “kentsel dönüşüm yasası suistimal edilerek” otoparksız çok daireli, bir turizm kentine yakışmayacak çok katlı binalar yükseliyor.
Bakın, yazın bunu bir yere, otoparksız, çok katlı bu binalar Alanya Turizmini bitiren en büyük etken olacak.
* Ve bir türlü rayına oturtulamayan Alanya Arıtması.
Alanya Otogarı ile çok yakın mesafede yer alan, etrafında pek çok turistik tesisin de bulunduğu Alanya Atık Su Arıtma Tesislerinin yaydığı kötü koku ile yerli-yabancı çok sayıda insanı mağdur ediyor
Bu duruma da S.O.S kere S.O.S diyorum.
Evet, S.O.S efendiler!...
S.O.S, Sayın turizmciler(!), S.O.S!...
S.O.S, Sayın Betonkolikler!...
S.O.S, Sayın Betonzade Emlakçi Efendiler!...
S.O.S, Sayın Betonkolik Mimar Efendiler, Müteahhit Efendiler!...
S.O.S, rant hırsından gözü dönmüş Sayın Mal Sahibi, Mülk Sahibi, Arsa Sahibi Efendiler!...
Alanya’nın parsel parsel satılması için, tüm siyasi görüşlerini, tüm inançlarını bir kenara itip, el ele tutuşarak Ankara’ya taşınan Çıkarzade Efendiler Heyeti!... S.O.S!...
S.O.S!...
Bakın kocaman harflerle yazıyorum buraya, S.O.S!...
El birliğiyle oydunuz Alanya’nın altını...
Oymaya da devam ediyorsunuz…
El birliğiyle mahvedip, perişan ettiniz bu güzelim coğrafyayı...
Düşünmeden, araştırıp, sormadan şakır şakır ruhsat kesiyorsunuz.
Örnek mi?
İşte örnek, işte Çimen Otel Sokağı.
Beş tane otel var bu sokakta.
Hemen bu otellerin karşısında da gece saat 1.00’lere kadar bangır bangır bağıran müzikholler(!) var.
Böyle bir şey olabilir mi?
Kim, niye veriyor, bu gürültü kaynağı mekanlara ruhsatı, ne gerekçeyle veriyor?
Otelle, müzikhol dip dibe ya da karşı karşıya olur mu?
Bu nasıl mantık, bu nasıl anlayış?
Bir tarafta parasıyla, puluyla istirahat etmek için onca yolu katetip gelmiş turist; hemen karşısında ben seni uyutmam diyen bir müzikhol.
* * *
Yıl 2023...
Milenyum çağındayız.
“Avrupalı” olduğumuz savıyla, AB kapılarındayız...
Her bir şeyin ayırdında, her bir şeyin bilincindeyiz. Hatta bizzat Avrupa ülkelerine gidip, gezerek, görerek öğreniyor, bilgileniyoruz.
Avrupa’dan dönünce, ahkam üzerine ahkam kesiyor; Avrupalıdan fazla Avrupalı, çevreciden fazla çevreci, yurtseverden fazla yurtsever olduğumuzu savlıyor, attı mı mangalda kül bırakmıyoruz.
Ama belediyelerimizin Avrupa görmüş başkanları; şişirdikçe şişirdikleri beldelerinin akıtacak yer bulamadıkları fosseptiklerini; (hâlâ) cehaletten, acizlikten, şaşkınlıktan, çaresizlikten, yokluktan, vurdumduymazlıktan, günü kurtarma felsefesinden, rant hırsından; Alanya’nın elinde kalan tek kozu, tek ekmek teknesi olan denizine veriyor.
Kimse maval okumasın bana...
Kimse günü kurtarmak için, “Sus, duyacaklar şimdi! ...” diye ağzımı kapatmaya, kalemimi elimden almaya kalkmasın.
Yeter artık! Duyan duysun...
Denizlerimiz hızla kirleniyor efendiler!...
Alanya turizminin elinde kalan tek kozu da elinden uçup gidiyor.
Çıkın dışarı, inin sahile; Gazipaşa hududundan başlayıp, (yürüyerek) gelin tersaneye doğru. Kirliliği siz de gözlerinizle görün.
Denizleri bu hale getirdikten; üç kuruş uğruna altyapısız, sosyal donatısız, yolsuz, elektriksiz, susuz bölgeleri beton yığınına çevirdikten sonra; Alanya’nın göbeğine havaalanı yapsanız, helikopterlerle, otellerinizin içine kadar taşımacılık hizmeti verseniz; turist gelir mi sanıyorsunuz?...
Yazık, çok yazık!...
Artık o üç yıldızlı, dört yıldızlı, beş yıldızlı otellerinizde, elinizde patlayan villalarınızda, sitelerinizde; üç yıldızlı, dört yıldızlı kültür mantarı yetiştirirsiniz efendiler!...