Garip bir işçinin öyküsü, yazılmasa da olur

'BU bir kılıçbalığının öyküsüdür, yazılmasa da olur” der, kendisi ünlenemeyen ama defalarca şarkıya dönüştürülüp ünlenen bu şiiri yazan seyyar kitapçı Halim Şefik Güzelson. Önce Ahmet Kaya, ardından Ezginin Günlüğü...

BU

bir kılıçbalığının öyküsüdür, yazılmasa da olur” der, kendisi ünlenemeyen ama defalarca şarkıya dönüştürülüp ünlenen bu şiiri yazan seyyar kitapçı Halim Şefik Güzelson.
Önce Ahmet Kaya, ardından Ezginin Günlüğü seslendirmiştir.
Sırtında bir zıpkın yarasıyla oradan oraya savrulmak zorunda kalan bir kılıçbalığının gözünden dünyadaki son anları anlatılır.
Bir dönem, “oradan oraya savrulanların, siyasal yaralıların, nereye gideceğini bilemeyenlerin” adeta milli marşı haline gelmiştir.
Tıpkı, 30 Mart sonrası hayatımıza giren Büyükşehir Yasası ile Antalya Valiliği’nin havuzuna girmek zorunda kalan yüzlerce işçi ve memurun oradan oraya savrulmayı beklemeleri, onca yıllık emeklerine karşılık sırtlarına saplanan görünmez zıpkınların verdiği acı gibi.
İşte, o işçilerden biri de, 30 Mart öncesi Alanya Belediyesi’ne, 30 Mart sonrası ise Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlanan İtfaiye Müdürlüğü’nün 16 yıllık kadrolu işçisi Ali Avara.
Kendisi 40 yaşında.
Aslen Alanya’nın doğudaki en uzak mahallesi olan Demirtaş’tan.
Evli, Allah bağışlasın, biri 11, diğeri 7 yaşında iki erkek çocuk sahibi. Emektar itfaiyeci Ali Avara ile iki gün önce, gece yarısı telefonda tanıştık.
Pazar gecesi, neredeyse sahura beş kala, telefonumu gazeteci bir arkadaşımdan almış, beni aradı, bir sıkıntısı olduğunu, yardımcı olup olamayacağımı sordu.
“Sıkıntı nedir?” dedim, “Yazılarını her gün okuyorum. Ben havuz mağduru bir işçiyim. Sordum soruşturdum, ‘Senin sıkıntını yazsa yazsa Alper Kutay yazar’ dediler, o yüzden rahatsız ettim. Sana röportaj vermek istiyorum” dedi.
“Buyrun, sizi dinliyorum” dedim, “Telefonda olmaz, yüz yüze görüşebilir miyiz?” dedi, “Bu saatte mi?” dedim, “Olabilir” dedi.
Gecenin bir vakti, daha önceden hiç tanımadığım biriyle buluşamayacağımı söyleyip ertesi güne sözleştik.
Sabah oldu, çarşı içinde bir mekânda buluştuk, röportajı kayda almak için ses kayıt cihazını çalıştırmadan önce ilk sorum şu oldu: “Neticede bir devlet kurumunda görevlisin. Söyleyeceğin şeylerin sonuçlarına katlanmaya hazır mısın?”
Hiç düşünmeden “Hazırım” deyince başladık röportaja.
O konuştu, ben dinledim, o konuştu ben kaydettim.
İşte, Alanya Belediyesi’nden Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne geçen ve ihtiyaç fazlası olduğu gerekçesiyle Antalya Valiliği havuzuna gönderilen, şu an için Antalya’nın hangi ilçesinin hangi mahallesine gönderileceğini bilmeden, adeta sırtında zıpkın yarasıyla dolaşan kılıçbalığı misali kaderini bekleyen 16 yıllık kadrolu işçi Ali Avara’nın söyledikleri.
(Sizden ricam her satırını çok dikkatli okuyun, çünkü şu an celladını bekleyen idam mahkumu gibi olan yüzlerce işçi ve memurun söylemek isteyip de dile getiremediklerinin özetini yapıyor)
“Çok mağdur olduk. Sesimizi duyan yok. Gazipaşa Belediyesi’ni AKP kazandığı için Gazipaşa İtfaiye Müdürlüğü’nden bir tek personel ne Antalya’ya gönderildi, ne de Antalya’dan bir eleman Gazipaşa’ya getirildi. Bizim suçumuz, Alanya Belediyesi’ni MHP’nin kazanması mı?
Antalya Büyükşehir Belediyesi, ihtiyaç fazlalılığını gerekçe gösterip Alanya Belediyesi’nden kendilerine geçen çok sayıda işçi ve memuru Antalya Valiliği havuzuna gönderdi, bunlardan biri de benim.
Ben zaten yıllardır Alanya Belediyesi bünyesinde çalışıyorum. Kapanan 16 beldenin herhangi birinden gelen bir işçi değilim. Alanya Belediyesi kapanmadı ki, beni ve arkadaşlarımı Antalya’ya gönderiyorlar. Burada bir adaletsizlik var. Şimdi bizi fazlayız gerekçesiyle başka bir ilçeye atayacaklar, bizim yerimize de Antalya’nın herhangi bir ilçesinden havuza giren bir işçi veya memuru getirecekler. Peki, buraya gelecek olan o işçi veya memur arkadaş maaş almayacak mı? Bedava çalışmayacağına göre maaşını almaya devam edecek.
Madem maaş alacaksa, aynı maaşa ve şartlara çalışmaya zaten hazır olan bizi neden başka bir yere göndermek istiyorlar. Bizim en çok merak ettiğimiz konu budur.
Hakkımızı hukuki çerçevede sonuna kadar arayacağız. Antalya Valiliği’ne itiraz dilekçemizi verdik. Bizi nereye gönderirlerse göndersinler gideriz. Biz emekçiyiz, çalışanız. Her yerde çalışırız. Kim olursa, sonucu ne olursa olsun, biz hazırız.
Ama hakkımızı da yedirmeyiz. Listede ismi olanlar da dâhil itfaiye personeli olarak Alanya Belediyesi’ne 20-25 yıl hizmet verdik. Bu hizmetimizin karşılığı bu olmamalıydı. Böyle bir durumu kabullenmemiz mümkün değil. Mahkeme yoluyla geri döneceğimize inanıyoruz. Şu aşamada tebligatlarımızın gelmesini bekliyoruz. Avukatımız hazır, tebligat gelir gelmez davamızı açacağız.
Biz burada işimizi dört dörtlük yaparken, son derece dürüst bir şekilde çalışırken, bu muameleyi görmemeliydik. Devletin memurları ve işçileri siyasete alet edilmemeli. İtfaiye Müdürü Sayın Mehmet Oral dâhil itfaiyeden 4 işçi, 9 memur, 8 de taşeron işçi kalıyor. Toplam 21 kişi kalıyor, gerisi Antalya’ya gönderiliyor.
Alanya'nın eski nüfusuna göre itfaiye kadrosunda 110, yeni nüfusuna göre de 280 personel olması gerekiyor. Fakat biz yıllarca Alanya Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nde 110 personel olması gerekirken 48 kişiyle hizmet verdik. İşler yıllaca bizim fedakârlıklarımızla yürüdü.
Gerektiğinde 3-4 gün dağlarda yangının içinde kaldık, sesimizi bile çıkarmadık. Biz bunların karşılığında hiçbir maddi beklenti içinde olmadık. Çünkü işimizi severek yapıyoruz, ekmeğimizi buradan kazanıyoruz.
Oysa şimdi havuz sistemine göre başka bir şehirden gelecek personel Alanya'yı ne kadar bilecek, emek verecek, ne kadar verimli olabilecek.
Biz bu bölgenin çocuğuyuz. Biz nerede yangın varsa adres tarifini alıp elimizle koymuş gibi buluyoruz. Ama Antalya'dan gelecek olan personel hangi dağı, hangi yöreyi bilir?
Bize hiç bir bilgi verilmeden havuza atıldık. İş günü geldiği zaman öğrendik. Bizim tek isteğimiz, adaletli bir sistem uygulansın. Gideceksek yine gidelim ama bu adil bir şekilde olsun. Ayrımcılık, adam kayırmacılık olmasın. Bir de Alanya halkı bizim yanımızda olsun, başka bir şey istemiyoruz.”

***

(

DİP NOT:

16 yıllık kadrolu belediye işçisi Ali Avara’nın söyledikleri aynen böyle. Havuz’dan şikâyetçi olan işçi ve memurlar varsa ve konuşmak isterse, 0 242 513 17 55 numaralı telefondan bana ulaşabilir.)