Özellikle 1990’ın ilk yıllarından itibaren bütün dünyanın çılgınca kapitalizmin sevimli çehresi olan küreselleşmeye gitmesinden avcılıkta nasibini aldı. O yıllarda da ülkemde şimdiki gibi bir ok av hayvanın avlamak yasaktı ama devletin yasakların üzerine ciddi şekilde gitmeyişinden herkes dilediği gibi avlanır, kendi avlandığı yetmemiş gibi dışarıdan gelen dostunun avlanmasını da sağlayabilirdi. Bunun ürünü olarak yurt dışından birçok arkadaş, dost edindik. Onların kendi avlaklarımızda avlanmalarını sağladık. Bizden de Metin Atalay gibi onların ülkesinde gidip, onların avlıklarında avlanan arkadaşlarımız oldu. Bu dostlardan bende iz bırakanları sizlerle paylaşmak istiyorum. Birçok Alanyalı gibi Alanya’nın Almanya’daki kardeş şehri Gladbeck’e giden kadim dostum Hüseyin Kan orada meslektaşı olan bir sürü dost edinmişti. Onlarda Alanya’ya gelince aralarında av tutkusu olanları avlandırma işi doğal olarak bize düşüyordu. Bunlardan biri o bölgedeki hastanenin başhekimlik görevini yapan bay Plumbe’ydi. Plumbe ilginç bir adam. Orta yaşı geride bırakmış, açık kalp ameliyatı olmuş bunun yanında ciddi rahatsızlıkları olmasına rağmen içinde yanan avcılık ateşi onu rahat bırakmadığından avcılığa devam ediyordu. Alanya’ya ailesiyle birlikte geldiğinde mevsim taze bahardı. Mevsimin bahar oluşu birçok hayvanı avlamamıza müsaade etmiyordu. Ona sadece domuz avı yaptırabilirdik. Önce dostumuzu benim eve davet edip henüz kurmadığım müzemi oluşturabilecek aleti, edevatı, trofeleri, postları, tüfekleri gösterdik. Avlanmak istediği tüfeği seçmesini söyledik. Dostumuzun seçimi mavzer S56 oldu. Bir gün sonrasının sabahında erkenden Guzyaka köyünün yolunu tuttuk. Planımız gereği orada Sülo’nun ve Hacı’nın organize ettiği grup ve tüfekler bizi beklemekteydi. Bizim varıp yerimizi almamızla birlikte köpekler salındı, av başladı. Çok geçmeden köpekler domuzu buldular. Herkes dostumuzun atış yapabilmesi için yardımcı oldu ve kısa zamanda dostumuz tek atışla domuzu indirdi ve avın bittiğini dostumuz ikinci atışı havaya yaparak kendi belirledi. Bu mevsimde vurduğumuz hayvan domuzda olsa avının mevsimi değildi. Onunda yavru meysimiydi. Köpeklerin sağda solda kesik kesik havlamaları avlıkta yavrusunu bırakıp ortaya çıkmayan birkaç dişi domuzun olduğunun işaretiydi ama dostumuz ilkeli bir avcıydı. Bir tane erkeği vurmak Almanya’ya döndüğünde Alanya’da da dostlarımla şöyle av yaptım demek dostumuza yetiyordu.
DEVAM EDECEK