MHP’de daha önce çıkan kaset skandalları sonrası istifalar yaşanmıştı. Son 6 istifa ile birlikte sayı 10'a çıktı. Böylece MHP lideri Bahçeli'nin A takımı olarak bilinen isimler partiden ayrılmış oldu. İşte kaset skandalları sonrası istifa eden 10 isim: Genel Başkan Yardımcıları Metin Çobanoğlu, Recai Yıldırım, Bülent Didinmez, Mehmet Ekici, Osman Çakır, Ümit Şafak, Deniz Bölükbaşı, Genel Sekreter Cihan Paçacı, Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Taytak, İstanbul eski İl Başkanı İhsan Barutçu…
MHP’YE YÖNELİK OPERASYONLARDA KİMİN PARMAĞI VAR?
Birilerinin istediği, arzu ettiği gibi bir yönetim anlayışına ve idaresine doğru doludizgin gidiyoruz. İktidar yanlılarına siyasi veya sivil olması önemli değil, her şey serbest. Ama hükümete muhalif ise, özellikle de muhalif bir siyasinin “özel” görüntülerine, internet sitelerinde anında ulaşabilirsiniz... Hiç bir internet sitesinde iktidar aleyhinde gözden kazayla kaçmış bir eleştiri yoktur. Olduğunu bilseniz bile, erişemezsiniz... “Engellenirsiniz” ... Ondan değilseniz, ayrıca “sakıncalı” ilan edilirsiniz. “Kasetli siyaset ve şantaj” 2005 yılından başlayarak öncelikle güvenlik ve yargı, sonra da siyaset alanında bir “tehdit” ve siyasi şantaj unsuru haline geldi.
Seçim ortamında halkın yoksulluk ve açlık sorununa dolayısıyla ekonomiye yönelik çözüm projeleri konuşulmuyor. Liderlerin birbirlerine ve partilerine söylediği hakaret içeren sözler konuşuluyor. Vatandaşı siyasetten soğutan bu ortamdan kısa vadeli çıkar umanlar, bu pisliğin kendilerine de bulaşacağını ileriye dönük olarak hesaplamalıdırlar!
Sorum şu? Seçim öncesi MHP’ye yapılan bu operasyonda kimin parmağı var?
Önce hedefler tek tek seçiliyor. Düşürülecek tuzağın niteliğine uygun muhalif siyasi kişiler tespit ediliyor. Bu kişilerin zaafları belirleniyor. Kadın, para, kumar vs. gibi… Bu aşamadan sonra ileri teknolojiyi kullanan uzman teknik takip ekiplerinin işi başlıyor. Dinlemede bulunan, görüntü alan ekipler belli destek ve himayeleri olmadan, güvence altına alınmadan bu tür “yasa dışı” ve insan haklarını ihlal eden işleri yapamazlar. Bu ekipler hedef kişiler hakkında edinilen dinleme bilgilerini ve görüntüleri toplayıp sipariş verenlere teslim ediyorlar…
Kasetli siyaset bu noktadan sonra başlıyor. Muhalif siyasetçinin istihbaratından gelen siyaseten veya “belden aşağı” olumsuzlukları yandaş medyanın ve yanar-döner yazar-çizer takımı aracılığıyla kamuoyuna servis ediliyor. Şimdiye kadar ki, yani 2011 genel seçimleri öncesi hedeflerinin büyük bir çoğunluğu devlet adamı, ya genel başkan, ya genel başkan yardımcısı, ya da parti idare heyeti üyesi. Bu basit bir dinleme veya görüntü alma faaliyeti değildir. Çeşitli çevrelerce, bunun siyasi iradenin arkasında olduğu bir organizasyon olduğu iddia ediliyor. Kısacası, kasetli siyaset operasyonu iddiaları söz konusu.
Şimdi gelelim “kasetli siyaset” mağdurları olan muhalif siyasetçiler ve muhalefetten siyasetçiler, kaset rezaletlerine ne diyorlar? Yürekli, kaleminin maddi değerinin ölçüsü olmayan, sadece doğruları yazan, yazdığı gazetenin patronunun askeri olmayan ve sayıları gittikçe azalan yazarlar bu “kaset muhabbetine” ne diyor.
“KASET, MHP’NİN OYLARINI ARTTIRACAK”
MHP Konya Milletvekili adayı Mustafa Kalaycı, kaset skandalının, MHP’nin oylarını arttıracağını savunarak, "Bu olaylar MHP adına seçimlere olumlu yansıyacaktır. Bu kasetler ne kadar ahlaksızlık içeriyorsa, bunları servis etmek de o kadar ahlaksızlıktır. Bunları siyasi rant sağlamak için kullanmak daha da büyük bir ahlaksızlıktır” dedi.
“KASETÇİ İKTİDARA HESAP SORACAĞIZ”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, telefon dinlemeleri ve kasetler konusunda "Telefonları dinlemeyeceğiz. Dinleyenlere ders vereceğiz. Onlar kasetle beslenir. Bunların derdi ne? Memleketi yönetmek için yasadışı yollardan beslenmek ayıp değil mi? Bir siyasi iktidar niye kaset seyreder? İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne 13 ay kamera koymuşlar. 13 ay değil, 13 yıl koymazsan namertsin" dedi.
“66 BÖLÜMLÜK HÜRREM DİZİSİ”
Bağımsız Milletvekili adaylarından Altan Tan ise MHP'lilerle ilgili ortaya çıkan kasetler konusunda sorulan bir soruya, "Başbakan Erdoğan, kaset konusunda yakın arkadaşlarına ve bazı bakanlarının kasetlerine dikkat etsin. Onların kasetleri piyasaya düşerse 66 bölümlük Hürrem Sultan dizisi ortaya çıkar. Bu insanların özeli, mahremi olan aile bireyleri tarafından ortaya atılmışsa, o başka. Ancak, çeteler, örgütler ve emniyet insanların yatak odalarına kadar kameraları sokuyorsa, orada durup düşünmek gerekir" dedi.
“TEZGAHLAR DEVAM EDECEK”
Yeniçağ gazetesinden Sabahattin Önkibar, MHP'yi kasetlerden sonra bekleyen tezgahlara köşesinde yer vermiş. İşte Önkibar’ın öngörüleri:
1) MHP’ye operasyon bitmedi, yeni başladı, kasetlere yenileri eklenebilir.
2) MHP yöneticileri ile irtibatlandırılacak, çete ve tahsilat operasyonları yapılabilir.
3) Bazı MHP’li belediyelere baskın muhtemeldir.
4) Türkeş'e ait olduğu iddia edilen bir mektubu Ahmet Kutalmış Türkeş açıklayabilir.
5) Ülkücülükten geçinen bazı isimler yandaş medyada baş tacı edilip MHP’ye koro halinde yaylım ateşine başlayabilir.
6) MHP’nin İslam’dan uzaklaştığı ve “Light CHP” olduğu tezi işlenebilir.
7) Bazı MHP’lilerin geçmişte MİT’le ilişki içinde olduğu iddiaları gündeme sokulabilir.
8) Bazı MHP’lilerin mal varlıkları teşhir edilebilir.
Gazeteci Haldun Ertem'in kasetlere yönelik yorumu ise şu şekilde:
"Kimi siyasetçilerin soyunup kadınlarla sevişmesi skandal oluyor, kimi siyasetçilerin ülkeyi soyup vatandaşı donsuz bırakması da vizyon..."
Radikal Gazetesi’nden Özgür Mumcu'nun kasetlere yönelik yorumu da şöyle: "Başkalarının tenasül organları üzerinden siyaset yapmayı içine sindirenler bilsin ki Menderes’i ‘bebek’ davasıyla vurmaya çalışanlarla aralarındaki fark sandıklarından azdır."