Dijital taciz ve telefonlarımızın huzuru

Abone Ol

​HEPİMİZ o anı yaşamışızdır: İşlerimizin en yoğun olduğu, belki trafikte direksiyon salladığımız ya da mesainin yorgunluğunu üzerimizden atmaya çalıştığımız bir anda telefonumuz çalar.

Ekranda ne arayanın adı ne de tanıdık bir numara; 800'lü, küsuratlı yabancı bir hat... "Efendim?" deriz, belki çok önemli bir şeydir tereddüdüyle.

Ancak cevap, bir kâbusun başlangıcıdır: "Konuşmalarınız daha iyi hizmet sunabilmek adına kayıt altına alınıyor..."

​Arayan kişi, daha önce aldığımız bir hizmeti, kullandığımız bir ürünü bize yeniden, ısrarla pazarlamak isteyen bir satış temsilcisidir.

Bazen ikna edici bir tatlı dil kullanır, bazen ise "Daha pahalı hizmete geçmek zorunda kalabilirsiniz," gibi tehditkâr bir üslupla üzerimizde baskı kurmaya çalışır.

Oysa biz, o anda bir şey satın almak, hele ki bir telefon görüşmesinde bu konuya kafa yormak istemiyoruzdur.

​Bu durum, basit bir "pazarlama" eyleminin ötesine geçerek, bireyin özel alanına, zamanına ve huzuruna dijital bir taciz şeklinde sirayet etmektedir.

Yasal olarak "ticari elektronik ileti" kapsamında değerlendirilse de pratik hayatta yarattığı etki bambaşkadır.

​Çağımız, dijitalleşme çağı. Hayatımız kolaylaşıyor, imkanlar artıyor. Ancak bu kolaylıklar beraberinde yeni korkuları da getiriyor.

Kişisel verilerimizin binlerce firmaya nasıl ulaştığı, rızamız dışında defalarca aranma listelerine nasıl dahil edildiğimiz, artık sıradan bir endişe haline geldi. "

Diji şu, miji bu" derken, insanlar artık her şeyden çekinir, korkar oldu. Bu "telefonda pazarlama" terörü de dijital çağın getirdiği, kurumsal kılıf giydirilmiş bir "huzur hırsızlığıdır".

​Bu ticari iletişime acilen köklü bir standart getirilmelidir. Tüketiciyi koruma kanunları düzenlemeleri var; ancak ne yazık ki arayan firmalar ya bu düzenlemelerin etrafından dolaşıyor ya da tüketicinin şikâyet süreçlerinin uzunluğu ve karmaşıklığından cesaret alıyor.

Aranmak istemediğini belirten tüketicinin bir daha asla aranmaması, yasal boşluk bırakılmayacak şekilde güvence altına alınmalıdır.

Arayan numaraların arkasındaki ticari unvanın telefon ekranında görünmesi (tıpkı "Ticari İşletme Arayan" gibi), insanların yabancı numaraları açma kaygısını azaltabilir.

Israrcı ve taciz boyutuna varan aramalarda firmalara kesilen cezaların caydırıcılığı artırılmalı ve bu cezalar hızlıca uygulanmalıdır.

​Tüm bu dijital karmaşa içinde, en temel hakkımız olan huzurumuzu koruma altına almalıyız. Telefonlarımızın sadece bizim istediğimiz zaman ve amaçla çalması, bir lüks değil, modern yaşamın bir gereğidir.

Artık bu dijital tacize bir dur demenin ve ticari iletişime bir ahlak standardı getirmenin zamanı gelmiştir.

Esen kalın…