Ramazan ayı yaklaşırken

Diğer canlılar gibi insan da dünyada belli bir vakte kadar vardır. Bu vaktin adı ömürdür. Diğer bir ifade ile insanın doğumu ile ölümü arasında geçen zaman diliminin adı ömürdür ve bunu dünyada geçirmek zorundadır. Tekrarı yoktur....

Abone Ol

Diğer canlılar gibi insan da dünyada belli bir vakte kadar vardır. Bu vaktin adı ömürdür. Diğer bir ifade ile insanın doğumu ile ölümü arasında geçen zaman diliminin adı ömürdür ve bunu dünyada geçirmek zorundadır. Tekrarı yoktur. Hatta geçen bir saniyenin dahi dünya içindekilerle birlikte verilse bile iadesi mümkün değildir. Cenab-ı Hak kuralı böyle koymuştur ve dünya var edileli böyle işlemektedir. Değişmesi de asla mümkün değildir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de buna özellikle vurgu yapılır: “Bu Allah’ın, daha önce gelip geçenler hakkında koyduğu kanundur; Allah’ın kanununda asla bir değişme bulamayacaksın.” (Ahzap,62).
Öyleyse insan için zaman değerlidir. Beşer olarak belki de en çok zarar ettiğimiz konu zamanı kullanamamamızdır. Zamanın kıymetini kavrayamadığımız için ömrün değerini bilmiyoruz. Ömrümüzü, Allah katında, hem bu dünyada hem de Ahirette faydalı olacak şekilde değerlendirememe durumuna düşmekteyiz. Zararın belki de en büyüğü budur. Peygamber Efendimiz (SAV) bu konuda şöyle buyurur: “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu konuda aldanırlar: Sağlık ve boş vakit.”
Allah-Teala bizim zaman konusunda aldanmamamız için zamanı dilimlere ayırmıştır. Her zaman dilimine de kendisine mahsus değer vermiştir. Her birini birinden üstün yaratmıştır. Ayların, günlerin, saatlerin her birinin, içinde işlenenlerin değer bulması bakımından öbüründen farklı üstünlükleri vardır. Cuma gününün Perşembeye, Ramazan ayının Şaban ayına karşı belli bir üstünlüğü vardır. Bunu bizzat Allah Teala ve Peygamber Efendimiz haber verir. Bütün bunlar biz insanlar içindir. Bizim yaptıklarımızın Allah katında değer bulması, günlük yaşantımızın faydalı olması, her günümüzün öncekinden daha verimli olması içindir. İnsanı atıllıktan kurtarmak, ilerleme ve gelişmeye sürekli kapıyı açık bulundurmak içindir. Zira insan tabiatı her gün yenilenmeye, daha yeni şeyler icat etmeye, hayatını zinde tutmaya meyilli yaratılmıştır.
Yaşadığımız her an şu geçici dünyada çok büyük önemi haizdir. Her saniye bir fırsattır. Dünya maişetimiz ve ahiret mutluluğumuz için ömrümüzün her dakikası önemlidir. Hayatımızda ölü zaman, boş vakit yoktur. Gündüzü maişetimizi kazanmak, geceyi de istirahat vakti olarak lutfeden Allah Teala boşa harcanacak bir zaman tahsis etmemiştir. Maalesef biz bunun farkında değiliz.
Bu yıl idrak etmek üzere olduğumuz Ramazan ayını da bu yönü ile değerlendirmemiz gerekir. Ramazan ayı Kur’an-ı Kerim’de ismi zikredilen tek aydır. Öneminin büyüklüğünden bahsedilen tek aydır. Bu mübarek aya önemi kazandıran özelliklerin her biri başlı başına Müslüman için kıymetlidir. Bizim yukarıdan itibaren anlatmaya çalıştığımız husus, Ramazan ayının farkında olmadan sıradan diğer aylar gibi değerlendirilebilecek bir ay olmadığıdır. Ayette Allah Teala’nın inzalini Ramazan ayına tahsis ettiği Kur’an-ı Kerim için:” O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği ramazan ayıdır.” (Bakara,185) buyurması, bu mübarek aydan almamız gereken çok şeylerin olduğunu anlatmaktadır.
Her şeyden evvel bu ayda inen Kur’an-ı Kerim’in insanlara doğruyu ve eğriyi öğrettiğinden bahsedilmektedir. Bu demektir ki, Ramazan ayı kendimize çeki düzen vermemiz için bir fırsattır. Kur’an-ı Kerim’i çok okuyarak, özellikle mealinden okuyarak Allah Teala’nın ne buyurduğundan haberdar olmalıyız. Böylece hayatımızda yer etmiş yanlışlarımızı ve hatalarımızı görebileceğiz. Günahlarımızı bilebilmemiz ve affedilebilmemiz için fırsat olarak değerini bilmemiz gereken bir aya erişmekte olduğumuzu unutmamalıyız.
Ramazan ayı bir iklimdir; ömrün baharıdır. Her bahar nasıl bir yıl evvelin eskimişliğini, çürümüşlüğünü, pörsümüşlüğünü, istifade edilecek şeylerin bitmişliğini silip, tabiatı yeniden tazeliyor ve yenilik sunuyor ise, Ramazan ayı da on bir ayın monotonluğunu atıp kendimizi tazelememiz, önceki hatalarımızı, günahlarımızı silip hayata ter temiz baştan başlayabilmemiz için, yenilenmemiz için fırsatlar sunuyor. İnsan, Ramazan ayında yıl boyu aynı şeyleri yapmak alışkanlığından sıyrılıp, farklı bir havaya bürünür. Oruçla kendimizi frenleyeceğiz. Sorumsuz, kaygısız, bilinçsiz gidişatımızı gözden geçirip istemeden yapabildiğimiz şeylerimize dur diyeceğiz. Nefsimizin sınırsız isteklerinin önüne set çekeceğiz. Allah sevgisi ve O’na karşı sorumluluğumuzun muhasebesini yapacağız.