Parti fanatizmi ve siyaset

Türk insanı henüz demokrasiyi yeterince özümleyip benimseyebilmiş değil. Demokrasi bir kültür, aynı zamanda bir yaşam biçimidir. Monarşi bir yapıdan, daha doğrusu ümmetçi bir gelenekten gelen bir topluma, birden bire, belli özgürlükler...

Abone Ol

Türk insanı henüz demokrasiyi yeterince özümleyip benimseyebilmiş değil.
Demokrasi bir kültür, aynı zamanda bir yaşam biçimidir.
Monarşi bir yapıdan, daha doğrusu ümmetçi bir gelenekten gelen bir topluma, birden bire, belli özgürlükler ve haklar tanır ve bunu kullanmasını istersen, o toplum, hakkı olmayan şeyleri de istemeye ve başkalarının haklarına da müdahale etmeyi kendisinin hakkı gibi görmeye başlar.
Egemen olmak, iktidarı şu ya da bu biçimde ele geçirip etkin güç olma ya da etkin olan gücün eteğinden tutarak bir güç elde etme hırsı, demokrasi kültürünü yeterince alamamanın doğal sonucudur.
Parti fanatizminin temel nedeni de bu.
Siyaseti salt kendisi için bir çıkış olarak gören bireylerden oluşan toplumlarda, siyasetin belli bir düzeyi yakalaması, ülkenin ve ülke insanının sorumluluğunu üstlenmenin ağırlığını hisseden üretken, dinamik, bilge, özverili insanların siyaset yapabileceği bir alan bulabilmesi mümkün değildir.
Bulunduğunuz yerden, önce siyaset sahnesinde önemli görevler üstlenmiş kişilere bir bakın, sonra da onların yanında yer alanları bir inceleyin.
Göreceksiniz ki, siyasi bir gücü elde eden kişi, çevresini belli meziyetleri olmayan hık deyicileriyle dolduruyor.
Kendisine güveni olmayan kişinin birlikte çalışacağı insanları seçerken, güçlü bilge kişilerden çok, vasıfsız, yeteneksiz kişilerden seçmesi kadar doğal bir şey olamaz.
Özgüveni olan insanlar, güçlü bilge insanlarla birlikte çalışmayı tercih ederler.
Böylesine sıradan bir siyaset anlayışına sahip insanlarla, ülkeyi istenilen düzeye taşımak mümkün mü?