Değerli okurlar, köşe yazarları neredeyse iki kampta değerlendirilir oldu.Ya iktidardan yanasınız ya da karşısında.Bu, bugüne özgü, salt mevcut iktidarla da ilgili değil, dün de böyleydi, bugün de böyle.Yerel yönetimlerde de aynı anlayış söz konusu!Hangi iktidar olursa olsun, iktidarın olumlu bir icraatını övdüğünüzde, kesinlikle ya iktidarın yalakasısınız ya da iktidardan bir biçimde nemalanıyorsunuzdur!Bizim siyaset arenamızdaki rekabet bu şekilde yürüyor. Yani, siyaset anlayışımız genelde, herkesin birbirlerine çamur atması, suçlaması ve de karalaması şeklinde geçtiği için, parti ya da ideoloji fanatizmi içinde olan okurlardan bazıları da, aynı şekilde benzer bir çirkinliğin içinde hareket edebiliyorlar!Köşe yazarı olarak, bu damgayı bir kere yediniz mi, iflah olmanız mümkün değil.Parti ayrımı yapmadan, kendi ölçülerinize göre, olumluya olumlu, başarılıya başarılı, yanlışa da yanlış diyorsanız, ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamamanın açmazında, boşu boşuna kürek çekip durur, herkesin eleştirisiyle karşı karşıya kalırsınız!Bu hükümetin ya da yerel yönetimlerin bazı uygulamalarını ya da politikalarını eleştirmeniz de para etmez.O çokbilmişler sizi artık karşı kamptan olarak gördükleri için okumazlar bile.Okuyanlar da, eleştiriyi ciddiye almaz.Geçenlerde çok beğendiğim bir köşe yazarının köşe yazısını değil, sadece yazısının içindeki çok güzel bir fıkrayı dostuma okutmaya çalıştım.Dostumla uzun yıllar sonra, Alanya’ya tatile geldiğinde tesadüfen bir araya geldik!Kendisinin inanılmaz derecede ama çok çirkin bir üslupla AK Parti karşıtlarından birisi olduğunu görünce şaşırdım!İnanın yazarın o şahane fıkrasını bile okumadı.Nedeni de, o yazar Ak Parti’nin yalakasıymış.Okumasını istediğim gazete kendisinindi.“Madem bu denli bir düşmanlık besliyorsun, neden bu gazeteyi alıyorsun?” diye sorduğumda "Bulmacası için" demez mi?Aslında onun AK Parti yalakası diye suçlayıp hakaretler yağdırdığı yazarın, AK Parti'nin yalakalığını bırakın, taraftarı bile olmadığı gibi, yazılarında tamamen objektif olmaya çalışan çok değerli bir yazar olduğunu çok iyi biliyorum.Hangi partiyi tuttuğunu sorduğumda ise, parti tutmadığını söyledi.Bence parti tutmayan birisi, bir partiye bu kadar tepkili olamaz!Demek ki, dostum AK Parti’ye ne kadar tepkiliyse, diğer partilerden sahiplenecek birinin olmadığının da bilincinde.En azından tuttuğu partiyi, bana söyleyecek kadar sahiplenememesi, dostumun körü körüne bir particilik yapmadığını, kerhen de olsa bir partinin taraftarı olmasını da normal karşılarken, bir başka partiye bu denli acımasız olmasını da anlamakta zorlandığımı itiraf etmeliyim.Şahsen ben, yıllardır çok beğendiğim bir partiye değil, mevcutların içinde yani kötülerin içinden en iyisi olarak gördüğüm bir partiye oyumu veriyor, hepsini de parti ayrımı yapmadan, olumlu icraatlarında övüyor, olumsuzluklarında da yererek, genelde objektif olmaya çalışıyorum.Yazar olarak, iktidarı sürekli eleştiri bombardımanına tuttuğunuzda, bütün iktidar karşıtı partililerden alkış alıyorsunuz.Bunda, alkışı aldığınız kesimin desteklediği partiyi övüp övmediğiniz de önemli değil.Onlar için önemli olan, iktidarın eleştirilmiş olması.İktidarın genelde ya da yerelde olması da fark etmiyor.Yeter ki, güçlü olana vur vurabildiğin kadar!Tıpkı, vur abalıya misali.