Doktorlarımızla öğretmenlerimiz hedef tahtası

Toplum giderek agresifleşmeye, yozlaşmaya, bozulmaya ve kokuşmaya başladı. Askere, polise velhasıl, güvenlik güçlerine, bürokratlara saldırmak sıradanlaştı. Aklım almıyor. Anadolu'nun en ücra köşelerindeki halk, devletin başlattığı...

Abone Ol

Toplum giderek agresifleşmeye, yozlaşmaya, bozulmaya ve kokuşmaya başladı.
Askere, polise velhasıl, güvenlik güçlerine, bürokratlara saldırmak sıradanlaştı.
Aklım almıyor.
Anadolu'nun en ücra köşelerindeki halk, devletin başlattığı bir yatırımı engellemek için olmadık eylemler ortaya koymaya başladılar.
Köylünün böyle bir eylemi organize etmesi ve güvenlik güçlerine saldırması olacak şey değil.
Bunu birileri tezgahlıyor.
Televizyona çıkmaya meraklı gençler de, ortaya konan bu senaryonun aktörleri ya da figüranları oluyorlar.
Bazı haberciler, bu tür haberleri kendileri üretebiliyorlar!
Teröristler askere ve polise saldırırlarken, son yıllarda, sade vatandaşlarımız da doktorlarla öğretmenlere saldırmaya başladılar.
Saldıran saldırana.
Allah sonumuzu hayırlı etsin!
Şifa bulmak için hastaneye yani doktora giden hasta yakınları, saçma sapan gerekçelerle doktorları darp edebiliyorlar.
Akıl alacak gibi değil.
Böylesine bir sorumsuzluğun ve vurdumduymazlığın mantığını anlamak mümkün mü?
Hele hele, bu saldırının bayan doktorlara dönük yapılması, rezillikten başka bir şey değil!
Günde en az yüz hasta muayene eden bir doktorun, psikolojisini hiç düşünüyor muyuz?
Geçmişte, kamu görevlilerine dönük bir saygı vardı.
Bugün, bırakın saygıyı, saygısızlık yapmak, saldırmak, hakaret etmek sıradan vakalar haline geldi.
Devlet yapısı, vatandaşın bir sürü sorunlarına çözüm bulmak için bina edilmiştir.
Vatandaşın güvenliği, eğitimi, sağlığı bu kurumlar vasıtasıyla ve burada görevli memurlarca yerine getirilir.
Normal bir toplumda, bir bireyin, kendisine hizmet sunan bir kurumdaki görevliyi darp etmesi düşünülebilir mi?
Öğretmenlerimize dönük de terör eylemleri özellikle de kaçırmalar başladı.
Öğrencisinin kulağını çeken öğretmene veli saldırabiliyor.
Bizim zamanımızda, anamız babamız öğretmene, “Eti senin kemiği benim” diyerek çocuğunu öğretmene emanet ederdi.
“Bizim zamanımızda” diye başlayan muhabbetlerin günümüzde komik kaçtığını bilmemize rağmen, geçmişten örnekler vererek, toplumun ne kadar değiştiğine vurgu yapmak istedik.
Tabii tüm bu saldırıların ne denli yanlış olduğunu ortaya koymaya çalışırken, kamu kurum ve kuruluşlarında, ideolojik koşullanma içinde olan, asli görevine odaklanmaktan çok, siyasete özenen, mesleğiyle ilgili konularda belli bir saygınlık kazanmaya çalışma yerine, ideoloji ağırlıklı etkinliklere ve bazı yapılanmalara yönelen bürokratlarımızın bireysel yanlışlarını da kabul etmemizde yarar var.
Burada şunu ayırt etmemizde yarar var.
Mesleki saygınlıkla kişisel yanlışlıklar birbirinden ayırt edilmeli, kişinin kişiliğine saygı duymasanız bile mesleğine ve işgal ettiği mevkie saygı göstermek gerekir.