İran tarih yazıyor

Abone Ol

İran tarih yazıyor

İsrail; 13 Haziran 2025'te, zenginleştirilmiş uranyum kapasitesini ortadan kaldırma niyetiyle ABD'nin desteğiyle İran'a saldırmış, süregelen savaşı başlatmıştır. İran ise beklenmedik karşılıklarla temposunu her vuruşta yükseltmiş, stratejik planlarıyla dünyayı şoke etmiştir. İsrail, Minab'da “İlk vuruşu okula, ikinciyi öğrencilerin toplandığı mescide, üçüncüyü de etrafına” yapmış, saldırıda 163 kişi hayatını kaybetmiştir. Sivillerin, öğrencilerin hedef alınması “soykırımcılık” diye nitelendirilmektedir. Okula saldırı, tarihin en acı savaş stratejisidir. Türk ülküsünde Yahudi düşmanlığı felsefesi yoktur; ancak Gazze katliamı ardından İran’da sivillerin katli antisemitizm ruhunu tetikleyecektir. Türkler, düşmanlık ideolojisi ve karşıt görüş ruhu taşımazlar.

Savaş Hürmüz Boğazı'nda düğümlenmiş, petrol sevkiyatı durmuş, dünya ekonomisi altüst olmuş, İran’ın barış planları Trump'ı çıldırtmaktadır. Savaşın asıl nedeninin rejim değişikliği olduğu, zenginleştirilmiş uranyum değil; enerji kaynaklarına el koyma amacı taşıdığı şeklinde yorumlar yapılmaktadır. İsrail ve ABD’nin uluslararası hukuku hiçe saydığı da tartışılmaktadır. Yerküre yeniden şekillenecektir. Körfez ülkeleri mezhepçi tavra girmemeli, doğru yerde saf tutmalıdır. Avrupa, Orta Çağ’da uzun yıllar mezhep savaşları yaşamıştır.

İslam’ın Sünnî-Şiî ayrıştırılması, Arap-Pers karşıtlığı gözden geçirilmelidir. Kültür emperyalizmi, Haçlı saldırılarından çok daha tehlikelidir. İran karşıtlığı, İslam ülkelerinde birlik idealini tutarsız kılar. Müslüman İran halkına karşı İsrail-ABD yandaşlığı, yarınlarda öz felaketleri olabilecektir. Dün Irak'tı, sonra Suriye oldu, Gazze yandı, Lübnan ateş hattında, Körfez ablukaya alınmış, İran savaşın tam ortasındadır. İslam dünyası için ders alma ve jeopolitik strateji geliştirme zamanıdır. Sünni İslam kültürü siyasal boyutuyla, Şii İslam inancı karşıtlığı mezhep savaşlarını hatırlatmaktadır. Arap ülkelerinin Haçlı seferlerini yaşamamış olmaları, Kosova Meydanı’nda Türkler tarafından püskürtülmesine ve Hüdavendigâr'ın iç organlarına mezar olmasına borçludur. Arap asıllı Mekke Şerifi Hüseyin'in Osmanlı’ya ihaneti, İsrail’in kuruluş nedenleri arasında gösterilmektedir.

İran, Pers medeniyetinin köklü bir ürünüdür. Demografik yapısında yüzde 45-50 civarında Türk asıllı nüfus barınmaktadır. Büyük Türk-İslam ulemalarının birçoğunun doğum yeri Tebriz’dir. Tarihte Türk’tü, hâlen Türk’tür. Türkler bu bölgede yıllarca hâkimiyet kurmuş, devlet yönetmiş, hâlen de yönetimdedirler. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, “Türk’üm!” diyerek, Türkçe konuşmalarıyla mesaj vermektedir. Türkçe davranan, İslam’ca yanan nesiller... Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az. İran, şimdilik Hürmüz Boğazı’nda yeni bir Çanakkale ruhu yaratmak üzeredir. Arap ülkelerindeki ABD üslerinin vurulması ve Türkiye'ye yönlendirilen füzelerin NATO tarafından imha edilmesi dikkat çekicidir. Ancak savaş hiledir. İran’ın kesinlikle Türkiye'ye yönelik füze fırlatmadığı ve İsrail'in Irak'ın doğu kumsallarında gizli üs kurduğu, ihbar sonucunda İran tarafından imha edildiği şeklinde yorumlar yapılmaktadır.

İran'ın geliştirilmiş, zenginleştirilmiş uranyum üretimi ile ilgili hususlar, Hürmüz Körfezi ve İran'ın boğazdan geçişi kontrol altına alması, ABD'nin ablukası, Fransa'nın savaş gemisi göndermesi, İtalya ve İspanya başbakanlarının tavırları küresel ittifakları karıştırmaktadır. Fransa, Avrupa Birliği politikalarında öne çıkmaktadır. Türkiye, aralıklarla ABD'yi şaşırtacak derecede İsrail'i uyarmaktadır. ABD destekli İsrail'in İran'a saldırısıyla başlatılan savaşta iki ülke liderinin uluslararası yasaları hiçe saydığı yorumları vardır.

Türkiye, uluslararası düzeyde bir NATO ülkesidir. Dengelerini bağlı bulunduğu pakta uydurmaya özen göstermektedir. Her ne kadar İran'ın, düşman ülke üsleri bulunduran bazı Arap ülkelerindeki ABD üslerini vurmasında İran hatalı görülse de savaş stratejisi yönünde arabulucu ve denge safında yer almaktadır.

İran'a yapılan saldırı elbette Türk kültürünü yıpratarak anti-Amerikancılık ve antisemitizm gibi faşist ideolojik akımlara fırsat yaratmayacaktır. İran halkının, vatan sevgisi bilinciyle ülkelerine sahip çıkmaları şarttır. Barış yolu açıktır. Bilinmelidir ki hiçbir savaş halkların savaşı değildir. Askerî stratejiler halklar savaşının dışındadır. Ancak sıkıntıyı halklar çeker. Sosyal medyaya yansıyan yorumlarda savaşın İran kontrolünde sürdüğü belirtilmektedir. Savaşı Rusya gözetlemekte, İspanya ve İtalya ses yükseltmekte, Donald Trump ile Binyamin Netanyahu çıldırmışlardır. Unutulmamalıdır ki Pers felsefesi güçlü bir medeniyet kaynağıdır.

Mecbur değilse savaş en büyük cinayettir. İranlılar; birlik içinde ülkelerini savunmak, bağımsızlıklarını korumak mecburiyetindedirler. Hürmüz Boğazı savaşı, ABD-İran ikilisine karşı dünyayı hareketlendirmiştir. Üçüncü Dünya Savaşı psikolojisi yaşanmaktadır. Yerkürede yeni pakt arayışları başlatılmıştır. Jeopolitik haritalar tartışılmaktadır. T.C.’nin dış politika stratejisi bellidir: “Yurtta sulh, cihanda sulh.” Savaş Hürmüz Boğazı’nda düğümlenmiştir. İran yeni dünya düzeninin tarihine yön vermektedir. Çin sessiz değildir. Fransız gemileri de Hürmüz’dedir. Donald Trump savaşın devamını arzu etmektedir. ABD ablukasına rağmen kıran kırana üstünlük İran kontrolündedir. Son dakika haberleri yeni şoklara gebedir. İran Sözcüsü Esmail Baghaei, “Biz de süper gücüz” çıkışı yapmıştır. Süper güçlerin, süper savaşları...