Milletvekili seçiminin üzerinden bugün 15 gün geçti. YSK, seçim sonuçlarını açıkladı. Fakat hala bir konu açıklığa kavuşturulamadı. Üzerinde çeşitli spekülasyonlar yapılıyor. Lehte ve aleyhte konuşanlar medyada boy gösteriyorlar. Dava şudur. Diyarbakır’dan bağımsız aday olarak seçime giren ve 70 bin kadar oy ile seçimi kazanan Hatip Dicle’yi YSK veto ederek milletvekilliğini iptal etti. Yasalara göre yapılan işlem hukuka uygun. Ancak, Hatip Dicle, bir yıldan fazla bir süredir hapis yatmaktadır. Hakkında mahkeme bir yıl 8 ay mahkumiyet kararı vermiştir. Dosya Yargıtay’a gönderilmiştir ve Yargıtay’ın leh veya aleyhte vereceği kararı beklenmektedir. Nitekim Yargıtay mahkemenin verdiği 20 aylık davayı onaylayarak ilgili mahkemesine iade etmiştir. İşte tüm spekülasyonlar bu süre için yapılmaktadır. Yargıtay’ın dosyayı tasdik ettiğini, ilgili mahkeme durumu YSK’ya bildirseydi, öyle sanıyorum ki, YSK Hatip Dicle’nin adaylığını iptal eder ve seçime sokmazdı. O zaman bugün meydana gelen olaylar olmazdı. Ama, Türk yargı sistemi öyle yapılandırılmış ki, aynı çatı altındaki bir mahkemeden diğer mahkemenin istediği bir evrak bazen günlerce yerine ulaştırılmıyor. YSK, kendisini meclisin yerine koymayıp, dosyayı meclise gönderseydi, yine bugünkü kargaşa meydana gelmez, halkımız da tedirgin olmazdı. Gelelim madalyonun öbür yüzüne. Bu bağımsızları destekleyen BDP, 4 yıl mecliste bulundu. Bu süre içinde, hiç ama hiç herhangi bir girişimde bulunup da yasalardaki bazı maddelerin değiştirilmesi yönünde ne bir çalışma yaptı, ne de herhangi bir katkıda bulundu. Var mı, yok mu, yurtta huzursuzluk yaratarak halkı bezdirmek olmuştur tüm çabaları. Nitekim, 12 eylülde referanduma sunulan anayasa değişikliğinde bile her maddenin oylanmasında hep meclis dışına çıkarak oy vermekten imtina etmişlerdir. O kadar ki, partilerin kapatılmasını zorlaştıran ve en çok BDP’yi ilgilendiren maddenin oylanmasında dahi bulunmayıp maddenin reddine sebep olmuşlardır. O Anayasa değişikliğinin yapılması büyük bir fırsattı. O zaman anayasanın milletvekilliğini zorlaştıran iki maddesinin değiştirilmesini talep edebilirlerdi. Demek istediğim şu ki, bugün YSK ne kadar eleştiriliyorsa, BDP de o kadar eleştirilmeye müstahaktır.
Seçilmiş 35 milletvekilinin meclise girmeme kararı alınırsa ve 35 milletvekili meclise girmez, yemin törenine katılmaz ve böylece seçimi boykot ederlerse, acaba Hatip Dicle hakkındaki YSK’nın verdiği karar değişebilir mi? Ama meclise girer ve o çatı altında mücadelelerini yaparlarsa, muhtemeldir ki, yeni yapılacak anayasaya milletvekilliğini engelleyen maddelerde bazı değişikliklerin yapılmasında katkı sağlamış olurlar. Olamazlar mı? Türkiye bir hukuk devletidir ve her şeyin hukuk ve yasalara göre yapıldığı unutulmamalıdır. Gerçi, kabahat atlas gömlek olmuş da kimse giymemiş derler ama yine de herkesin kendi, kendisini yargılaması yani özeleştiride bulunması gerekmektedir. İşte o zaman doğru yol bulunur.