Dünyayı karşımıza alıyoruz (2)

SON yıllarda neredeyse tüm dünyayı karşımıza almış durumdayız. Cumhurbaşkanımızın ABD, Rusya, AB ve BM'lere dönük veryansın etmesi bir yana, BM'nin yapısını bile eleştirerek değişmesi gerektiğinden söz ederek, veto hakkı...

Abone Ol

SON

yıllarda neredeyse tüm dünyayı karşımıza almış durumdayız.
Cumhurbaşkanımızın ABD, Rusya, AB ve BM’lere dönük veryansın etmesi bir yana, BM’nin yapısını bile eleştirerek değişmesi gerektiğinden söz ederek, veto hakkı olan beş daimi üyeyi de karşımıza almasının mantığını anlamak mümkün değil.
Eğer bu tür çıkışlar, toplumu hamasi çıkışlarla, ona buna meydan okumakla etkilemeye dönükse, bu ülke ve bu ülke insanı için, bu kadar yanlış ve tehlikeli bir şey olamaz.
Bu tehlikenin boyutunu görebilmek için kahin olmaya gerek yok.
Irak, Suriye, Mısır, Tunus, Libya ve son olarak da Rusya ile ilgili politikalarımızın bize çıkan faturasına bir bakın yeter!
Hala yoksulların hamiliğine soyunmakla meşgulüz.
Üç milyon Suriyeliyi bağrımıza basmamız yetmiyormuş gibi, bundan böyle de gelecekleri bağrımıza basmaktan söz ederken, turizmin dibe vurduğunu, ülkede asayişsizliğin tavan yaptığı neredeyse görmezden geliniyor.
Dış politikada, bu yanlışların önemli mimarlarından biri olan Davutoğlu’nun gitmesi, yerine Yıldırım gibi, hamasetten ve hayalcilikten uzak birisinin gelmesi şimdilik olumlu bir gelişme olarak görülse de, Erdoğan’ın dünyaya meydan okuma alışkanlığının ve diplomasi dili yerine kabadayı üslubuyla uluslararası arenada boy göstermesini kim engelleyebilecek merak ediyorum!
BM’ye aleyhimizde bir konu gelse, bu beş daimi üyeden hangisi bize sahip çıkar?
Süper güçlere meydan okurken, ilişki kurmaya çalıştığımız ülkelere bakın.
Fildişi Sahili, Gana, Gine, Cibuti, Somali, Uganda, Kenya gibi Afrika’nın geri kalmış ve yoksul ülkeleri.
Almanya’daki son oylama da ilginç.
Oylamada 11 Türk kökenli üyenin ikisi oylamaya katılmazken 9’unun aleyhimize oy kullanmaları da gösteriyor ki, söylendiği gibi “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” sözü pek doğru değil gibi!
Bence “Türk’ün Türk’ten başka düşmanı yok.”
Biz, ne kötülük varsa birbirimize yapıyor, sonra da çıkıp, birilerini suçlayarak işin içinden sıyrılıyoruz.
AK Parti’yi genelleyerek söyleyemem ama başta Erdoğan olmak üzere, kimi AK Partili siyasi aktörler, Türk adından rahatsızlar gibi geliyor bana!
Bir topluma, bir etnik kimliğin dayatılması yerine, ABD’de olduğu gibi, vatandaşlık kimliğinin öne çıkarılma çabalarını anlayışla karşılayabilirim ama bir kimliği çizmeye çalışırken, ümmetçi bir kimliğe yönelmeyi kabullenmeyi bırakın, akıl ve çağdışı bir arayış olarak görürüm.