Sayın Mehmet Ali Dim, Alanya Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığına geldiğinden bu yana, bizim cemiyet sürekli sınıf atlıyor.
Başkanın ve yönetiminin hizmetlerini saymakla bitiremeyiz.
Her tür etkinlik peş peşe gelirken, cemiyetin saygınlığı da giderek artıyor.
Başkanımızla da, gençlerden oluşan yönetimiyle de iftihar ediyoruz.
Sayın Dim, bir ilçe gazetecisi olarak, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkan Yardımcılığı konumuna taşındı.
Son etkinliğimiz, Sapadere Kanyonu ve piknikti.
Bir sürü fobiyle sarmaş olmama karşın, sevgili Genel Yayın Müdürümüz Sayın Ferit Kesen’in ısrarını kıramayarak eşim, kızım ve torunumla birlikte bu etkinliğe katıldım.
Yükseklik fobim nedeniyle kanyona yanaşamadım ama görebildiğim kadarıyla Demirtaş’ın özellikle de Sapadere’nin doğal güzelliği bir başka.
Demirtaş’tan kanyona kadarki güzergah yemyeşil çam ağaçlarıyla donanmış.
Demirtaş Belediye Başkanı Sayın Mustafa Aras’la dostluğumuz çok öncelere dayanır.
Yirmi yıl önce geldiğim Alanya’da ilk tanıştığım ve o günden bu yana her konuda saygı ve güven duyduğum şahsiyetlerden birisidir.
Cemiyete tahsis ettiği otobüsler önce beni ürküttüyse de sonradan ne kadar güvenli olduğunu yine sayın Aras’tan öğrenince biraz ferahladım.
Piknik yerinde, nihayet Sayın Kaymakamımız Erhan Özdemir’le de tanışma fırsatını yakalamış oldum.
Kendileriyle ilgili kesin bir yargıya varabilmem için, biraz daha beklemekte fayda var!
Etkinlikte, ATV’nin sahibi, Alanya’nın en renkli simalarından Sayın Servet Sipahioğlu da aramızdaydı.
Hem de sarı ceketsiz!
Kanal A’dan Alanya medyasının gülü Gaye Coşkun vardı.
Alanya’yı Antalya’da temsil eden, tartışma programlarında konuklarının korkulu rüyası sayın Refika Akgül, pikniği renklendirenlerdendi.
Birçok dernekte görev alan, DEMKOD Başkanı, aynı zamanda Tokar Yaylası Hanım Ağası Sayın Emine Keyaoğlu da vardı.
Protokol masası, sanırım tatil günü olması nedeniyle, oldukça renkli ve de samimi bir havada geçti.
Yanımda oturan kişi ise Alanya Jandarma Komutanı Binbaşı Sayın Alper Çetinkaya idi.
Sayın Çetinkaya benim gibi çok yakışıklı, okumayı çok sevdiği de elinden düşürmediği oldukça kalın romandan belliydi.
Bu kalınlıktaki kitapları bugünün gençlerini bırakın yetişkinleri bile ellerine almaktan korkarlar.
Bunun en somut örneği ise, bırakın bir romanı, bizim müdür görevi icabı, köşe yazılarımı gözden geçirmek zorunda olduğundan, birçok okurum da, okuma alışkanlıkları olmadığı halde, yazılarımın çok uzun olduğundan yakınarak, sanki kısa yazsam okuyacaklarmış gibi yaparak, akılları sıra, okuma özürlü olmalarının suçunu bana yüklemeye kalkıyorlar!
Genelde askerlerimiz resmi kıyafetleriyle bambaşka bir karizma kazanırken, sivil kıyafet giydiklerinde ise şaşırıp kalır hatta tanımakta zorlanırsınız.
Emekli paşalarımızı, bir resmi kıyafetleriyle, bir de sivil kıyafetleriyle düşünün!
Samimi söylüyorum, sayın Çetinkaya sivil kıyafetiyle de aynı karizmasını sürdürüyor.
Bu gezide beni en çok etkileyen şey ne diye soracak olursanız, Çamlıca Köyü'ndeki camiydi.
Türkiye’de ilk defa, alışılmışın dışında, çok farklı bir mimari ile bir cami ve minare ile karşılaştım.
Camilerle fazla haşır neşir olanlara tavsiye ediyorum, gidip görsünler.
Etkinlikte çok sayıda dostlarımız vardı.
Bunların hepsinden burada bahsetmeye kalkarsam, Sayın Kesen’in yazıyı sünnetleyeceğini bildiğimden, bu işi ben kendim yapıyor ve zorunlu olarak sansüre uğrayan tüm dostlarımdan özür diliyorum.