Savaş naraları

Tarihteki kahramanlarımızın kahramanlıklarıyla yatıp kalkıp övünüp duruyoruz. Sanki onların kahramanlıkları ve de yiğitlikleri hatta cesaretleri bizde de varmış gibi davranıyor, olmayacak saçmalıklara da imza atmaktan geri durmuyoruz. Savaşın...

Tarihteki kahramanlarımızın kahramanlıklarıyla yatıp kalkıp övünüp duruyoruz.Sanki onların kahramanlıkları ve de yiğitlikleri hatta cesaretleri bizde de varmış gibi davranıyor, olmayacak saçmalıklara da imza atmaktan geri durmuyoruz.Savaşın ya da siyasi anlamda da olsa, belli çatışma alanlarının dışındaki rahat bir ortamda, savaştan söz ederek naralar atarak yiğitlenmenin, asıp kesmekten söz etmenin ne kadar inandırıcı olduğunu hiç sorgulamıyoruz.Çok daha önemlisi, geçmişteki savaşlardan kaçıp dağlara sığınıp, eşkıyalık yapanlardan, hatta kurtuluş savaşında, savaştan kaçmasınlar diye ordunun arkasına kaçakları vuracak askerlerin yerleştirildiğinden de hiç söz eden yok.Her toplumda olduğu gibi bizde de yiğitler, canını vermeye hazır vatanseverler olduğu gibi, korkaklar, hainler de var.Milli mücadelede, toplumu örgütleyerek Yunan ordusunun önünü kesmeye çalışan vatanseverleri tutuklayıp, ekmek ve tuzla Yunan ordusunu karşılayıp, bu kahramanları Yunan’a teslim eden hainlerin olduğunu da hiçbir zaman unutmamamız gerekir.Tüm bunları ayrıntılı bir biçimde Hasan İzzettin Dinamo’nun sekiz ciltlik Kutsal İsyan romanını okuyup öğrenebilirsiniz.Bana göre, o bir ara moda haline gelip, herkesin okuyup neredeyse ezberlediği “Çılgın Türkler” romanı o muhteşem “Kutsal İsyan” romanının ancak küçük bir özetinden başka bir şey olamaz!Kurtuluş savaşında ülke genelinde birçok yerde, asker kaçaklarının yakalanıp idam sehpalarında nasıl sallandırıldıklarına dönük sayısız belge ve görüntüden söz etmek mümkün.Bu konuya neden değindiğimi soracak olursanız, Ziya Paşa’nın dediği gibi “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.”Arkadaşlar arasındaki sohbetlerde, belli kalabalıklar arasında ortaya konan eylemlerde atılan sloganlarla palavraların, teke tekken ki söylemler arasındaki farkın ne olduğunu hepimizin düşünmesinde yarar var.Hele hele, kızdığımız bir ülkenin elçilik binasına saldırarak üç beş kişiyi linç etmeye kalkmak, kendi ülkemizde kendi bayrağımızı asmaya kalkıp, Ulubatlı Hasan’a özenerek ucuz kahramanlığa soyunanlara ne diyeceğimi inanın bilemiyorum.Daha da komiği, benim gibi yetmişini sollamış, zar zor yürüyen, ahı gitmiş vahı kalmışların kalabalıklar arasında aslanlar gibi kükremeleri yok mu, insanı sadece güldürüyor!Sanırım ülke genelinde, akıl almayacak gerekçelerle, sokaklara dökülüp eylem üstüne eylem yaparak, ortalığı yakıp yıkmaya, güvenlik güçlerimize saldırmaya kalkan rezillerin rezilliği de bu sürü psikolojisine dayanıyor olmalı.Bu rezillikleri sergileyenlerin çoğu, daha bıyığı bile terlememiş çocuklar.Türkiye’de eylemsiz bir gün bile geçmezken, güvenlik güçlerimiz her gün saatlerce, yasa masa dinlemeyen, ortalığı yakıp yıkmaya çalışan militanlarla boğuşmakla meşgul.Doğu ve Güneydoğu'da PKK militanları güvenlik güçlerinin gözü önünde akıl almayacak saçmalıklara imza atarlarken, bizim Ortadoğu’yu dizayn etmeye kalkmamız, Gazze’deki olaylara üzülmek hatta karşı çıkmak normal de, Filistinliler bile iki kampa ayrılmışken, bizim Filistinlilerin derdini kendi derdimiz gibi dert edinmemizi anlamak mümkün değil!

IŞİD

’in hem Müslüman, hem de Türk personeli rehin alıp aylardır alıkoymasına bu kadar tepki göstermememiz ise düşündürücü!