BEN söylemiştim demek gibi olmasın ama ben söylemiştim.
Bu tartışmanın Kerim Aydoğan'ın sözleriyle bitmeyeceğini, araya bin bir türlü insanın girip tartışmanın alevleneceğini dünkü yazımda belirtmiştim.
Nereden mi biliyorum?
Çünkü Alanya'nın uluslararası çapta olduğundan çok daha ileride olduğunu zannedip kendini avutan insanlar var.
Yıllardır, bıkmadan ve usanmadan Alanya'nın bir turizm devi olduğunu savunurlar.
Geliştirilmesi gereken hiç bir yanı yokmuş gibi, Alanya sanki “artık olmuş” gibi.
Kerim Aydoğan çıkıp, açık açık, “Alanya bir marka değildir, daha çok yolumuz var” anlamında bir şeyler söyleyince bu kişilerin damarlarına basmış oldu açıkçası.
Ancak dün gazetede çıkan, resmen “aha halimi görün” der gibi Turizm Müdürlüğü'nün önünde kuru ekmekle karnını doyuran turist Alanya'nın nasıl bir durumda olduğunu gösterir nitelikte.
Yanlış anlamayın, insanların kuru ekmek yiyip yememesi bizi ilgilendirmez.
Ancak bu durum, buraya gelen turistin sokakta beş lira harcamaktan kaçındığı anlamına geliyor.
Daha henüz böyle bir olay olmuşken birileri de çıkıp Alanya'nın bir marka, hatta iyi ve başarılı bir marka olduğunu iddia edebiliyor.
Gerçekten üzücü...
Alanya'nın neden yıllardır iyi bir marka olma yolunda yerinde saydığını gösterir nitelikte.
Size bir şey söyleyeyim mi?
İddia ediyorum ki Alanya'da ALTSO dışında Alanya'yı iyi bir marka haline getirmek için uğraşan birisi yok.
Varsa da yapılan faaliyetler yetersiz, göze batan cinsten değil.
Sadece olanın kaymağını yemek, sonra da yollarına devam etmek istiyorlar, hepsi bu.
“Yahu bizim bu tekne günden güne su alıyor. Bu tekneyi yenilesek mi?” diye düşünen yok.
Tur şirketleri turist getirsin, turist götürsün, her şey olduğu gibi devam etsin.
İşte bu aynı kişiler Alanya'nın (iyi) bir marka olduğunu savunan.
Alanya şu haliyle sadece gelir düzeyi belli bir seviyenin altında olan turistlerin vakitlerini HD otellerinde yatarak geçirmeyi tercih ettiği bir şehir.
Daha da fazlası değil.
Eğer olduğunu düşünüyorsanız hayal dünyasında geziyorsunuz, benden söylemesi.