Akdeniz’in kıyısında yaşayanlar için deniz, sadece bir manzara değil; bir yaşam biçimi, bir hafıza ve çoğu zaman bir geçim kaynağıdır. Ancak son günlerde, Fahrihan Uysal’ın paylaştığı görüntüler, bu maviliğin altında giderek büyüyen bir felaketi gözler önüne serdi. Bir Caretta caretta, kontrolsüz bırakılan paragat misinasına dolanarak hayatını kaybetmişti. Bu, yalnızca tek bir canlının kaybı değil; bir sistemin alarm veren çöküşünün sembolüydü.
Denizler uzun zamandır sessizce tükeniyor. Balıkçılık, insanlık tarihi kadar eski bir uğraş olsa da, bugün geldiğimiz noktada yöntemler doğanın kaldırabileceği sınırların çok ötesine geçmiş durumda. “Seçici avcılık bir tercih değil, zorunluluktur” diyen Uysal’ın sözleri, aslında bilim insanlarının yıllardır dile getirdiği gerçeğin sade bir özetidir. Çünkü hedef dışı av (bycatch) dediğimiz olgu, yalnızca balık popülasyonlarını değil; deniz kaplumbağalarından yunuslara kadar pek çok türü geri dönülmez şekilde etkiliyor.
Bugün bir kaplumbağanın misinaya dolanarak ölmesi, yarın boş ağların çekileceği bir denizin habercisi olabilir. Zira doğa, kendisine yapılan müdahaleleri uzun süre tolere edebilir; ancak bir eşik aşıldığında geri dönüş çoğu zaman mümkün olmaz. Bu nedenle sürdürülebilirlik kavramı artık bir “çevreci lüks” değil, ekonomik ve ekolojik bir zorunluluktur.
Sorunun bir diğer boyutu ise ihmal. Denizde bırakılan ağlar, oltalar ve misinalar; yalnızca avlanma sırasında değil, sonrasında da ölüm saçmaya devam eden görünmez tuzaklara dönüşüyor. “Hayalet avcılık” olarak adlandırılan bu durum, deniz ekosisteminin en büyük tehditlerinden biri haline gelmiş durumda. Ve ne yazık ki bu tehdit, çoğu zaman fark edilmeden büyüyor.
Burada sorumluluk yalnızca balıkçılara ait değil. Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, eğitim programlarının yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir avcılığı teşvik eden politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. Aynı zamanda bireyler olarak bizlerin de tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmesi şart. Çünkü her talep, bir üretim biçimini doğrudan etkiler.
Deniz, sadece bugünün değil; yarının da mirasıdır. Onu hoyratça tüketmek, aslında kendi geleceğimizi tüketmekten başka bir şey değildir. Bir Caretta caretta’nın sessiz ölümü, belki de bize söylenebilecek en yüksek sesli uyarıdır. Kalın sağlıcakla.