Türk insanına bir haller oldu. Gün geçmiyor ki, medyamızda bir veya birkaç erkek ya da kadının vahşi bir şekilde öldürüldüğüne tanık oluyoruz. Adam, karısına kızıyor, 13 yaşındaki kayın biraderini okul önünden kaçırıp derede boğduktan sonra kafasını eziyor, bir diğeri 8 aylık hamile karısını ufak bir münakaşa sonunda bıçaklıyor, bu bıçak darbelerinden birisi de hamile kadının karnındaki çocuğun ayağına saplanıyor, başka birileri arabasına aldığı üniversiteli gencecik kıza tecavüze kalkıyor, kızın mani olması üzerine öldürüp bir kenara atıyor. Bütün bunlar, artık güncel olaylar oldu ve artık yüreğimiz dayanmaz hale geldi. Acaba, yasamızdan ölüm cezasını kaldırtan Avrupa ülkelerinden hangisinde, her gün birkaç tane kasten insan öldürme vakası yaşanmaktadır. ABD’nin birkaç eyaletinde hala idam cezası uygulanmaktadır. Halbuki oralarda belki senede bir cinayet işlenmektedir. Öyle olduğu halde, kasten adam öldüreni affetmiyorlar ve ölüm cezası ile cezalandırıyorlar. Her halde bizdeki gibi her gün cinayet işlense, sanırım tüm eyaletler yasalarına en kısa zamanda idam hükmünü koyarlar. Bir soru da bizim baro başkanlarına, eski ve yeni Yargıtay başkanlarına, hatta CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ve diğerlerine sormak istiyorum. Acaba, sizin kızınız veya oğlunuz yahut torununuz kasten öldürülse, ölüsü yakılsa, külleri savrulsa, o zaman idam cezasının tekrar yasaya konulmasına karşı çıkar mısınız? Siz, Yüce Mevla’dan daha mı merhametlisiniz? Allah (CC) Bakara 178/179 ayetlerinde şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler, öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür, hür ile, köle, köle ile, kadın kadınla kısas olunur. Fakat kim ‘öldürülenin varislerinden cüz’i bir af görürse kısas düşer. O vakit vacip olan birinin ‘diyeti’ takip etmesi, birinin de ona borcunu güzellikle ödemesidir. Bu rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Ey kamil akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır. Ta ki katilden sakınınız.”
Maide 45 ayetinde de Rabbimiz şöyle emrediyor:
“Tevrat’ta üzerlerine şunu da yazdık. Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için kefaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir.”
Allah kasten adam öldürenlere, biz kulların yapması gereken yöntemi böyle bildiriyor. Kısasın tarifini Diyanet İşleri Başkanlığı, Bakara 178. Ayetinin tefsirinde şöyle izah etmektedir:
“Kısas, aynıyla karşılık vermek demektir. İslam hukukunda ise, kasten ve haksız yere bir kimsenin canına kıyma ya da bedenine veya uzvuna zarar verme suçlarını işleyen kimselerin, verdikleri zararın aynıyla cezalandırılması demektir. Maide suresinin 45. ayeti, kısasa tabi suçları topluca belirtmektedir. İlgili şahsın vazgeçmesi halinde, kısas diyete dönüşür. Hıristiyanlıkta adam öldürenin affedilmesi, Yahudilikte ise mutlaka kısasa tabi tutulması esastır. İslam, diyet uygulaması ile orta yolu getirmiş oldu.”
Kısas, Osmanlıca-Türkçe sözlükte “Öldürenin öldürülme, yaralayanın yaralanma cezası, dişe diş, göze göz” olarak tarif edilmektedir.
Ben, bir kuşu öldürdüğüm için, tüfeğimi ve teferruatını satan bir kişi olarak değil, bir sineği bile öldürmeye kıyamazken, nasıl idam cezasının yasalarımıza konulmasını isteyebiliyorum? Bu soruyu kendime birkaç kez sordum. Fakat, her gün vahşi, insanın tüylerini diken diken eden cinayetleri duydukça, feveran ederek sonunda bu kısas konusunu gündeme taşımaya karar verdim. Biliyorum ki, ne iktidar, ne muhalefet partileri, ne de hukukçular bu konuya sıcak bakmayacaklar, olsun, hiç olmazsa kendimi vicdanen rahatlamış hissedeceğim. Temenni etmem, Allah yazdı ise bozsun, bu idam cezasının yasaya konulmasını istemeyenlerin hiç birisinin çoluk, çocuğunun başına böyle bir felaket gelmesin diyorum ama ya gelirse işte o zaman neler düşüneceklerini merak ediyorum. Çünkü ateş düştüğü yeri yakar. Çocuklarının haksız olarak ve vahşi bir şekilde öldürüldüğünü gören anaların, babaların, eş ve çocukların nasıl yanıp tutuştuğunu ancak o ateşin içine düşenler bilir ve yaşar.
Yüce Yaratandan, memleketimizi, çoluk, çocuğumuzu böyle canavar ruhlu kişilerin elinden korumasını ve yöneticilerimize de insaf ve merhamet duygusu ilham etmesini temenni ediyorum.