Sorun yalnızca Rusya değil ki…

ÜLKE olarak zor günlerden geçiyoruz… Bir 'Değerli Yalnızlığa”, gittikçe artan itibar kaybı eşliğinde sürüklenmekteyiz… Orta Doğu'daki büyük planın uygulayıcısı olduğumuzu zannederken, oyunun bir parçası olduğumuzu hala...

ÜLKE

olarak zor günlerden geçiyoruz… Bir “Değerli Yalnızlığa”, gittikçe artan itibar kaybı eşliğinde sürüklenmekteyiz… Orta Doğu’daki büyük planın uygulayıcısı olduğumuzu zannederken, oyunun bir parçası olduğumuzu hala anlamadan…

Yaşamını sürdürmesinin en büyük koşulunun turizm olduğunu nihayet anlayan Alanya’da ise panik bir başka boyutta. En büyük velinimet Rus’ların gelmeyecek, emlak almayacak, domates yemeyecek olması Alanya’yı kabuslara sürüklüyor…

Turizmci anlatıyor: Kurulduğundan beri ilk kez bu kış otelini kapayıp, çalışanlarını işten çıkarmış. Personeline yapacağı asgari ücret artışına hükümetin yapacağı katkı henüz belli değil… Yine hükümetin genel seçim öncesinde verdiği, “nitelikli iş gücüne kış aylarında destek” sözünün gerçekliğini bilemiyor…

İşsiz kalan ve geçinmek, geçindirmek durumunda kalan insanın, kendisini bu duruma sürüklemekle suçladığı kurumlara karşı düşmanlığının nelere yol açabileceğini, yaz aylarındaki olaylarda gördük…

Rusya’daki Türk kökenli tur operatörlerinin, artan baskı sonucu kiraladıkları uçakları elden çıkarmaya baktıklarını duyuyoruz. Avrupa’da Türkiye rezervasyonlarının durma noktasına geldiği biliniyor. Hükümetin genişleterek 12 ülkeye yaydığı 6 bin dolarlık uçak yakıt desteğinin önemli olduğu ama Mart, Nisan, Mayıs ayları ile sınırlanmamasının gerektiği söyleniyor…

Yılan hikayesine dönen Polonya’ya vize uygulamasını hükümet bir türlü kaldırmıyor. Yeni turizm bakanına da “mütekabiliyet” sözünü öğretmişler, hatırlatanlara onu tekrarlıyor!

Turizmin son yıllarda tu kaka edildiği, turizm politikalarının inşaat ve emlak kökenliler tarafından, o yöne yontularak(!) belirlenmeye çalışıldığı Alanya’da bir telaş havası var. Arkasına bir gün batımı fotoğrafı alıp sosyal medyada paylaşan herkes karınca kararınca Alanya tanıtımı yapıyor! Alanya’da yaşamını sürdüren yabancılarla verilen kardeşlik partilerinin, bin bir çaba ve masrafla hazırlanan Noel Pazarı’nın görüntülerinin şehir tanıtımına katkı sunacağını umuyor.

Soralım; ilk kez halka açık mekanda düzenlendiği söylenen İstanbul’daki Yahudi Hanuka bayramı mı, yoksa 6. sı düzenlenen Alanya Noel Pazarı mı, bırakın yabancısını, Türkiye yaygın medyasında yer aldı? Hiç bu konuda çıkan yazı, fotoğraf göreniniz var mı? Nasıl bir özgüven ve yeterlilik duygusu içinde, Alanya’yı merkez alarak, buradan dünyayı değerlendirme yoluna gidebiliyoruz? Alanya’yı tanıtım kanallarının yetersizliğini, tıkanıklığını anlayamıyoruz?

Toparlarsak: Ülkemizi bu duruma AKP hükümetlerinin politikaları getirdi. Sorun yalnızca dünkü Rusya krizi değil, AKP’nin bizi sürüklediği, uygar diye tanımlanan dünya nezdindeki imaj yitimi ve değer kaybıdır… Suriye krizi başladığından beri savaş çığlığı atan bir hükümetin Alanya’daki temsilcileri, eğer bu durumdan zarar görüldüğünü anlıyorlarsa, halkın mağduriyetini en derli toplu şekilde anlatmakla görevli olmalılar. Nasıl, Alanya siyaseti son yıllarda Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile özdeşleşti, her hizmet ve yatırımda ona olan şükran duyguları en üst düzeyde dile getirildiyse “kurtuluş!” yolundaki çabalar da ondan beklenecektir, beklenmelidir…

Ülke tanıtımı bireysel selfie çubukları ile değil; çok yönlü, kapsamlı bir devlet politikası ile olur. En azından yabancı tur operatörleri, satışlarda ellerinin güçlenebilmesi için böyle bir tanıtım atağı bekleyişi içindeler. Yönetenlerin turizmden hoşlanmadıkları biliniyor da, en azından korkunç boyutlara ulaşan cari açığı yamamanın en etkili yolunun oradan gelecek gelir olduğunu anlayabilseler… Yola çıkış noktaları bu olsa…