Eski çamlar bardak oldu

Abone Ol

TARİH dediğimiz şey, sadece tozlu raflarda uyuyan kitaplar değildir. Tarih; bazen bir tahta parçasının içine gizlenen kurnazlık, bazen de cebindeki telefonun içine yerleştirilen bir mikroçip.

​Hani bir sözümüz vardır ya; "Eski çamlar bardak oldu" diye... İşte tam oradayız.

Artık meydanlarda kılıç şakırtısı değil, devre kartlarının sessiz infazı konuşuyor.

​​Hatırlayalım o meşhur hikâyeyi... Akhalar on yıl boyunca Truva surlarını dövdü. Açlık, sefalet, kan...

Tam "olmuyor, başaramadık" dedikleri anda, o devasa tahta atı kapıya bırakıp çekildiler. Truvalılar ne yaptı? "Kazandık!" diyerek kadeh kaldırdılar.

​Oysa o atın karnı, zafer sarhoşluğunun cellatlarıyla doluydu. Tam bitti denilen yerde, en eski "Truva Atı" taktiğiyle koca bir medeniyet bir gecede tarihe gömüldü.

​te o günün tahta atı, bugün cebimizdeki lityum iyon pillerin içine, sinyal kesicilerin derinliklerine gizlendi.

​Gelelim bugüne... Artık "mertlik" bozulalı çok oldu. Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu demiştik; şimdi yazılım icat oldu, cephe kavramı yok oldu.

​HA, SİHA ve İDA: Eskiden baskın basanındı. Şimdi ise "görmeden vuranın." Gökyüzünde bir kartal gibi süzülen İHA'lar, denizin altında sessizce ilerleyen insansız araçlar...

Bunlar modern zamanın görünmez süvarileri.

​Son dönemde gördük...

Patlayan sadece cihazlar değildi, bir güvenlik algısı yerle bir oldu. Eskiden mektuba zehir sürerlerdi, şimdi bataryanın içine, sinyal koduna pusu kuruyorlar.

​Savaş artık sadece "cephede" değil; mutfaktaki fırında, elindeki tablette, kulağındaki kulaklıkta. Truva atı artık tahtadan değil, silikondan yapılıyor!

​Kâğıttan Kaplanlar ve Gerçekler

​Modern savaş artık bir "Yıldızlar Savaşı" (Star Wars) senaryosuna evrildi. Ama bu sefer yönetmen George Lucas değil, yapay zekâ algoritmaları.

​Bir uçağı düşürmek için füze atmanıza gerek kalmıyor bazen. Sinyalini kör et, rotasını şaşırt, kendi kendine çakılsın.

​Bir ülkenin elektrik şebekesini çökertmek, bin tankla sınırı geçmekten daha etkili hale geldi.

​Eskiden "karavana" atışlar vardı. Şimdi nokta atışı...

"Gözünün üstünde kaşın var" diyene, kilometrelerce öteden bir füze gönderiyorlar, pencereden içeri giriyor.

​Biz hala "geleneksel" yöntemlerle birbirimizi yerken, dünya "asimetrik savaş" denilen o karanlık dehlize girdi bile.

Eski çamlar çoktan bardak oldu, o bardaklardan da artık zehirli sular içiriliyor.

​​Atın karnındaki askeri göremeyen Truva, bugün telefonundaki casus yazılımı göremeyen modern insana dönüşmüşse...

​Ve sen hala "bize bir şey olmaz" diyerek o çağrı cihazına, o akıllı tahtaya, o yabancı yazılıma bel bağlıyorsan...

​Geçmiş olsun.

​Çünkü bilimden kopanlar bu savaşta havlu atacak bir ring bile bulamayacak.

​Zira nakavt, cebinden gelecek!

Esen kalın...