Sevgi dolu, güler yüzlü bir gençti ‘Hüseyin Karaca’

Hüseyin Karaca'yı sizler de görseniz aynı şeyleri düşünürdünüz ve içinizden 'Bravo, aşk olsun delikanlıya” dersiniz… O her şeyi kabullenip yüce Allah'a sığınmış, 2007'de geçirdiği kaza yüzünden yatağa mahkum...

Abone Ol

Hüseyin Karaca’yı sizler de görseniz aynı şeyleri düşünürdünüz ve içinizden “Bravo, aşk olsun delikanlıya” dersiniz…
O her şeyi kabullenip yüce Allah’a sığınmış, 2007’de geçirdiği kaza yüzünden yatağa mahkum olmuştu. Alanya Belediyesi’nin aldığı makinelerle nefes alabilen Hüseyin, müzik nota sehpası gibi uzun ayaklı sehpa yaptırarak ve kitabı üzerine koyarak açık öğretim dersine çalışıyor ve namazını ise oturduğu yerde kılıyordu…
Ailesi de etrafında pervane gibi dönüyordu. Ne zaman gitsek bakımının zorluğunu görüyordum… Çünkü yatırılıyor, oturtturuluyor, kabloların kıpırdamaması lazım, tek kişi ile olacak iş değil, 2 erkek kardeşi bakıyor bu kez de onlar işe gidemiyorlar… Anne ise ancak ev işine yetebiliyor bir ev ne istemez ki, baba çalışıyor, belediye 600 lira veriyor, ev kira bu şekilde geçiniyorlar. Belediyelerimiz, sosyal hizmetler ve hayırsever halkımızın duyarlılığı ve yardımları olmasa zor durumdaki insanlar ne yapardı? Alanya’da çok hayırsever var birçok yerde olduğu gibi…
Alanya’da camiler, okullar, yurtlar, Ramazan yardımları, çocuk okutanlar, daha neler neler… Bu yardımlar insanların kalbinin ne kadar büyük ve güzel olduğunu gösterir. Sizler verdikçe Allah sizlere de sağlık, kazanç, başarı ve mutluluk versin. Uzun yıllar yaşayın. Bu dualarım yazımı okuyan herkes için de geçerli.
Yine Hüseyin Karaca’ya dönelim. Bundan evvelki gidişimizde akvaryumda yüzen balıklara bakıp mutlu oluyordu. Zaten bilirsiniz, yüzen balıkları izlemek tansiyonu düşürüyor. Bu sefer gittiğimizde balıkları ölmüş. Hüseyin de çok üzülmüştü. İnşallah kendi şahsi armağanım olarak ilk fırsatta ona balık alacağım, karınca kararınca çok mutlu olacaktır. Balıklar kimi yukarı kimi aşağı yüzer veya birbirini kovalar, o bunları gördükçe ilgilenip teselli bulur. Allah yardımcıları olsun, hepsi için zor bir durum…
Hüseyin’in bizlerden hiçbir beklentisi yok aslında. Sadece daha önce olduğu gibi dostlarının ve arkadaşlarının bir telefon açması “Nasılsın” diye bir halini hatırını sormaları, tek dileği bu kadar… Son görüşmemizde bunu dile getirdi ve bu durumun kendisine moral olacağını, güç olacağını söyledi. Bir dostu telefonla bile olsa aramak onun üzüntüsüne, moralinin bozuk olmasına ilaç gibi gelir. Dostlarımızdan ne olur bunu esirgemeyelim. Çoğu zaman bir dost, bir akrabadan daha yakındır insana ve sizin bir telefonunuz ona moral verir, hayata bağlar.
Atalarımız ne demiş; Dost şanlı zamanda değil, gamlı zamanda arayandır.
Güzel dostluklar dileğiyle…
Not: Çok üzülerek yazıyorum ve gözyaşlarımı tutamıyorum, tam haftalık yazımı bitirmiştim ki Hüseyin Karaca’nın öldüğünün haberini aldım. Ve yıllar önce geçirdiği kazayla dikkatsizlik yüzünden çok güzel okuyan hayat dolu bir gencin hayatı noktalandı. Çok üzüldük. Kendisine rahmet, ailesine sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tosmur Belediyesi Gönül Köprüsü onu asla unutmayacak…
Bu yalan dünya kimseye kalmamış,
Mal sahibi mülk sahibi hani bunun eski sahibi,
Mal yalan mülk yalan var sende biraz oyalan…