Kayyum çalımı...

Abone Ol

Süper Lig'in 20. haftasında temsilcimiz Alanyaspor, sahasında 6 puanlık bir maçı 3 puan kayıp ile kapatarak tehlikeli bölgeye doğru ilerlemeye devam ediyor. Sezon başında hoca ile ilgili görüşüm ne ise hala değişmiş değil. Ligin üstündeki iki takıma karşı olağan üstü mücadele eden, takım ve maç seçen bir kadro ve teknik ekibin aldığı onca beraberlikler ve seyirciyi hiç de memnun etmeyen bir oyun anlayışı! Aslında yönetim teknik ekip konusunda dahi hocaları lige işlerken, kimileri doludizgin görevlerine devam ediyor, kimisi ise bir adım öteye taşıyamıyor. Bu liglerimizin kaderi! Sezon başında Galatasaray maçının dışında istatistik olarak övünülecek kaç maç parmağınız ile sayılabilir? Lige tutunma adına her yıl aynı düzenin içinde yer alan güçlü ve bir o kadar akıllı yönetimin elinde bulunan bir ilçe takımıyız. Transfer ve hoca seçimi titizlik ile yapılıyor. Tabi yılların Süper Lig takımı olan temsilcimizin diğer Anadolu takımları gibi olmadığı açık. Ancak burada denklemin içindeki çözümleyici unsurların ligi etüt ederken hedef çıtasını hiç bir zaman yüksek tutmadan bölgedeki futbolseverlere Süper Lig tadını devam ettirebilmeleri şanslarını ve becerilerini de kanıksamıyoruz. İşin sihirbazları bir kenara, son oynayan Eyüpspor maçı denklemin artık çözülür olduğunu taraftar görmüştür. Sistemi ya da oyun anlayışını asla buraya taşımak istemiyorum. Alanyaspor haftalardır kendi için oynayan, oyuncu ve hocanın tecrübesizliğinin sonucunda, ligin altındaki diğer takımlarında çaresizliği ile 4 haftadır 10. sıradaki tahtından indirilemiyor. Galibiyet, beraberlik ve yenilgi futbolun evrensel skoru olsa da, Eyüpspor maçında oyuncun seriye bağlayarak attığı golü yıllardır görmedim. Burada bir parantez açmak istiyorum, rakibini sahasında yenememek, hatta kayyum atanan bir kulübün herkesin dilinde küme düşer denilen takıma karşı unutulmayacak bir gölü yemek, Galatasaray maçındaki gibi şut ve pozisyon sayısında gündem olmak ne kadar başarı ise kendi sahasından aldığı topu taaa kaleye kadar çalım atarak takımı adeta ipe dizen golü yemenin de gündem yaratacağı kesin. Dünya futbolunun tümünde hatta kadınlar liginde dahi aynı oyunun içine sıkışan bir futbol seyretmenin keyfini unutmak üzereyiz. Bizim ligin ciğerini bilen bir hocanın ne yazık ki nefes alacağı kadar şansı Eyüpspor maçı ile son bulmuştur.Vakit henüz bitmemişken, yönetimin ciddi adımlar atacağına inanıyoruz. İkinci çalımı kim atar? Biz maçı seyrederken, takım kim olursa olsun ezildiğinde canımız yanar. Oysa bu oyunun kaderi ve cilvesi taraftarın sesini ne kadar kısarsanız kısın, sonucun değişmediği gerçeğidir… Futbolun sihirbazları sayılmazlar ancak futbolun en güzel şarkısı ve bestesi taratardır. İsteyen herkes bu sesi duymak ve coşmak ister fakat kiminin kaderidir yaşar, kiminin de şansıdır… Sessizlik azalırsa başarı kaybolur, tüm başarılar eski plak sesi kadar tarihin derinliklerinde saklanır… Oysa dijital çağımızda, yapay zekayı kullanan, analiz yönetiminin başarılı kişileri futbolun devasa endüstrisine yön verenlerdir. Fakat gelinen noktada, ligimizin kumarcı oyuncuları, hocaları, yöneticileri, başkanları, menejerleri, feodal tüm kesimler, skordan çok "iddia" üretme heyecanın takım oyununa dönüştüğünde absürd sonuçlar ve goller yenilince sessizlik bir anda öfkeye dönüşür. Baskı, futbolda olduğu gibi hayatın her alanında işlevsel bir yaşam biçimine evrilirse işte o zaman herkes gibi oyuncunun da başı döner ve bir çok oyuncunu başı dönerse "kayyum" golünü er ya da geç her takım kendi kalesinde görür…