Her siyasi partide özünü geliştirmiş önemli devlet adamı, diplomatlar vardır. Siyasette sembol, kavram ve sloganlar da önemlidir. CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Sn. Ekrem İmamoğlu için başı çeken, "Her şey çok güzel olacak!.." AK Parti'yi iktidara taşıyan, "Başörtüme dokunma! Din elden gidiyor! Gazze’ye sahip çık!.." MHP'de ise, "Devlet'in başına Devlet gelecek! Ya devlet başa, ya kuzgun leşe!..." Siyasi geçmişi en yakın İYİ Parti ise, "Tek kale, İyi Parti!.." tezine yoğunlaşmaktadır. Küresel kavram içeriğinde, "Tüm işçiler birleşiniz! İslam Birliği bir gün mutlaka kurulacaktır! Türk Birliği, Turan İdeali gerçekleşecektir!.. Kahrolsun Komünizm! Kahrolsun kapitalizm!" vs. geniş kitleleri kapsayan iklimsel sloganlardır. Sloganlar üzerinden “Sağcı, solcu, milliyetçi” atmosferin keşfi mümkündür.
İdeolojik akımlarda kitleler, "Her şey Türk için, Türk'e göre, Türk tarafından. Türklük bedenimiz, İslam ruhumuzdur; ruhsuz beden ceset olur. Bayrak inmez, ezan dinmez. Şehitler, vatan bölünmez. Mustafa Kemal'in askerleriyiz!.." gibi söylemlerde de vücut bulmaktadır. Protesto eylemleri, yeni nesil gençliğin fanatizm ve taassuba mesafeli, apolitik yaklaşımla “hak, hukuk, adalet” arayışında birleştiği görülmektedir. “Türklük, milli devlet; İslam, inanç iklimi” içeriğiyle madde ve mana bileşkesinde ulus devlet çatısı altında varlık bulacak en geniş iki temel atmosferi ifade etmektedir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun dağıtılma sürecinde, Batı'dan sızan ayrıştırıcı akımlara karşı aydınların fikir ve düşünce üzerinde özenli felsefi araştırmaları vardır. Dönemin aydınları araştırmış, tartışmış ancak, milliyetçilik akımlarının önü alınamamıştır. "Türk olmayalım, Osmanlı olalım. Hepimiz ümmet olmalıyız" denmiş, olunamamıştır. Türk hep vardı. Hep de var olacak köklü bir millettir. “Türk olalım!..” deyince; hepsi “Osmanlıcı, İslamcı” olmaya kalkıştıkları görülmüştür. Anlaşılmaktadır ki istenmeyen tek şey “Türk olmaktır!..” Halbuki tarihte Türk, "Kızılelma idealinden Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi’ne; Türk Ülküsü" tahlilinin gelişen medeniyete uygunluğu inancıyla milliyetçi Türkiye üzerinde kafa yormuştur. Sosyolog Ziya Gökalp, "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" teorisini ileri sürmüş, ulus devlet yapılanmasında kabul görmüştür. Türk ülküsü Cumhuriyetin vizyonunda kök salmıştır.
Cumhuriyetin kurucu lideri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk; "Ne mutlu Türk’üm diyene! Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuran Anadolu halkına Büyük Türk Milleti denir" tescili önemlidir. Harabe imparatorluktan "ulus devlet" inşa edilmiştir. Laiklik; "din ve vicdan hürriyeti, vatandaşlık bağıyla” herkes anayasal haklarla kaynaştırılmıştır. Türk ulusu "Türkiye Cumhuriyeti Devleti" çatısıyla “Türk Bayrağı” altında örgütlenmiştir. Aykırı taleplerin hedefi, milli birliği yıpratmaktır. CHP’nin “Kürtler, ‘sorun var!’ derse vardır” ile AKP’nin “Anayasa’da Türklük olmasa da olur!” kavramı aynı sondur. İYİ Parti’nin tutarlı, omurgalı “milli devlet, güçlü iktidar” çizgisinde muhalefet izlediği iddia edilmektedir.
İYİ Parti Genel Başkanı Sn. Dursun Musavat Dervişoğlu, terörsüz Türkiye süreciyle ilgili "Teröristten medet bekleyen siyasetin acziyetidir. Teröristle pazarlık yapılmaz" düsturuyla izah ederek, "DEM Parti anayasal bir oluşumdur. Anayasal çizgide görüşürüm. Ancak DEM Parti bizden randevu istemedi. Partilerle, DEM Parti değil, İmralı canisi ulakları görüşüyor. Biz, İYİ Parti olarak İmralı heyetiyle görüşmeye kapalıyız ve görüşmeyen tek partiyiz" diyerek “İYİ Parti Tek Kale” sloganını yerine oturtmuştur. Anlaşılan İYİ Parti'de yükseliş sürüyor. Ayrılanlardan geriye dönüş ile yeni katılımların artarak devamı, İYİ Parti’yi iktidarın alternatifi haline getirecektir. Son kale!..