Rotası Saray olan TUR

Abone Ol

TUR kısaltmasından Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nu anlıyoruz. TUR devletin en yüksek makamı ile ilişkilendirilen dünyadaki birkaç yarıştan birisi. TUR’un isim babası Talat Tuncalp çok emek vererek yerleştirdiği yarışı kurumsal bir güvenceye almak istemiş. Bu amaçla 1964 yılı sonunda,1960 ihtilalinin güçlü ismi Orgeneral (sonradan Cumhurbaşkanı) Cemal Gürsel’e çıkarak organizasyonun o makam ile anılmasını istemiş. 1965 yılından başlayarak günümüze değin de yarışın adı ‘Cumhurbaşkanlığı’ olarak süregelmiş.

Gürsel’in sağlık sorunları nedeniyle TUR ile ne denli ilgilendiği bilinemez ama organizasyonun o günlerden zamanımıza değin devletin koruması altında sürdüğü kesin. Parti devlet kavramının söz konusu olmadığı yıllarda bisiklet sporu, doğrudan siyasetin yönlendirdiği değil ama gücü elde tutmak isteyenlerin bir aracı olmuş. Şimdilerde ise bisiklet sporunu yönetenler diğer spor dallarında olduğu gibi siyasi iktidarın ‘tensip ve takdiri’ olmadan seçilemiyor ve bunun diyetini organizasyon ölçeğinde ödüyor. Aynı TUR’da olduğu gibi…

Bisiklet federasyonunun dişe dokunur tek organizasyonu olan TUR’un geçmiş yıllardakiyle kıyaslanmayacak yükseklikte bir bütçesi var. Dolayısıyla bu bütçenin kimler tarafından, nasıl kullanacağı da önemli. Bunun dışında yine devlete bağlı kurumların geniş desteği söz konusu. Yaklaşık son 20 yıldır apayrı bir format ve anlayışla yönetilen TUR, siyasi rejimin maddi desteğini ‘ülke tanıtımına katkı yapacağı’ savı ile alıyor. Bu savını da bisiklet sporunun geleceğini öncelemeyen, yalnızca turizm destinasyonlarını ve devletin ayrıcalıklı kişilere tahsis edeceği coğrafyayı ya da övündüğü köprü, otoyol gibi yap işlet devretme(!) yatırımlarını tanıtmaya yarayan çok nitelikli yabancı yapımlar ile gerçekleştiriyor.

Açıklanan 2026 yılı TUR parkuru tarihinde ilk kez ülke siyasetinin nabzının attığı yer külliye, bir başka deyişle sarayda sonlanacak! Bu çok önemli! Bunun dışında, göreve yeniden getirildiğinden beri ülke turizmine en büyük gelir sağlayan şehirlerden biri olan memleketi Alanya’ya etap vermemekte adeta yeminli olan Emin Müftüoğlu, bu yıl da parkur seçiminde Alanya’yı es geçti. İşin tuhafı şehirde tık yok! Seçilmiş federasyon başkanlarının böyle bir zorunluluğu yok. Ama her fırsatta şehrini canından çok sevdiğini söyleyerek prim toplayan ve bir önceki bisiklet Federasyonu Başkanı Erol Küçükbakırcı’nın bu anlamda suçlanmasına yol açan Müftüoğlu’nu, bu kararı almakta yeni seçilen Alanya belediye başkanının CHP’li olması etkiliyor olmasın?