VATAN
ve millet sevgisine dayalı dayanışma dibe vurdu.
Kimsenin kimseye güveni kalmadı.
Herkes belli bir gerginlik içinde.
Patlamaya hazır bomba gibiyiz.
Her alanda kutuplaşmayı fitilleyenler var.
Türk Milliyetçiliğini dilinden düşürmeyenler, geçmişte solculuk, sağcılık adına Türk gençliği birbirini öldürdü.
Türk Sünni’si ile Türk Alevi’si birbirini yok etmeye çalıştı.
Böyle milliyetçilik olur mu?
Dinsel, mezhepsel ya da ideolojik farklılıklara dayalı ayrışmalar normal de, bunun kutuplaşmaya dönüşüp çatışmaya yol açması akıl alacak şey mi?
Güvenlik güçlerimiz 40 yıldır PKK terör örgütüyle uğraşıyor.
Toplum olarak sürekli gerginiz.
Çoğu kişi haberleri dinlememeye başladı.
Toplumsal yozlaşmamız giderek tırmanıyor.
İnsanlarımız birbirine selam bile vermemeye başladı.
Birbirimize olan güvensizliğimiz dibe vurdukça, hayvan sevgisi giderek yaygınlaşıyor.
İnsan-insan ilişkilerinin bu denli bozuk olması nedeniyle, insanın sığınabileceği, sarılıp kucaklaşabileceği varlık olarak hayvanlara yönelmesinin anlamlı olduğu kanısındayım.
Karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı dayanışmanın giderek yok olması, toplumsal travmaya dönüştü.
Bu travma salt Türkiye’ye özgü de değil.
Dünya terör belasının korkusuyla yatıp kalkıyor.
Vatan sevgisi kimi ülkelerde vatanı ne pahasına olursa olsun ele geçirip ülkeyi yönetme iddiasına dayalı bir hırsa dönüştü.
Demokrasiyle yönetilen bizim gibi geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerde siyasi yapılar bile, vatan ve millet sevgisine dayalı bir yönetme anlayışı yerine, yönetimi ele geçirmek için her yolu mubah sayma aymazlığı içine bile girebilmekteler.
Hırsın, ihtirasın böylesine yükselişe geçtiği bir süreçte etik değerler yerle bir olmuş durumda.
Bu durum, nasıl doğanın doğal dengesi acımasızlık üzerine kuruluysa, insan-insan ilişkileri de benzer bir çizgiye taşındı.
İki dünya savaşını ve yıllardır sık sık gündeme gelen kimi ülkeler arasındaki savaşları ve giderek küresel tehlike olarak gündeme gelen terör örgütlerinin acımasız ve de çirkin eylemlerini düşündüğümüzde insanoğlu, her alanda birbirini yok etmekle meşgul.
Böyle bir ortamda, insanın huzurlu ve mutlu olması mümkün mü?