İktidarın her yaptığını eleştirmeye, her yapılmak isteneni engellemeye kalkan bir muhalefetin inandırıcılığı kalmaz.
Türkiye uzun yıllar boyu, toplumsal olarak, belli bir yozlaşmanın, bozulmanın ve kokuşmanın içinde bocalayıp durmaktaydı.
Son yıllarda her alanda ciddi operasyonlar yapılmakta, insanlar tutuklanıp yargılanmakta.
Tutuklananların suçlu olup olmadıkları ancak yargı sonuçlanınca belli olacak.
Yargının kararını beklemek zorundayız.
Ülkede mafyanın kökü kazındı.
Geçmişte babaların adını saymakla bitiremezdik.
Bugün, bir tek babadan bile söz ediliyor mu?
Şimdi de, diğer alanlardaki yapılanmalar ve bu yapılardaki babaların tasfiyesi gündemde.
Bu ülkeyi ve ülke insanını seven birinin, bu olumlu gelişmeden rahatsız olması mümkün mü?
O zaman, bu olumlu gelişmeden rahatsız olanların, neden rahatsız olduklarını araştırmakta yarar var!
Olumlu bir gelişmeye, kim imza atarsa atsın, taktir etmemiz, alkışlamamız gerekir.
Siyasi kaygılara dayalı tepkiler,bu ülkeye ve bu ülke insanına zarar verir.
Hizmete körleşmiş, minnet ve taktirle teşvik duygusunu yitirmiş, salt ideoloji ve parti fanatizmi içinde, olayları ve gelişmeleri değerlendiren bir toplumun, huzur ve mutluluk bulması mümkün değildir.
En azından, yiğidi öldürmek isterken bile, hakkını yememek gerekir.
Hatasız kul olmayacağı gibi, hatasız iktidarlar ve siyasi yapılar da olamaz.
Bir siyasi yapıyı ya da siyasiyi değerlendirirken, olumlu ve olumsuz yanlarını birlikte ele alıp, objektif bir değerlendirme ile, hangi tarafın daha ağır bastığına bakmak gerekir.
Salt iyi taraflarını ele alıp, yapılan yanlışları görmezden gelerek övgü yağmuruna tutmak ne kadar yanlışsa, körü körüne ne yaparsa yapsın, doğru yanlış demeden sürekli eleştiri yağmuruna tutmak da o kadar yanlıştır.
Türk toplumu, siyasete ve siyasetçilere giderek daha objektif bir yaklaşım içinde.
Geçmişin parti fanatizminden, ideolojik koşullanmalardan giderek arınıyor.
Arınmayanlar ya da arınamayanlar ise, papağan gibi aynı şeyleri seslendirmekten öte bir iş yaptıkları yok.
Radikal çizgilerde cambazlık yapanlarla, hamasete yelken açıp bir yerlere gelme gayretinde olanlar, bir hedef kitleye dönük dalkavukluk yaparak gündemde kalmanın ilkel hesabı içindeler.
Bu rezil çıkış içinde olup yargılananlarla, onları alkışlayanlara dikkat edin, bunlar bu toplumun çok küçük bir azınlığı olmalarına rağmen, sesleri öylesine cazgırca çıkıyor ki, bunların gürültüsünden yer yerinden oynayacakmış gibi bir hava estirilmeye çalışılıyor.
Bu toplum, bulanık suda balık avlama uyanıklığına kalkıp suları bulandıranlarla, duru suyun faziletine inananlar arasındaki farkı görmekte.
Toplumu, belli etnik yapıları, mezhep ve tarikatları, tahrik ederek bir kutuplaşma yaratarak, bu kutuplaşmalardan birinin sözcülüğüne ya da öncülüğüne soyunan beyinlerin bu çirkin oyunları, ihtirasları ve ince hesapları artık net bir biçimde ortaya çıkmaya başladığı kanısındayım.
İnşallah böyledir!