Mektup

HİKAYEYİ babamdan dinledim, ama kahramanları tanıyorum. Bizim köyde yaşıyorlardı: Deli Mehmet ve Halil Efendi. Deli Mehmet, tabi ki deli değil, sadece lakabı öyle. Bilirsiniz, köylerde insanlar isimleriyle değil, lakaplarıyla tanınırlar. Deli...

HİKAYEYİ

babamdan dinledim, ama kahramanları tanıyorum. Bizim köyde yaşıyorlardı: Deli Mehmet ve Halil Efendi.

Deli Mehmet, tabi ki deli değil, sadece lakabı öyle. Bilirsiniz, köylerde insanlar isimleriyle değil, lakaplarıyla tanınırlar.

Deli Mehmet ve Halil Efendi, Temmuz sıcağında ekin biçiyorlar. Sıcak beyinlerine işlemiş, ter paçalarından akıyor. Dinlenmek için bir pelit (meşe) ağacının gölgesine oturup ağaca sırtlarını dayıyorlar. Bir süre sessizce oturup, bir türlü sonu gelmeyen dağlara bakıyorlar.

Deli Mehmet cebinden bir zarf çıkarıyor.

Bir mektup bu, oğlundan gelmiş.

Oğlu askerde.

Zarfı özenle açıyor, kağıdı çıkarıyor, eviriyor çeviriyor ve içten içe gülüyor.

Halil merak edip, “Ne o” diye soruyor, Deli Mehmet, “Oğlandan mektup geldi” diyor.

Bu sözü söylerken sanki oğlu gelmiş gibi mutlu.

“Ne yazmış?” diyor Halil, “Al kendin oku” diyor Deli Mehmet.

Halil, "Benim okumam yazmam mı var?” diyor.

Deli Mehmet sinirleniyor, “Sanki benim var!”

İkisi de basıyor kahkahayı.

Bir süre öyle sessizce oturduktan sonra, Deli Mehmet kalkıyor, mektubu eline alıyor ve biraz ileride otlamakta olan emektar eşeğine doğru yürüyor.

Mektubu eşeğin önüne tutuyor ve “oku” diyor.

Eline geçirdiği ince bir sopayla da vurarak, “Okusana be hayvan” diye bağırıyor.

Halil şaşkına dönüyor, “Deli misin Mehmet, ne yapıyorsun?” diyor.

Deli Mehmet, “Tabi ki deliyim” diyor.

Sonra mektubu okutma sevdasından vazgeçip, ağacın altına dönüyor, Halil’in yanına oturuyor.

Yine basıyorlar kahkahayı.

Deli Mehmet Halil’e dönüyor, “Ah be Halil! Gördün mü? Ne sen okuyabildin, ne de ben okuyabildim şu mektubu. Üstelik eşek de bizim gibi. Allah’ını seversen söyle. Ne farkımız var şu eşekten?”

Bu kez kahkaha atmıyorlar, ne söyleyeceklerini bilmeden, öylece birbirlerine bakıp duruyorlar.

O günden beri okula gönderilen her çocuğa bu hikaye anlatılır bizim oralarda.

Ben hikayeyi duyduğum günden beri, bir yandan Deli Mehmet’in ne kadar akıllı olduğunu, bir yandan da Adem’i adam edenin okumak olduğunu düşünür ve İKRA haykırışının anlamını daha bir kavrarım.