Serebral palsi(SP), doğum öncesi, doğum sırasında veya doğumdan sonra herhangi bir sebeple ortaya çıkan kalıcı, fakat ilerleyici olmayan bir rahatsızlıktır.
Beyindeki lezyon kas tonusu ve koordinasyonunda sorunlar yaratır, zamanla kas iskelet sisteminde ikincil bozukluklar da gelişir.
SP (serebral palsi ), beyin hasarı oluştuktan sonra vücutta tutulan bölgelere göre sınıflandırılabilir:
1) Hemiplejik Tip: Vücudun bir yarısında tutulum vardır.
2) Diplejik Tip: Bacaklarda baskın olmak üzere kollar ve bacaklarda tutulum vardır. Bu gruptaki hastaların çoğu 7 yaşa kadar yürür.
3) Kuadriplejik Tip: Her iki kol veher iki bacak şiddetli tutulmuştur. Bu hastaların sadece % 10’u yürür. 7 yasa kadar yürüyemeyenlerden, hayatları boyunca yürüme beklenmez.
Beyinin tutulan bölgesine göre hastalık çeşitli tablolar ile çıkabilir. Buna göre fizyolojik sınıflama yapılırsa:
1) Spastik tip: En sık rastlanılan tiptir. Tonus artışı vardır ve daha çok fleksor kas grupları etkilenir.
2) Atetoid tip: İstemsiz hareketler, konuşma güçlüğü ve anlamsız yüz gibi belirtiler vardır.
3) Ataksik: Tremor, nistagmus ve denge problemleri izlenir.
4) Yaygın bozukluk: Rijidite, zeka geriliği, yürüme ve konuşma bozukluğu, ağızdan tükürük akması, idrar-gaita tutamama gibi belirtiler ile seyreder. İlerleyişi en kötü tiptir.
Klinik muayenede; motor, duruş ve denge problemlerine ek olarak duyu bozukluğu, konuşma bozukluğu, algılama bozukluğu, zeka geriliği, epilepsi, iskelette gelişme bozukluğu, kalça çıkığı olabilir. Daha çok spastik ve hemiplejik tip hakimdir. Kol ve bacaklar tutulduğunda karakteristik bir duruş alırlar.
REFLEKSOLOJİ İLE TEDAVİ
Milattan önce 3000 yıllarına kadar uzanan refleksoloji geçmişten günümüze ulaşırken bilgi ve tecrübeleri de günümüze kadar taşıma işlevi görmüştür. Genel sağlık sorunlarıyla ilgili birçok çözüme imza atarken bu çözüm imkanlarının engelli çocuklarda da geçerli olup olmadığını merak eden ilk çalışmalar Rusya ve sonrasında İngiltere' de yapılan çalışmalarla başlatılmış olup öncelikle otistik ve spastik çocuklar üzerinde uygulanan bu çalışmalar olumlu sonuçlar vermesiyle birlikte diğer engel gruplarında da değişik düzeylerde gelişmeler kaydedilmesine vesile olmuştur. Refleksoloji "ayaklar bedenin aynasıdır." felsefesinden yola çıkılarak uygulanan bir alternatif tedavi yöntemidir. Vücuttaki her organın ayaklarda temsil edildiği bölgeler vardır ve buraya uygulanan özel teknik ve tutuşlarla yapılan bir tedavidir.
Ayak tabanında sinir uçları mevcuttur. Buraya yapılan uyarılarla periferik sinir sistemi uyarılır; oradan uyarılar merkezi sinir sistemi aracılığı ile beyin ve ilgili organa iletilir.
Refleksolojiye göre "bir organın işleyişinde herhangi bir sorun varsa ;o organda enerji bloke olur ve organın çalışmasını engeller yani organ hasta olur;refleksoloji ile bloke olan enerjinin akışı sağlanır ve organ iyileşir.
Refleksoloji “merkezi sinir sistemini kullanarak beyne uyarı göndermek suretiyle yeni hücre bağlantıları sağlayarak vücutta iyileşme süreci başlatma” olarak tanımlanabilir. Ayak altında tüm organların izdüşümlerinin bulunur, elle bu izdüşümlere basınç vererek beyne 6uyarı gönderilir, yöntemin merkezi sinir sistemi ve beyni ilgilendiren her türlü hastalıkta kullanılabilir.
Bu yöntem sinir sistemini ilgilendiren her türlü hastalıkta uygulanabiliyor. Refleksoloji, tedavinin yetersiz kaldığı yerden sonra ek tedavi olarak başlayabilir.
Her hastalığın iyileşme sürecinin değişir, bu hastalığın derecesine, lezyonun derinliğine, kişinin durumuna ve vücudun tedaviye verdiği cevaba bağlıdır.
SP'NİN TEDAVİSİ VAR MIDIR?
Merkez sinir sistemine çeşitli yöntemlerle gönderilen duyusal uyarıların refleks olarak motor yanıt oluşturduğu bilinmektedir. SP’de yoğun olarak kullanılan refleksoloji tedavisi uzmanların çoklu araştırma prensibine dayanan ve ilgili sinir uçlarına manüel bası ile uygulanan tedavilerdir. Beynin sağlam bölgeleri hasarlı bölgelere ait fonksiyonları üstlenmesine, yeni sinapslar oluşmasına yardımcı olunur ve 5–6 yaşına kadar beyindeki nöronlar yeniden organize olurlar. Buna bağlı olarak bazı fonksiyonlar kısmen kazanılmaktadır. Bu sürece nöronal plastisite denmektedir. Refleksoloji ile nöronal plastisiteyi hızlandırmak ve duyusal girdiyi artırmak, bazı yöntemlerin erken aylardan itibaren uygulanması ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Refleksoloji ile bu yöntem tüm dünyaca kesinlik kazanmış ve uygulama yelpazesi günden güne artış göstermiştir.
Refleksoloji tekniklerin genel amacı kas kasılmasını normalleştirmek, gövdede ileri denge reaksiyonlarını geliştirmek ve normal hareketleri uyarmaktır. Bazı uyarı noktalarından verilen basınç kas iğciğinden kalkan germe refleksini engelleyerek spastik kas kasılmasını azaltır.
REFLEKSOLOJİDE AMAÇ
Anormal duruş ve hareketlerin düzeltilmesi, oluşabilecek şekil bozukluklarının önlenmesi, mevcut becerilerin geliştirilmesi, yeni becerilerin öğretilmesi, kolların fonksiyonel kullanımı sağlamak, yürüme eğitimi vermek, konuşma merkezine yapılan çalışma ile anlaşılabilir konuşmayı sağlamaktır.
Serebral palsili çocuklarda ortaya çıkan problemler:
- Spastisite
- Duyu algı motor problemleri
- Yutma, çiğneme problemleri
- Salya-konuşma problemi
- Dikkat dağınıklığı-zeka geriliği
- Yürüme-gelişim geriliği
- Kabızlık ve kişiden kişiye göre değişen birtakım problemleri sayabiliriz...
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
- Bir hamamböceği kafası koptuktan sonra açlıktan ölmeden dokuz gün yaşayabiliyor.
- Bir insan yaşamı boyunca iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük salgılar.
-Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.