Geçilmeyen destan

Abone Ol

Tarih, bazı anları altın harflerle yazar. Çanakkale Zaferi, bu milletin varoluş mücadelesinin en büyük nişanelerinden biridir. 110 yıl önce, imkânsız denilen bir zaferin hikâyesi yazıldı. Kimi cepheden yeni çıkmış bir çocuktu, kimi torunlarını görmeye ömrü yetmeyen bir dede... Ama hepsi aynı ruhla, aynı inançla vatan toprağına siper oldular.
Çanakkale, sadece bir savaş değil, bir direnişin, bir yeniden doğuşun adıdır. Kendi vatanını savunmak için ayağa kalkmış bir milletin, imkânlarını ve hatta canını ortaya koyarak verdiği mücadeledir. O gün, vatanın dört bir yanından gelen Mehmetçikler, aynı idealle, aynı imanla düşmana karşı koydular. "Çanakkale geçilmez" dediler ve tarihe bu sözü kazıdılar.
Bu zafer, toprağa düşenlerin bizlere bıraktığı kutlu bir emanettir. Bugün soluduğumuz özgürlüğün, üzerinde yaşadığımız vatanın bedeli onların kanıyla ödendi. Her biri birer meşale gibi geleceğimizi aydınlattı. Seyit Onbaşı’nın sırtladığı 215 kiloluk mermi, yalnızca bir top mermisi değil; bir milletin onuru, azmi ve bağımsızlık aşkıydı.
110 yıl sonra, bizlere düşen, o ruhu yaşatmak, o azmi unutmamak ve o inançla yarınlara yürümektir. Şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyor, aziz hatıraları önünde hürmetle eğiliyoruz. Ruhları şad olsun.