Sevgili okuyucularım, yoğun iş ve kitap yazım programım nedeniyle, sizlerle uzun zamandır bir arada olamadım. Geçen hafta yapılan YEŞİLAY Ankara Şubesi Genel Kurulumuzda, bir 2 yıl daha yönetim kurulu üyeliğine seçilmem nedeniyle, bundan sonra da daha sık buluşamayabiliriz.
Bunun yanında, 3 adet kitap çalışmasının sonuna geldiğimi söyleyebilirim. Daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim. "Türkiye" üçlemesinin 3. kitabı "Türkiye'nin Yöresel Lezzetleri / 81 İl 381 tarif" adlı kitabımla ilgili araştırmalar yaparken, kadınlarımıza yönelik yemek adları çok ilgimi çekince, bunları sizlerle paylaşmak istedim.
Araştırmalarda ilginç olan şuydu; Kadınlarımız ile ilgili ilginç yemek adları mevcuttu ve bu isimler verilirken, kadınlar aşağılanıyor mu yoksa yüceltiliyor muydu anlayamadım?
Bazı muhafazakar kanallarda program yapan aşçıların, hiç hadleri değilken, "kadınbudu köfte"ye pirinçli köfte, "dilber dudağı tatlısı"na Ay tatlısı adlarını vermesini, doğrusu çok yadırgamıştım.
Oysa, Türkçe basılan ilk yemek kitabı "Melce'üt-Tabbahin"de adı geçen kadınbudu köftesinin adını değiştirmek, kadını cinsel bir obje olmaktan çıkarttığını zannedenler için, büyük bir ayıptı.
Geleneksel Türk mutfağında adı geçen, kadınlarımızla ilgili yemek adlarına bir göz atarsak, ana malzemesi erişte olan, Adana ve Gaziantep'e özgü "dul avrat çorbası" ve salatası, bir börek türü olarak; "hanım çantası", aslı "hanım göbeği" olan "kadın göbeği", Şanlıurfa yöresel lezzetlerinden olan, krep üzerine şerbet dökülüp, ceviz serpildikten sonra, dürüm yapılarak yenen ve baştan çıkaran lezzeti nedeniyle "şıllık tatlısı" olarak adlandıran hamur işi, gerçekten de kadının adını yücelten veya aşağılatan lezzetler midir?
Bazı yemekler vardır ki hazırlanması zaman ve özen ister. Örneğin; hamurdan yufka açmak yerine, hazır yufka kullanılarak yapılan mantıya; "or....pu mantısı", pirinci kavurmadan hazırlanan dolmaya; "or....pu dolması", yeniden ısıtılarak ya da su kaynamadan demlenerek ikram edilen çaya; "or....pu çayı" dendiğini duymadıysanız, şimdi duyun.
Yufkaya iç katarak rulo yapılıp, oklava çıkartılmadan içe doğru büzdürülerek hazırlanan burma tatlısına; "kocakarı gerdanı" adı verilirken, kadın aşağılanmıyor, yalnızca kırışıklığı benzetiliyor olabilir mi?
Bulgurun ıslatılarak salça, soğan, sarımsak, zeytinyağı, nar ekşisi, yeşillik vs. katılarak yapılan "kısır" yemeğinin, çocuk doğuramayanlar için söylendiğini düşünen insanlar var.
Büyük ve küçük köftelerden oluşan "analı-kızlı çorbası"nı, son zamanlarda ortaya atılan ve özellikle gençler tarafından tepki gören "erkekli-kızlı" benzetmesiyle eş tutanlar çıkarsa da şaşırmayalım.
Kocaeli'nin yöresel tatlılarından olan "otur Fatma tatlısı" için (bir adı da; nazlı) ekşi sözlükte, komşuları bir arada tutmaya yarayan, yiyenin oturup bir daha kalkamadığı anlatılır. "Nazlı" ismi ise, tatlının ana malzemesi olan irmiğin pişirilmesinin zor olmasından kaynaklanarak, zor ve nazlı pişen bir tatlı olmasındandır.
Şıh Mualla yemeği (Hatay), sütlü Nuriye tatlısı (Gaziantep) bir tarafa, eskiden randevu evi önünde satılan ve yiyene doping etkisi yaptığına inanılan halka tatlısına "kerhane tatlısı" diyen var.
Şimdi bütün bunlara bakarak, tarihe mal olmuş ve yüzlerce yıldır adı değişmemiş bu lezzetleri, kadının onurunu kurtarmayı bahane ederek değiştirmeye kalkanlar ile çocuk gelinlere nikah kıyarak aile kurduklarını sananlar aynı kişilerdir.
Şairin dediği gibi; "Önce ekmekler bozuldu" ama sıra yemeklerin adlarına gelmesin lütfen!