Dünya haritasında, Müslüman coğrafyasına baktığımızda ne görüyoruz?
Cehalet, sefalet ve sefahat.
Cehalet; Eğitimsizliğin ağababası,
Sefalet; Yoksulluğun ta kendisi,
Sefahat; Eğlenceye olan aşırı düşkünlük.
Oysa bunların üçü de Kur'an'ın reddettiği şeyler.
Önce CEHALETE bir bakalım.
Kur'an'da cehaletle ilgili onlarca ayet var.
"Allah'a sığınırım öyle cahillere katılmaktan!" (Bakara/67. ayet)
"O halde sakın cahillerden olma." (En'am/35. ayet)
"Siz gerçekten cahillik ediyorsunuz." (A'raf/139. ayet)
"Sen af yolunu tut. İyilik (ve güzellik) ile emret ve kendilerini bilmezlerden (cahillerden) yüz çevir!" (A'raf/199. ayet)
"Lakin ben sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum." (Hud/29. ayet)
Allah (CC) kelamı olan Kur'an bunlarla dolu.
Cehaleti kınayan,
Cahilliği hoş görmeyen,
Cahil insanın şeytanla dost olmaya yakın kişiler olduğunu söyleyen onlarca ayet mevcut.
Buna karşılık;
Müslüman ülkelerde eğitimsiz insan sayısı eğitimliden çok çok fazla.
Okur-yazar oranları çok düşük.
Bilim derseniz yok seviyede.
Hal böyle olunca dinin yerini hurafe alıyor.
Müslümanım diyen milyonlarca insan Kur'an'ı okuyamıyor.
Ya da okumuyor,
Veyahut okuyor da başka dilde okuduğundan anlamıyor.
Bu nedenle Müslümanlığı namaz ve oruçtan ibaret sanıyor.
İbadetleri yapınca cennet hazır.
Cennette köşkler ve huriler onları bekliyor.
Hem de üçer, beşer.
Fakat HAK aşığı Yunus diyor ki:
"Cennet cennet dedikleri üç-beş köşkle üç-beş huri,
İsteyene ver onları, bana seni gerek seni."