LOZAN
Antlaşması yıllardır bu ülkede tartışma konusudur.
Kimilerine göre büyük bir zafer, kimilerine göre ise büyük bir mağlubiyet.
Ancak her tarihi olay, gerçekleştiği günün şartlarına göre değerlendirilmelidir.
Lozan Antlaşması'nı Sevr Antlaşması ile kıyaslarsanız büyük bir zafer olduğunu kabul etmek zorundasınız.
Ancak Ankara’dan Mustafa Kemal Paşa’nın hazırlayıp Felah-ı Vatan Grubu'na verdiği Misak-ı Milli (Milli Yemin) metni son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde onaylanmıştı.
Bu metne göre kıyaslarsak, Lozan Antlaşması'nın zafer olmadığını, ancak yine de bir başarı olduğunu görürüz.
28 Şubat 1920 tarihinde son Osmanlı Meclisi'nde kabul edilen Misakı Milli ilkesinin gerçekleştirilemeyen bölümünün bir kısmı şayet gerçekleştirilmiş olsaydı, Lozan’a rahatlıkla "zafer" derdik.
Bu antta 12 Ada, Kıbrıs, Batı Trakya, Batum, Musul, Kerkük, Erbil, Süleymaniye ve Şam’ın kuzeyinde kalan Hatay da dahil bugünkü Kuzey Suriye vardı.
Elbette yukarıda sayılan bölgelerin hepsi değilse de Anadolu kıyılarına yakın adalarla birlikte petrol bölgesini içine alan kısımlar ve daha bazı toprak parçası alınmalıydı.
Esasen yukarıda sayılan bölgelerin neden Misakı Milli'de yer aldığı ve neden bize ait olması gerektiği hukuki gerekçeleriyle birlikte açıklanmıştır.
Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilen bu ant, İngilizleri çileden çıkarmış ve 16 Mart 1920 tarihinde resmen Payitaht Merkezi İstanbul’u bir çok canilikler sergileyerek işgal etmişlerdir.
İşgal anı, telgraf memuru Manastırlı Hamdi Bey tarafından canlı olarak telgrafla Ankara’ya, Mustafa Kemal Paşa’ya nakledilmiştir.
Mustafa Kemal Paşa bu haksız işgali “Tarihin ender kaydettiği bir suikast olarak” nitelendirdi.
“O halde Lozan nedir?” diye soranlarınız olacaktır.
Şahsi kanaatime göre Lozan’a şu örneği verirsem beni daha iyi anlarsınız.
Evinizde kasıtlı olarak bir yangın çıkartılmış, alevler her tarafı sarmış.
Alevlerin arasına canınızı hiçe sayarak birçok önemli eşyalarınızı kurtarmışsınız ancak size ait olan bazı eşyalarınız ise kasıtlı çıkarılan bu yangında yanmış.
Özellikle cesaret gösterip alevlerin arasına dalmasaydınız bütün eşyalarınız yanacak ve biraz sonra da yangını çıkartanlar tarafından öldürülecektiniz.
Bu basit örnek, işte bu tartışmalara güzel bir cevap olsa gerekir.
Sevr Antlaşması'nın şartları ile Lozan Antlaşması'nın şartları aynı değildir.
Zira Sevr’de mağlup Lozan’da ise mağluptuk.
Dahası, Sevr’i geçerli kılacak veya onaylayacak meclis İngilizler tarafından basılmış, milletvekillerinin bir kısmı tutuklanarak Malta Adası'na sürgün edilmişti.
Bu durumda onaylayacak bir meclis ortada yoktu.
Sevr, 10 Ağustos 1920’de Osmanlı delegasyonunca imzalandı.
Ancak Padişah Vahdettin tarafından imzalanmadı.
Sevr bir projedir.
24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması ile tarihin çöplüğüne atılmıştır.
Lozan Sevr’i geçersiz kıldı.
Bu gerçeği unutmayalım.
Sevr ile Lozan haritasını lütfen kıyaslarsak Anadolu’nun kimler tarafından paylaşılarak işgal edildiğini ve bize nerelerin nasıl bırakıldığını ve sonra da nasıl elimizden almanın tuzaklarının Mondros Ateşkes Antlaşması’nda ve Sevr’de görürsek, Lozan Antlaşması'na bu kadar da aşırı eleştirilerin haksızlığını görürüz.