Miras hukuku

Abone Ol

Merhaba, bu hafta sizlere sürekli bir şekilde hukuk davalarına konu olan, ilçemizde de sürekli dava konusu olan miras hukukundan bahsetmeye çalışacağım.

Gerçek bir bireyin ölümü ve gaiplik hali neticesinde kişinin mal varlığını düzenleyen hukuk dalına Miras hukuku adı verilmektedir. Özel hukuk gündeme geldiğinde en geniş alanlardan biri olan medeni kanun bir alt dalı olan Miras Hukuku ile ilgili önemli noktalar vardır. Miras hukuku davalarında detayın çok olmasından dolayı uzun bir süreç gerekebilir.

Miras hukuku alanındaki problemlerin çözümü için görev yapan avukatlar vardır. Yasal düzenlemeler çerçevesinde belirtilmiş olan bir branşlaşma olmasa da halk arasında miras hukuku avukatları şeklinde bilinen uzmanlar mevcuttur. Sık olarak karşı karşıya kalınan Miras hukuku davalarının farklı nitelikleri vardır. Miras hukuku davalarının bazı nedenleri şunlardır:

- Vasiyetnamenin iptal edilmesi ve düzenlenmesi.

- Mirasın reddi.

- Tenkis davası.

- Mirasta saklı pay.

- Mirasta mal paylaşımı.

- Mirastan mal kaçırma.

Açıklanan Miras hukuku problemlerinin çözülmesi için ilgili mahkemeler görev yapmaktadır. Miras hukuku alanında kabul edilen iki çeşit yasal mirasçı bulunur. Bu mirasçılar yasal mirasçı ve atanmış mirasçı biçiminde ifade edilebilir. Miras hukuku alanında sık olarak karşılanan terimlerden biri olan tereke, bireylere bağlı olmayan ve mirasçılara verilen mal varlığıdır. Atanmış mirasçılar, miras bırakanın iradesiyle belirlenmektedir.

Miras avukatı, miras bırakan birey hayattayken yapacağı miras sözleşmesi, vasiyetname, mirastan feragat gibi uygulamalarda hukuki destek sağlayabileceği gibi bununla beraber miras bırakanın ölümünden sonra çıkacak miras ile alakalı uyuşmazlıklara bakan avukata denmektedir.

Mirasçı birey, miras bırakan kişinin hak ve alacaklarına halef olan bireye denmektedir. Mirasçı yasal mirasçı olabileceği gibi atanmış mirasçı da olabilir. Yasal mirasçı, kanunda sayılan mirasçılardır: altsoy-üstsoy, eş, kardeş. Atanmış mirasçı ise miras bırakan bireyin kendi iradesi ile miras bıraktığı bireye denir.

Muvazaa bir diğer ismi ile danışıklık, tarafların gerçekte olmayan bir işlemi yapmış gibi göstermeleri ya da yaptıkları işlemin ardında farklı bir hukuki uygulama yapmaları halidir. Muvazaa uygulamada en çok miras hukukunda görülmektedir. İlgili taraflar esasen yasal mirasçılardan mal kaçırmak için bu yola başvurabilmektedirler. Mesela miras bırakan, taşınmazlarından birini mirasçılarından birine satmış gibi göstererek aslında bağışlayarak başka mirasçılarından mal kaçırabilmektedir. Bu durum saklı paya müdahale eder ise işlemin iptali istenebilir.

Vasiyetname, miras bırakan bireyin malvarlığının ölümünden sonra ne şekilde taksim edileceğini açıklayan yazılı ya da sözlü beyanlardan meydana gelir. Vasiyetname, ölüme bağlı tasarruflardan olmaktadır. Üç çeşit vasiyetname bulunur: el yazılı vasiyetname, resmi vasiyetname ve sözlü vasiyetname.

Resmi vasiyetname, iki tanığın da bulunması ve resmi memurun düzenlemesi ile hazırlanan vasiyetname çeşidi olarak bilinir. Resmî memur, sulh hâkimi, noter ya da kanun ile kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir. Resmi vasiyetname, TMK 534. Maddesinde düzenlenmektedir. Miras bırakan bireyin isteklerini resmi memura bildirmesi üzerine memur, vasiyetnameyi yazar ya da yazdırır ve okuması için miras bırakan bireye verir. Vasiyetname, miras bırakan birey tarafından okunup imzalanır. Memur, vasiyetnameyi tarih ekleyerek imzalar. Sonrasında ise tanıklar da beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve miras bırakan bireyi tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak ya da yazdırarak altını imzalarlar. Vasiyetnamenin içeriğinin tanıklara bildirilmesi zorunlu olmamaktadır.

El yazılı vasiyetname, TMK 538. Maddesi uyarınca şekil şartlarına tabi olmaktadır. Bu düzenlemeye göre el yazılı vasiyetnamenin geçerlilik koşulları şunları içermektedir:

Vasiyetnamenin yapıldığı tarihlerin gösterilmesi.

Başından sonuna dek miras bırakan bireyin el yazısıyla yazılmış olması.

Miras bırakan tarafından imzalanmış olması gereklidir.

El yazılı vasiyetname, saklanması için notere, sulh hâkimine ya da yetkili memura bırakılabileceği gibi miras bırakan tarafından da muhafaza edilebilir.

Miras bırakan birey hastalık, savaş, yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi gibi olağanüstü haller yüzünden resmî ya da el yazılı vasiyetname yapamıyorsa, sözlü vasiyet yoluna başvurabilmektedir. Miras bırakan, vasiyetini iki tanığa anlatır ve tanıklar bu istemleri yazıya geçirirler. Tanıklar vasiyetnameyi imzalar ve sonrasında sulh ya da asliye hukuk mahkemesine verirler. ( DEVAM EDECEK)