Hoş geldim...

TEK derdimizin yaşamaya çalışmak olduğu, ekonomik krizin günden güne büyüdüğü bir zamanda kalktım şehir değiştirdim…
Tek başına bir kadın olarak kendi ayaklarımın üzerinde durmanın ne olduğunu kendime kanıtlamak zorundaydım yaşadığımız çağda…
Zaman zaman üzerinde durmaya çalıştığım ayaklarımın üzerine yığılsam da, bir gün bile vazgeçmedim…
Aynı yerde kalmaya devam ettikçe değişim ve gelişim mümkün değildi. Hayatımın amacı asla konfor alanında kalmak ve buna devam etmek olmadı. Bence kimsenin olmamalıydı.
İnsanın doğup büyüdüğü yere veda etmesi kolay bir şey değildi… Tüm bilinmezliği ile beni bekleyen bir yaşama doğru koşar adımlarla gittim.
Bu bilinmezlik, çevremdekilerin "Hayat çok zor, yapamazsın", "Tek başına yaşayamazsın", "Kendi çöplüğünde ötemeyen başka bir yerde ötemez" gibi gibi saygısız ve cahilce yapılmış yorumlara kulağımı tıkadım ve geldim. Kendi hayatlarında var olmamış insanlar genelde başkalarının hayatında var olma çabasına müdahale ederler ve bundan keyif alırlar.
Tek yol evlilikmiş gibi gelir insanlara... Hayat kurmanın ve sonra asıl gerçekliğin bu olmadığını zamanla anlarlar ya da anlamadan dünyadan çoktan kaybolmuş ruhları ile birlikte bedenlerini de yanlarına alarak ayrılırlar…
Büyümek karşındaki insanın anlayamadığını kavradığın anda konuşmak ve kendini kanıtlamak yerine susmayı tercih ettiğin zaman oluyor. En azından bende öyle oldu. Kendi gerçekliği dışında başka gerçekliği kabul etmeyen insanlara konuşmak bir süre sonra anlamını yitirir.

***

YENİDEN VE KALDIĞIMIZ YERDEN MERHABA...
Bu sefer kilometrelerce uzaktan geldim…
Acılarım, sevinçlerim ve anılarımla geldim…
Acıdan kaçmayarak, sevinçle onu kardeş yapmayı öğrendim de geldim…
Hayatımın amacı bir insana, canlıya yardım etmek ve yol göstermeye çalışmak…
Bu yüzden seçtiğim işimle, her hafta size aktarmak istediğim yazılarımla, mutluluğumla geldim…
Hep derler ya; "İnsan nereye giderse gitsin, valizinde geçmişini de götürür." Aslında o öyle değilmiş… Geçmişi her daim yanımızda taşımamızın nedeni, onunla yüzleşmek yerine kaçtığımız ve bastırdığımız içinmiş. Tüm cesaretimle yüzleşip geldim. Peki ya sen? Kendine hoş geldin mi?