Ev kızından ev gencine

Abone Ol

ESKİDEN her şey daha net, sınırlar daha belirgindi. Üniversite sayısının bir elin parmaklarını geçmediği, köylü nüfusun kentleri henüz kuşatmadığı yıllardı.

Aileler, imkânlar el verdiğince erkek çocuklarını okutur; kız çocukları ise genellikle ilkokuldan sonra tarla ile ev arasında, "hayırlı bir nasip" bekleyerek ömür tüketirdi. "Kızınız ne iş yapıyor?" sorusunun o meşhur ve vakur cevabı belliydi: Ev kızı.

​Zaman akıp geçti. Köyler önce ilçe merkezlerine, sonra büyük kentlerin varoşlarına hücum etti. Tarımın eziyeti çok, bereketi az gelmeye başladı.

Bir apartmanda kapıcılık yapan Ali Efendi, kira derdi olmayınca haddini bilerek gül gibi geçinip gitti. O jenerasyonun çocukları, babalarının süpürdüğü koridorlarda kitaplarına sarılarak büyüdü; birçoğu iyi eğitimler alarak hayatını garantiye aldı.

​O yıllarda devlet, sadece bir otorite değil; aş, ekmek ve güven kapısıydı. Özel sektörden daha güçlü bir işveren, sığınılacak bir limandı.

​"Devlet don mu satar?"

​90’lı yıllar, özelleştirmenin "olmazsa olmaz" bir ekonomik mucize gibi pazarlandığı yıllar olarak tarihe geçti.

Çimento fabrikalarıyla başlayan bu rüzgâr; yola, havalimanına, hastaneye, hatta okul kantinine kadar ulaştı.

Sümerbank tartışmalarının alevli olduğu günlerde liberal bir bakanın sarf ettiği o meşhur cümle hafızalara kazındı: "Devlet don mu satar be kardeşim?"

​Büyük düşünenler için etkileyici bir retorikti bu.

Ardından silsile devam etti…

Devlet inek mi besler?

Devlet balık mı tutar?

Devlet şeker mi üretir?

Nihayetinde varılan nokta şu oldu: Devlet sadece denetler ve vergi toplar. Bugün her ay güncellenen, farklı kalemlerle hayatımıza sızan ek vergiler ve ÖTV’ler, işte o gün kurulan sistemin meyveleridir.

Ev kızından başladık, konu nerelere geldi değil mi?

Bundan 40 yıl önce bir delikanlı çıksa ve "Ben ev genciyim" dese, büyüklerimiz ona dik dik bakar, altından bin bir türlü mana arardı. Ama şimdi literatürümüze yeni ve hüzünlü bir kavram girdi: Ev Genci.

​Peki, kim bu ev gençleri?

Bunlar yüksek eğitim almış, hatta yüksek lisansını tamamlamış, bu ülkenin en elit, en pırlanta beyinleri. Tek bir sorunları var: İş bulamıyorlar.

"Canım, devlet herkese iş mi bulacak?" diyenler çıkacaktır. Evet, tam olarak öyle! Devlet iş bulacak.

Ya bizzat yatırım yaparak istihdam yaratacak ya da topladığı vergilerle özel sektörü teşvik edip o alanları açacak. Yatırımcıya cazip şartlar sunacak ki bu pırlanta beyinler heba olmasın.

​Evde oturan, işsiz ve çaresiz her birey bu ülkenin öz evladıdır. Umudunu kesmiş bir gençlik, sadece o ailenin değil, tüm ülkenin geleceğinden çalınan zamandır.

Devlet, ya bu gence layık olduğu işi bulacak ya da o işi bulana dek onurunu zedelemeden "işsizlik maaşı" ile onu destekleyecek.

​Hiçbir eğitimli genç, "İşsizim, güçsüzüm, boş boş geziyorum" demeye utanır. İşte bu yüzden, o kibar ve donanımlı çocuklar bu acı gerçeği bir kılıfa uyduruyor: "Ev genciyim."

Bu kavramın bir "statü" değil, bir "sosyal yara" olduğunu ne zaman fark edeceğiz?

Esen kalın…