Pazar günü hep birlikte oyumuzu kullanmak için sandık başına gideceğiz.
Oy vermek, demokrasinin en temel unsurlarından birisi.
Cumhuriyetin anlamı ‘toplumculuk’ olduğu için herkes ‘Ben cumhuriyetçiyim, yani toplumcuyum’ diye yola çıkarak, sizden oy devşirmeye kalkabilir!
Demokrasi öyle bir şey değil.
Demokrasi, halkın kendi kendisini yönetmesi!
Yığınların bir araya gelerek, ülkeyi hep birlikte yönetmesi pratikte mümkün olmadığına göre, halk kendi arasından birilerini seçerek ülkeyi yönetmesi için görevlendirir.
Günümüzdeki seçimlerin şekliyle, adayların belirlenmesi tam bir demokrasiyi yani halkın istediği kişileri ülkeyi yönetmek için kendisinin görevlendirdiği ve gönül rahatlığıyla onları destekleyip tercihini kullandığı kişiler mi diye soracak olursanız, maalesef böyle bir şey yok.
Liderler kişileri belirliyor, biz de, önceden belirlenmiş bu kişilere ister istemez oyumuzu vermek zorunda kalıyoruz.
Bu çarpık bir demokrasi!
Burada liderler sultası söz konusu.
Her şeye rağmen, oy vermek, büyük sorumluluk isteyen bir konu.
Vatandaş, özellikle de seçmen olarak oyunuzu kullanırken, bu sorumluluğun bilincinde olarak hareket etmemiz gerekir.
Seçmen ya da sıradan bir vatandaş olarak, oyumuzu kullanırken düşüncemiz ne olmalı?
Bu ülkeyi en iyi şekilde idare edebilecek kadrolara sahip olduğuna yürekten inandığımız bir siyasi partiye oyumuzu vermeyi düşünmeliyiz.
Bu ülke ve bu ülke insanı için hayati önem taşıyan, bu kadar ciddi bir konuda, duygusallıktan ve bencillikten uzak, ideolojik saplantılardan arınmış olarak, belli bir gerçekçilik içinde oyumuzu kullanmalıyız.
Her seçim sonrasında ortaya çıkan olumsuzluklar karşısında, “Keşke elim kırılsaydı da oyumu böyle kullanmasaydım” dememek için, alışkanlıklarımızı ve duygularımızı biraz öteleyerek, aklımızı kullanmamızda yarar var!