Siyasetin seçim stratejisi

Abone Ol

Siyasetin seçim gündemi içi boş tartışmalardan ibarettir. Birisi bir kuyuya taş atıyor, diğerleri çıkartmak için peşinden koşuyor. Yıllar önce de diploma tartışması yaşanmıştı. Seçimin stresi bitmeden erken seçim gündeme taşındı. Erken seçim şartlarında tarihini belirleyecek tek güç, tek kişilik karar organı bellidir. Bu odaktan erken seçim kararı çıkma ihtimali düşüktür. Olursa da “İmralı mektubu” sürecinin terörsüz Türkiye seferberliği paradigmaları çerçevesinde şekillenecektir.


MHP; Cumhur İttifakı adayını erken açıklamış olsa da T.C. Anayasası henüz yürürlüktedir. Söz konusu söylemle Anayasa değişikliğinden dem vurulmuş, adaylığın önünün açılması ifade edilmiş olmalıdır. İdam kararıyla yargılanmış müebbet hapse mahkum, terör örgütü canisi birisinin mecliste konuşmaya çağrılmasıyla atılan adım, yapılan çağrı alegorik neticelere açıktır. Suriye konusu da paradigma parçası gibidir.


Bu kavramda uluslararası atmosferde esen Ortadoğu coğrafyasındaki değişim rüzgârıyla farklılaşmayı sürdüren harita ve demografik esintilerin ülke coğrafyasına etki ölçeğine de dikkat çekilmiş olabilir. Gizemli cümleleri en doğru okuması gereken devletin yetkili diplomatlarıdır. Politikacıların eleştiri ve tenkitten öteye gitmeyen restleşmeleri beyhudedir. Devletin derin işlevini politikacı her daim kavrayamayabilir.


Siyasal yapılanmada devletin teşkilatı uzun ömrü, politika ise seçim yasalarıyla sınırlı hükümet olma sürecini kapsar. Politik iktidarın ömrü seçmen iradesinin yeniden sandıkta tescil ve tecellisiyle mümkündür. Siyasi ikbal tartışması gizemli bir davranıştır.


Anayasa değişikliği gündemini koruduğu sürece yapılacak çağrı ve çabalar içi boş çığırtkanlıktan öteye geçmez. Cumhurbaşkanlığı seçim atmosferinde en az üç aday profili gerekmektedir. Cumhur İttifakı adayı esrarengiz durumda belirsizliğini korumaktadır. İYİ Parti portföyü aday belirleme sürecini erken, zamansız, görmektedir. CHP ise tecrübelerine göre parti içinde ön seçim sonucuna göre yola koyulmuştur.”


Cumhurbaşkanı adayını belirlemede iktidarın, cumhur ittifakının önünde Anayasa engeli mevcuttur. Siyaset gündemi gıdım gıdım bu mevzuya yoğunlaşmaktadır. Politika bir tür sözlü, çene savaşıdır. Din kültürü savaşta her türlü hileyi mubah sayar. İktidarın ‘Eski Türkiye yok’ mesajı iğnelidir. Muhalefet iktidarı doğru okunmalıdır.


Politika veya medya seçmeni ayrıştırmaktadır. “AKP’li, CHP’li, İYİ Partili, Dem’li, Hüda-Par”lı seçmen tanımlanması üyelik sıfatıyla doğaldır. Etnik köklere yönelik, “Yörük seçmen, Kürt seçmen, Alevi Seçmen, Sünni seçmen, Kürt kamuoyu, Kürt demokrat…” tanımlanması anayasal vatandaşlık tanımına uygun değildir. Bu ülkenin Kürt’ü de Türkmen’i de Türk milletinin evladıdır. Siyaset stratejisinin omurgası birleştirmektir.

Seçim stratejisinde paradigmaların hukuki boyutu Anayasa değişikliği üzerinde düğümlenmektedir. Tarihçiler, “Kürt sanılan aşiretler Türk’tür. Kürt isyanı denilenler ırki değil, dinidir. Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyübi Türk’tür” diye haykırmaktadırlar. İktidar cenahı, “Yeni duruma alıştırma, yeni sistemi tanıtma, Anadolu ihtilalini benimsetme, milli irade önünde diz çöktürme” felsefesiyle evrimleşme iklimi iddiasındadır. Muhalif cenahtan yeni stratejiler beklemektedir. CHP’nin sandık talebi, mitingler ve protesto eylemleri erken seçim tarihini tartıştırmaktadır. Sandık stratejisi iktidar elinde, spekülasyona açık, anayasa değişikliğine odaklı, tek kişiye endekslidir.