Geçmişin izi (335)

Kuddusi usta çalışırken yaşadığım bir olayı anlatmadan geçemeyeceğim. Mimar ahşap işçiliği için ustaya detay planı vermiş. Usta beni arayıp mimarın verdiği planı yaparsam beni elim kırılır. Binanın girişi olan taş kemerin iç yüzeyini...

Abone Ol

Kuddusi usta çalışırken yaşadığım bir olayı anlatmadan geçemeyeceğim. Mimar ahşap işçiliği için ustaya detay planı vermiş. Usta beni arayıp mimarın verdiği planı yaparsam beni elim kırılır. Binanın girişi olan taş kemerin iç yüzeyini ahşapla kaplamamı istiyor. Yaptığım ahşap kasa taş duvar ustasının işçiliğini kapatır. Buda onun emeğine büyük bir saygısızlık olur ki ben asla böyle bir şeyi yapamam. Bunun üzerine mimar gerek taş duvar ustasının gerek Kuddusi ustanın işçiliklerini gizlemeyecek bir detay planı hazırlamıştı. Şimdilerde emeğin karşısından bu kadar saygılı davranan birisini bulmak herhalde mümkün değildir. Yapılan bu binayı çok sevmiştim. Alanya merkezden taşınıp 1999’dan beri av müzesi olarak yaptırdığımız yapıda eşimin de katkılarıyla civarın el, ev, av müzesi olarak yerleştirip orada zevkle oturmaya başladık. Polis teşkilatının özellikle silahla ilgili birimlerinde görev süresinin bir kısmını da Avrupa ve Amerika’da tamamlayarak emekliliğini kazanan kadim dost Mehmet Köseoğulları emekli olduktan sonra Ankara’da bir mağaza açıp silah ve mühimmat alıp satmaya başladı. Ahmet Uğurlu’yla her Ankara’ya gittiğimizde Mehmet Köseoğulları’nın mağazasına uğrar ihtiyaçlarımızı oradan karşılardık. Alışveriş yaparken de av ve silah üstüne sohbetler kurardık. Hatta bazen çok silaha sahip olmamıza rağmen dayanamayıp çok beğendiğimiz tüfek ve tabancalardan satın aldığımızda olurdu. Mesleği polislik, ihtisası da silah olunca Mehmet Köseoğulları Türkiye’nin her yerinde her türlü silahtan haberdar olur bu sayede de hem alana hem satana hizmet vermek Mehmet Köseoğulları açısından kolay oluyordu. Ahmet Uğurlu’yla bir Ankara’ya gittiğimizde uğradığımız Köseoğulları bizi bir kaz avına davet etti. Aslen Kırşehirli olan Mehmet Köseoğulları bu yıl Kırşehir’de kaz bolmuş, buyurun bir kaz avlayalım diyordu. Ahmet Uğurlu’yla Alanya’ya döndüğümüzde arkadaşlara da haber verip hazırlığımızı yaptık. Ahmet Uğurlu, Metin Atalay, Necip Sondaç ve Ahmet Uğurlu’nun yardımcısı iki arazi taşıtıyla yola çıktık. Henüz mobil telefonlar yaygın değildi ama kocaman kutularıyla araba telefonları hizmetimize girmişti. Araba telefonu marifetiyle Mehmet Köseoğulları’yla haberleşerek gece yolculuğunu sürdürdük. Kırşehir yol ayrımında onunla buluşup yola devam ettik. Kırşehir Kaman’ı da geçip avlanacağımız köye ulaştık. Mehmet Köseoğulları’nın irtibatta olduğu kılavuzların öncülüğünde av sahasına indik. Bir Kürt köyünün sınırları içinde kalan bu göl av için her türlü imkanı avcının lehine sergiliyordu. Tuzgölü’nün ve birçok gölün aksine zemin sertti. Arabayla veya yürüyerek gölün dudağına kadar ulaşılabiliyordu. Buda avcıya büyük bir avantaj sağlıyordu. Bugün bizim şansımızdan hava çok durgun ve yoğun bir sis tabakası her yeri kaplamıştı. Zeminde yürüyorduk ama yinede bulutların içinde gibiydik.
DEVAM EDECEK